BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsrail neyin peşinde?

İsrail neyin peşinde?

İsrail devletinin Orta Doğu’da giriştiği askerî harekâtın hedefinde şimdilik Hizbullah ile Hamas örgütleri ve bunların mensupları gözükmekte ise de, asıl hedefin Suriye ile İran olduğu açıktır.



İsrail devletinin Orta Doğu’da giriştiği askerî harekâtın hedefinde şimdilik Hizbullah ile Hamas örgütleri ve bunların mensupları gözükmekte ise de, asıl hedefin Suriye ile İran olduğu açıktır. İsrail, kurulduğu günden (1948) beri savaşıyor. Kadınlı, erkekli savaşıyor... Önceleri bütün Arap devletleri ve İslam ülkelerinin tamamına yakını İsrail’in karşısında iken, bugün durum tamamen değişmiştir. Bu değişim İsrail’in lehine olmuştur. Bu durumu; daha açık ifadesiyle başarıyı, ister İsrail’e ister ABD’ye bağlayınız, ama realite budur. Elbetteki İsrail’in hedefi kendi güvenliğini sağlamaktır ve bunun için de eline geçirmiş olduğu bu fırsatı (ABD’nin BOP Projesi) kaçırmak istememektedir. Aynı şekilde ABD de bu durumdan memnundur. Çünkü; yapmak istediğinin önünü İsrail açmaktadır! “Ölü toprağı” serpilmiş! Türkiye, sürdürmekte olduğu telefon trafiği ile meseleyi diplomatik yollardan halledebilme amacında, ama bu, sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Türkiye, endişelerinde haklıdır. Zira, böyle bir savaşta; yani İran ile Suriye’nin dahil olduğu bir savaşta bütün bölgenin karışacağı ve başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin etkileneceği aşikârdır. Lübnan ve Filistin’deki dram karşısında, yalnızca seyretmekle yetinen İslam ülkelerinin hali gerçekten calib-i dikkattir! İsrail’i kınama zahmetinde dahi bulunmamaktadırlar! İslam ülkelerinin üzerine serpilmiş bulunan bu ‘ölü toprağı’ hali, İsrail’i daha da yüreklendirmektedir. Başında PKK belası bulunan Türkiye’nin işi zordur! Zaten mahut güçler PKK terör örgütünü Türkiye’nin üzerinde âdeta “Demokles’in Kılıcı” gibi tutmaktadırlar! PKK terör örgütünü üzerimize salarak âdeta Türkiye’ye haddi bildirilmek istenmektedir! Burada bir noktayı daha vuzuha kavuşturmakta ihtiyaç var zannediyorum. İsrail’in gücünün nereden geldiği anlaşıldı ancak, koskoca bir Arap ve hatta İslam dünyasının pısırıklığına ne demeli? Bu sualin en güzel cevabını Irak’ta görmemiz mümkündür! Ne ABD’liye ve ne de İsrailliye gerek kalmaksızın Müslümanlar birbirlerini; ya, karşı mezhepte ya da başka ırkta bulunmaları sebebiyle pekala boğazlayabilmektedirler! İnsanlık ya da Müslümanlık bu işin neresindedir? Pekala; bu devirde ve üstelik hal böyle iken; hâl⠑önce Müslümanlığın mı gelir, ırkın mı?’ diye soran zihniyete ne demeli? “Bedel” ödüyorlar!.. Gaye ırksa, acaba Araplar neden bölük pörçük ve neredeyse her kabileye bir devlet düşmektedir? Üstelik aynı dinden olduklarını iddia ediyorlar! İddia ediyorlar dedik zira, her birisi, Allah’ın en son ve en mütekamil dini İslamiyet’i kendi keyiflerine göre dizayn edip şekillendirdiler! Nasıl diye sormaya gerek yok her halde; beyan ve icraatları ortada!.. Dolayısıyla bu halin bedelini ödüyorlar ve bu gidişle de ödemeye devam edeceklerdir! Karşı tarafa yani İsrail’e ve yandaşlarına gelince; zulüm hiçbir zaman payidar olmamıştır. Her şey en ince yerinden, zulüm ise en kalın yerinden kopar!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT