BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsani yardım koridoru mu?

İnsani yardım koridoru mu?

Müjdeler olsun ki; İsrail kuvvetleri her gün binlerce ton bomba yağdırdığı Lübnan’da, “İnsani Yardım” koridoru açılmasına izin vermiş. Artık ne gam! Varsın bombalar artarak devam etsin. İnsani yardım koridoru var!.. Bazen gazetelerde okuruz. Bilmem hangi şehirde bir eve yılan girmiş. Ev halkı yılanı arıyor. Ama yılanı bulmak için evini yıkmıyor.



Müjdeler olsun ki; İsrail kuvvetleri her gün binlerce ton bomba yağdırdığı Lübnan’da, “İnsani Yardım” koridoru açılmasına izin vermiş. Artık ne gam! Varsın bombalar artarak devam etsin. İnsani yardım koridoru var!.. Bazen gazetelerde okuruz. Bilmem hangi şehirde bir eve yılan girmiş. Ev halkı yılanı arıyor. Ama yılanı bulmak için evini yıkmıyor. Dünyanın birçok ülkesinde teröristler var. Eylemler yapılıyor. Polis bunların inlerini bulmak için, bir bölgeyi ablukaya alıp havadan imha etmiyor. İsrail ise birkaç Hizbullah militanı bahanesiyle, Filistin’in Gazze başta bütün şehirlerini, Lübnan’ın da Beyrut başta her tarafını hâk ile yeksan, yani yerle bir ediyor. Tren istasyonları, yollarda ana arterler, su, kanalizasyon, elektrik ve haberleşme merkezleri toptan imha ediliyor. Lübnanlı 500.000’den fazla insan kendi öz yurdunda, evinden ocağından kaçmak ve kuzey bölgelere sığınmak zorunda bırakılıyor. Huzur onlara yasaklanıyor. Bir insanın bir geceliğine yatacak yeri olmaması ne zordur, ne ıstırap vericidir. Bunu en iyi İsrail idarecilerinin bilmesi lazım. İspanyollar 1500’lü senelerde, 500.000’den fazla Yahudiyi kapı dışarı etmek veya öldürmekle kaşı karşıya bıraktığında, Osmanlı tahtındaki 2’nci Bayezid Han, “bunlar insandır, onlar da Allahü tealanın bir kuludur” diye onlara yurt verdi. Birçok yardımlarda bulundu. Şimdi de aradan beş asır geçti, yine iş bize düştü. Bu sefer İsrail’in acımasız saldırıları ile yuvaları dağılan binlerce İnsan, yine Türkiye’ye akıyor. Batılıların barbarlık suçuyla suçladıkları Türk evlatları, gelenleri karanfillerle karşılıyor... Okullarını, spor salonlarını, konutlarını onlarla paylaşıyor. Gemilerden inen insanların bakışlarını inceledim. Korkarak gökyüzüne bakıyorlar. Tepelerine yine mi bomba yağacak diye. Sonra karanfilleri görünce acı bir tebessüm. Nerede Türklere Ermeni soykırımı iftirası atanlar, nerede şerefsiz kin heykelleri diktirenler. Nerede Türkiye’nin başını ağrıtmak için her türlü terörist faaliyetlere finansörlük yapıp silah sağlayanlar. Değil 5000 kişi bütün Lübnan Türkiye’ye sığınsa,Türkiye Cumhuriyeti hükumeti tık demeden, kimseden yardım istemeden hepsini güllerle karanfillerle karşılar ve bağrına basar. İşte Türk budur. Türklük budur. 15 gündür insanların evlerini başına yıkanların zulmü, 9 ölçeğindeki depremden, tsunamiden, vebadan, koleradan daha acımasız, daha dehşet vericidir... Nerede Batının karaya vuran balinaları kurtaran kahramanları? Nerede petrole bulaşmış martılara acıyanlar? Nerede başıboş köpekler için uygulama yapan belediyeleri taşa tutanlar. Filistin ve Lübnan’da binlerce âdemoğlu kan ağlıyor. Yurdu yuvası dağılmış. Bunların sizin kuçularınız kadar değeri yok mu? Elinizi olmadı dilinizi, o da yoksa ne olur kılınızı oynatın. Yoksa sıra bir gün siz gafillere de gelir. Zalimlerin sonunu Cenab-ı Hak bilir. Şaron’un elan bulunduğu durumunu, her zalim gün gelir yaşayabilir. Zalim de mazlum da elbet bir gün bu dünyadan göçüp, ahirette hesap yerinde karşı karşıya geleceklerdir. Neyse ki İsrail, Lübnan’da, Beyrut’ta insani koridor açılmasına izin vermiş! Hadi canım! Zâlim yine bir zulme giriftar olur âhir/ Elbette olur ev yıkanın hanesi vîrân...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT