BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Balta ve sap hikâyesi...

Balta ve sap hikâyesi...

Evet, günlük hayatta çok sık duyduğumuz hikâyeye göre, ağaç baltaya şöyle sormuş: -Beni niye böyle mahvediyorsun?!.



Evet, günlük hayatta çok sık duyduğumuz hikâyeye göre, ağaç baltaya şöyle sormuş: -Beni niye böyle mahvediyorsun?!. Balta, ağacı kesen ağzı kadar keskin cevabı yapıştırmış hemen: -Unutma, bu işte bana sap olan senden bir parçadır... Bu hikâyenin değişik versiyonlarını biliyoruz. İfade biçimleri burada çok önemli değil. Filistin ve Lübnan’da olup bitenleri bir nebze anlatabilmek için sadece hatırlatmada bulunduk!.. İşaret etmek istediğimiz husus şudur: Sapı olmazsa balta ağacı kesebilir mi? İsrail devlet olarak sahneye çıktığı 1948 yılından beri; başta Filistinliler olmak üzere her fırsatta Arapları kesip biçiyor! Peki Araplar ne yapıyor? Onlar İsrail’e karşı mücadele etmek yerine birbirlerinin kuyusunu kazıyor... 1967’deki altı gün savaşında İsrail, (şüphesiz ABD’nin desteği ile) Mısır, Suriye ve Ürdün’ü mağlup etti. Ürdün, o tarihe kadar kendi sınırları içinde olan Filistin topraklarını artık yok sayıp kabuğuna çekildi. Ürdün devletinin hudutları içinde yaşayan Filistinlilere karşı da amansız bir savaş başlattı. 1970’li yılların başındaki bu Arapların birbirini boğazladığı savaşta, yaklaşık 10 bin Filistinlinin hayatını kaybettiği biliniyor. Filistinliler diğer Arap ülkeleri nezdinde de, daima ya yok sayıldılar, yahut başlarındaki belanın kaynağı olarak görülüp hep öfke ve husumete maruz kaldılar!.. Şimdi günümüzdeki duruma bir bakınız; sırf Hamas’ın iktidara gelmiş olması yüzünden; İsrail tarafından ölüdürülen, evleri yıkılan, ülkelerinin bütün altyapısı tahrip edilen; kısacası hayat damarları bir bir kesilen Filistinlilere kim destek veriyor? Sadece Lübnan’ın güney bölgelerinde hakim durumda olan Hizbullah teşkilatı!.. İsrail, daha önce çeşitli bahanelerle sayısız kere sınırını ihlal ettiği, 18 yıl boyunca Güney Bölgesini işgal altında tuttuğu ve suyunu dahi çaldığı Lübnan’a, yine Hizbullah’ın iki askerini kaçırmasını fırsat bilip karadan, havadan ve denizden korkunç bir saldırı başlattı. Saldırının iki haftalık bilançosu, medya haberlerine göre çoğu çocuk ve kadın olmak üzere beşyüz kişiyi aşıyor. Daha dün, İsrail füzesine hedef olan beşi çocuk yedi kişilik bir aile toptan yok oldu... Şimdi Arap ülkelerinin tepkilerine bir bakınız: Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün, İsrail’in yaptıklarını görmezden gelip; üçlü ittifak halinde Hizbullahı hedef tahtasına oturttu!.. Her halde şu sıralarda, bu üç ülkenin diplomatları, çeşitli kademelerdeki devlet görevlileri, hem dünyaya hem de kendi halklarına, niçin böyle davrandıklarını anlatmakta en fazla müşkülat çeken kişilerdir... Öyle ya, bütün dünya İsrail’in uyguladığı aşırı güç kullanımı ve devlet terörünü kınarken, bu beyler hem Amerika’ya yaranıp onun desteğini muhafaza etmek; hem de kendi ülkelerinde Hamas ve Hizbullah benzeri oluşumların güçlenip, halka dayanmayan; dayanmak bir yana, her türlü baskıyı halka dayatan rejimleri yıkmasına mani olabilmek hesabıyla böyle trajikomik duruma düşüyorlar. Bu noktada şunu söylemek gerekiyor; Filistinliler mevcut haldeki feci şartlara rağmen, er veya geç bir gün kendi devletlerini kuracaktır. Bu açık!.. Ama halka rağmen, Amerika’nın desteği ve İsrail’in iş birliği ile ayakta durmaya çalışan bazı rejimlerin yarını için hiçbir garanti görünmüyor... Kendisini kesen baltaya sap olma gafletini gösteren, ahmak zihniyetin sonu ne olabilir ki!.. İsrail bombardımanı ile parçalanmış çocuk cesetleri dünya medyasını kaplayıp tepkiler yükselirken; bu ülkedeki bir grup haham, kendi inançlarına göre bir fetva yayınlayıp savaşta kadın ve çocuk öldürmenin meşruiyetini iddia etmeye kalkıştı!.. İsrail, zahirdeki laik görüntünün aksine, özünde Yahudiliğin katı kurallarıyla yönetilen bir “şeriat” ülkesidir. İsrail’in bütün politik ve idari anlayışında bu inanç hakimdir. Dolayısıyla hahamların bu fetvasına şaşırmamak gerekir! Ama şaşırtıcı olan şey, aynı zaman diliminde; Suudi Arabistan’daki bir veya birkaç tane sözümona din adamının, mezhep farklılığını da öne çıkararak; Hizbullah teşkilatının dışlanması, kötülenmesi, böylece taraftar toplayıp güçlenmesinin önüne geçilmesi ve nihayet bertaraf edilmesi için kendilerince “fetva” yayınlamış olmaları... Sanki bütün olup bitenlerin sebebi Hizbullah’mış gibi! Sanki İsrail’in hedefi sadece Hamas, Filistinliler ve Hizbullah’mış gibi. Sanki Irak işgal edilip iç savaşa sürüklenmemiş gibi. Sanki ABD Dışişleri Bakanı Rice; “Yeni bir Orta Doğu’nun zamanı geldi...” dememiş gibi. Sanki altmış yıldan beri yüz binlerce Arap koyun misali boğazlanmamış gibi! Bu zamanda ve böyle bir ortamda; Arapların yukarıdaki davranışının bir tek izahı olabilir ancak: Balta ve sap hikayesi!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT