BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Krizler fırsattır

Krizler fırsattır

2006’yı 84 milyar dolar ihracat ile kapatacaklarını söyleyen Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, “Dövizdeki dalgalanmayı fırsata dönüştürmeyi başardık. Orta Doğu’daki gelişmelerden sonra Lübnan’daki iş potansiyelini de Türkiye’ye çekmeyi planlıyoruz” dedi.



> Cenk Esen ANKARA - Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, kurlardaki hareketlenmeyle birlikte ihracatın ithalatı karşılama oranında gözle görülür artış olduğunu söyledi. İhracat hedefini 84 milyar dolar olarak açıklayan Tüzmen, ithalatın ise yılı 125 milyar dolarla kapatacağını ifade etti. Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndaki makamında muhabirimizle yaptığı sohbette özel hayatından Türkiye’nin ekonomik meselelerine kadar birçok konuda samimi açıklamalar yapan Bakan Tüzmen, ihracatta hedefin 80 milyar doları aşmak olduğunu tekrarladı. > Hedefler büyüyor Geçtiğimiz 3 yılda katlanarak artan ihracat gelirinde, 2006 için 80 milyar dolar hedef konulduğunu, bunu aşmayı beklediklerini ifade eden Tüzmen, “Kurun 1.50 ile 1.60 aralığında gitmesi halinde 82 ile 84 milyar dolar arasında bir ihracat gelirine ulaşabiliriz. Bu, ihracatta hedeflerimizin de üzerinde bir rakam anlamına geliyor” diyor... Devlet Bakanı Tüzmen, 2006 gelirini aşınca, ileriye yönelik hedeflerde de revizyonun şart oldundan hareketle, “Biz de o zaman hedefimizi 2010’da 100 milyar euroya çıkaracağız ve 100 milyar dolar ihracat rakamına 2008’de ulaşacağız” diye konuşuyor. Bakan Tüzmen, petrol ve gaz fiyatlarının yüksekliğinin Türkiye’ye ciddi fatura yüklediğini, bunun da ithalatın 2006 yılında 125 milyar dolar seviyesine çıkarma durumunda olduğunu ifade ediyor. Sevinilecek taraf ise, ‘her halükârda ihracatın ithalatı karşılama oranı artıyor’... Devlet Bakanı Tüzmen, diğer sorularımıza şu cevapları verdi: > Orta Doğu’daki savaş * Orta Doğu’daki gerilim dış ticaretimizi nasıl etkileyecek? - Orta Doğu’daki savaş Türkiye’nin komşu ve çevre ülkelerine ihracatını etkileyecek bir boyuta gidiyor. Bölgeyle 15 milyar dolar olan dış ticaretimiz elbette etkilenecek. Ancak biz de tehdit unsurunu fırsata dönüştürmeye çalışıyoruz. Lübnan’daki iş potansiyelini Türkiye’ye kaydırmayı, Lübnanlı iş adamlarını Mersin’e getirmeyi amaçlıyoruz. Mersin Serbest Bölgesi’nde kendilerine yer tahsis ederek, ofis açmalarını sağlayarak, Lübnanlı iş adamlarının dünya ticaretinden aldıkları payın en azından bir kısmını Türkiye’ye çekeceğiz.’ * İhracat gelirlerini artırmak üzere önümüzdeki dönemde yeni stratejiler devreye girecek mi? - Amerika stratejimiz çerçevesinde özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde 6 eyaletle New York, İllinois, California, Florida, Georgia ve Teksas’ta ciddi çalışmalar yapıyoruz. Baktığınız zaman sadece Teksas’ın dış ticaretinin Türkiye’nin dış ticaretinin üzerinde olduğunu görüyoruz. Bu çalışmalar sonucunda 3 yıllık dönemde beklentimiz 10 milyar dolarlık dış ticaretimizi 15 milyar dolara çıkarmak. > Kurdaki artış iyi geldi * Kurlardaki son günlerdeki aşağı yönelme ve MB’nın uyguladığı yüksek faiz politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? - Döviz kurlarında hareket aşağı ya da yukarı doğru olabilir. İki, üç hafta içinde TL’nin aşırı değer kaybı, doların değer kazanması elbette ihracatçı için iyi oldu ama planları önceden yapamadıkları için etki sınırlı kaldı. Tüm bunlara rağmen kurlardaki yükselme ihracattaki artışı tetikledi. * Bu süreçten Türkiye nasıl etkilendi? Merkez Bankası yönetinin duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? - Biz hep ani iniş çıkışlar yerine, dolar kurunun 1.6000 seviyesinde tutacak bir politikayı savunduk. O zaman çok daha az maliyetli olurdu. Bu kadar çok faiz artırımına gerek kalmazdı. Dış ticaret açığımız bu kadar fazla olmayacaktı. Ara malı üreticileri daha çok ara malı üretecekti ve işsizlik azalacaktı. Bugün kurda aşağı doğru hareket olabilir ama belli bir süre sonra YTL’nin normal değerine geleceğine inanıyorum. Merkez Bankasının geçmiş tecrübeleri çok iyi şekilde değerlendirdiğini görüyorum. Tabii ki Türkiye çevresindeki istikrarsızlık ortamı nedeniyle çok kolay bir ülke değil. Buna rağmen, bugün istikrarlı bir ekonomi yönetimi var ve üzerine düşenleri yapıyor. Belki ilk zamanlarda belli sıkıntılar yaşandı ama şu anda üzerlerini düşeni en iyi şekilde yapıyorlar. > Haksız eleştiri oluyor * İhracattaki başarıya rağmen, ithalattaki artışın göz ardı edildiği görüşlerine katılıyor musunuz? - İthalatın artışı hiçbir zaman göz ardı edilemez, çok haksız eleştiriler oluyor. Biz dış ticaret rakamlarını açıklıyoruz. Türkiye’nin geçen sene 116 milyar dolar ithalatında TL’nin aşırı değerli olması bir numaralı etkidir. İkinci olarak istikrarlı bir ekonomide ara, sermaye ve tüketim malı ihtiyaçları dışardan sağlanmıştır. Ara malının iç piyasadan karşılanmasını kurun rekabetçi olmasıyla alakalıdır. Bugün eksik ayak olan kur, biraz daha ihracatçının yanına yaklaşmaya başlamıştır. Elbette kur düzeyi piyasada belirlenecektir ama 1.60 düzeyindeki kur bize biraz daha rekabetçilik kazandırır. * Bankacılık sistemi sermaye yapısını güçlendirirken, ihracatçıya destek bakımından nasıl bir sınav verdi? - Çok açık söylemek gerekirse, Türkiye’nin son dönemde yaptığı dışa açık hamlelerinde en eksik ayak bankacılık sistemi oldu. Sistem, 200 milyar dolarlık dış ticareti 12 milyar dolarlık müteahhitlik gelirini destekleyecek bir durumda değil. Ancak istikrar ortamının devam etmesiyle birlikte bankacılık sistemi destekleyecek konuma gelecektir. Çok acıdır ki, Irak’ta, Pakistan’da hâlâ Türkiye’nin bir banka şubesi yok. Ama Pakistan’ın bir bankası İstanbul’da 20-25 senedir vardır. İçerdeki kârlar geçmişte sanırım Türk bankalarını rehavete sevk etti ve yaşadıkları krizler sonrası Türk dış ticaretini desteklemekten uzaklaştılar. > Banka alımları riskli de olabilir * Son dönemde yabancıların gerçekleştirdiği banka alımları olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir mi? - Yabancıların banka alımlarının olumlu ya da olumsuz etkileri olabilir. Yabancı sermaye bankalarımızı büyütür, uluslararası arenada söz sahibi haline getirirse faydalıdır. Ama sadece iç piyasa dinamikleri düşünülerek pastanın dışarıdan gelenlerce bölünmesine giderse, o zaman sıkıntı oluşturur. Çünkü yabancı bankalar kendi ülkelerinin iş adamlarını destekler. Mesela Alman bankaları, Polonya bankalarını satın aldıktan sonra, Polonya’nın yurt dışı müteahhitlik sektörü teminat mektubu bulmakta zorlanmıştır. Sonuçta küçüldüler ve bugün yoklar... > Formunu kuru yemişe borçlu “Masamda hep bunlar durur; Antep fıstığı, badem, üzüm, ceviz, fındık... Bunlar benim sık yediğim kuruyemişler. Açıkçası özel bir şey yapmıyorum. Herhangi bir ‘sihirli’ formülüm yok. Zaman zaman multivitamin hapları alıyorum. Aslına bakıldığında ben enerjimi ihracatçıdan, sanayiciden, iş adamından alıyorum. Onların bir fabrikasını ziyaret ettiğimde onların terlediği alanları gördüğümde, en büyük enerjim oradan geliyor. Hele o yatırımlarda bir katkım varsa... İşte bu benim için korkunç bir enerji kaynağı...” > Benim attığım imzayı bugün kimse atamıyor Bakan Tüzmen, kendisiyle ilgili iddialar hakkında görüşlerini sorduğumuzda da, “Ben bunlara alışığım. Geçmişte yaşadım, şu an yaşıyorum, yarın da devam edecek. Önemli olan vatandaşın ne düşündüğü” diyor. Türkiye’de iş yapmak için mutlaka birilerinin ayaklarına basmak durumunda kalındığını ifade eden Tüzmen, “Yürümek bana göre değil, koşmak zorundayım. Türkiye koşmak zorunda. Koşarken direnenlerin ayağına basarız” diye konuştu. Türk bürokrasisinin, bugün cesur imzalar atamadığını da şu sebebe bağlıyor Tüzmen: “Ben 12 sene önce Serbest Bölgeler Genel Müdürü iken, attığım imzaları bugün kimse atamıyor. 1997’de Müsteşar Yardımcısıyken, 1999-2002 arasında Müsteşar iken attığım imzaları yine bugün atacak bürokrat göremiyorum. Çünkü onlar benim o gün attığım imzaların cezasını çektiğimi, atılan o cesur adımların karşılığını gördüklerinde, şimdi daha da imza atmaz hale geldiler. Türkiye’de ne yazık ki yanlış birtakım soruşturmalar sonucunda insanlar karalanır, insanlar sonra aklanırlar. Ama, yanlış soruşturmalara yol açanlar hiçbir zaman cezalandırılmazlar.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT