BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fındık kazanı kaynıyor

Fındık kazanı kaynıyor

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) iki ay önce Genel İdare Kurulu (GİK) Toplantısı’nı Trabzon’da yapmaya karar verip ana temayı da çay ve fındık ürününün içinde bulunduğu problemleri mercek altına almak olarak tespit ederken fındığın bugün yaşadığı sancıyı tahmin etmiş değildi belki ama rast geldi ve kendimizi kaynayan kazanın tam orta yerinde bulduk.



Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) iki ay önce Genel İdare Kurulu (GİK) Toplantısı’nı Trabzon’da yapmaya karar verip ana temayı da çay ve fındık ürününün içinde bulunduğu problemleri mercek altına almak olarak tespit ederken fındığın bugün yaşadığı sancıyı tahmin etmiş değildi belki ama rast geldi ve kendimizi kaynayan kazanın tam orta yerinde bulduk. Uçaktan iner inmez kim ne diyor diye kulağımı sokağa çevirdim ama söz kirliliği dayanılacak gibi değildi. Şehre girdiğimde ise her kafadan bir ses çıktığını, birinin söylediğinin diğerinin aksi olduğunu gördüm ve kafam arı kovanı gibi uğuldamaya başladı. Sigortalar tek tek atıyordu, bu durumu gören beynim koruma moduna geçmiş olacak ki, şalteri indirdi ve dış dünyayla ilgim kesildi! Konuyu yerinde görüp inceleyeceğim derken kafam iyice karışmıştı çünkü. Dünya fındık ihtiyacının yüzde 70’ini Türkiye’den karşılıyor. Türkiye, ürettiği fındığın yüzde 80-85’ini ihraç ediyor. Stratejik bir ürün olan fındık bugünlerde bu konumdan çok uzakta; siyasî malzeme olup çıktı. İktidar ayrı telden çalıyor, muhalefet ayrı. Tüccar başka konuşuyor, müstahsil daha başka! Hele muhalefet liderleri; bölgede cirit atıyor hepsi de. Eski liderler ve bakanlar da öyle. Her birinin üfürmesiyle dalgalar daha bir coşuyor ve üstündeki fındık kabuğu bir o tarafa savruluyor bir bu tarafa! Suların nasıl durulacağını doğrusu anlayabilmiş değilim. Fındık, çok yönlü bir ürün. Parçaların toplanıp tekrar düzene girmesi için gayret gerekiyor. Fakat, kimse işin o tarafında değil. Varsa, yoksa siyasî rant! Herkes onun peşinde koşuyor. Neden böyle bu? Taraflar eski alışkanlığından kurtulamamış da ondan!.. Yörede 60 senedir fındık yetiştiriliyor ve hep devlet desteği görmüş bu ürün. Son üç senede bu gidişe “dur” demek için radikal kararlar almış hükümet. Fiskobirlik’in borçlarını ödeyip “bundan sonra kendi ayakların üzerinde dur” diyerek başlatmış bu reformu. Peki, Fiskobirlik ne yapmış? Müstahsilden satın aldığı ürünü doğru zamanda, doğru yere satıp para kazandırmış onlara. Bu başarıda rekoltenin düşük olmasının da önemli rolü var tabii. Bu sene rekolte yüksek! Fiskobirlik bunu dikkate almayıp tıpkı geçen seneki gibi 6 YTL’den fındık toplamaya başlamış. Hatta “Korkmayın” demiş müstahsile. “Sezon açıldığında fiytaları 7 YTL’ye kadar çıkaracağız!” Bu arada işi daha da ileri götürüp hükümet hakkında da olur olmaz laf etmekten geri kalmamışlar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gidin. Derdinizi Fiskobirlik’e anlatın” derken, maksadı bu idi aslında ama sap ile saman birbirine karıştı ve fiyatlar hızla aşağı inmeye başladı. Haklı, haksız ayırt edilemez oldu. Fındık fiyatını belirleyen en önemli faktörlerden birisi de rekolte. Rekolte yüksek olunca fiyatlar düşüyor. Tersinde ise artıyor. Rekoltenin yüksek çıkması, Fiskobirlik’in elini kolunu bağlamış ve ürün alımını durdurmuş hemen tabii. Fiskobirlik’in 2004 ve 2005’te satın aldığı üründen dolayı müstahsile hâlâ borçlu. Bir de bu sene alacak olursa bu borç bir trilyon YTL’ye çıkıyor ki, karşılaması mümkün değil bunu. Üstüne üstlük kredi de bulamıyor. Ne yapmak lazım? Fındığı ve fındık müstahsilini orta yerde bırakmak mümkün değil. Çare bulmak lazım. Da, kim yapacak bunu? Siyasetçinin kavga ettiği meydanda fındık fiyatları kırılıyor, üretici inciniyor. Olan müstahsile oluyor yani. Rekoltenin doğru tahmin edilmesi gerekiyor bir kere. Bu sene rekolte hem erken açıklanmış, hem de yüksek. Bunun mutlaka Fiskobirlik, tüccar ve hükümet tarafından konsensüs ile açıklanması lazım. İthalatçı firmalar bile rekolteye göre fiyat veriyorlar çünkü. Fiskobirlik’in 233 bin ortağı var. Fındığın beşte birini satın alan bu kurumun mutlaka belli bir finansmana sahip olması gerekiyor. Rekoltenin yüksek olduğu senelerde stok yapıp fiyat dengesi kurması lazım çünkü. Sanayici-tüccar ayağı var bir de bu işin. İhracatçı yoksa müstahsil bir işe yaramıyor; müstahsil yoksa ihracatçı. Birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki unsuru bir diğerinin düşmanı gibi algılamak çok yanlış. Mutlaka düzeltilmesi lazım bu kanaatin. Türkiye şayet 2 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyorsa tüccarın basiretine borçlu bu başarıyı. Hiç konuşulmayan verimlilik konusu var ayrıca. Bu kadar tantananın arasında kaynayıp gidiyor bu mevzu. Gelelim siyasete. Hükümetin bu konudaki misyonu daima yönlendirici olmalı. Hükümet ile uyum içinde iş birliği yapılmalı ama siyasetin bu konuya asla bulaştırılmaması gerekiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT