BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 11 Eylül dehşeti perdeyi de sarstı

11 Eylül dehşeti perdeyi de sarstı

11 Eylül saldırılarını konu alan ‘Dünya Ticaret Merkezi’ adlı film, enkaz altında kalan iki polisin hayat hikâyesini anlatıyor. Amerikan halkının tepkisine maruz kalmamak için filmin bilboardlarda ve metrolarda reklamı yapılmıyor, televizyon tanıtımlarında ise tahrik edici sahnelere yer verilmiyor.



> Tolga Uslubaş 11 Eylül saldırılarını beyazperdeye aktarma cesaretini gösteren Oliver Stone’un yönettiği ‘Dünya Ticaret Merkezi’ adlı film geçtiğimiz günlerde izleyiciyle buluştu. İkiz kulelere yapılan saldırılarında enkaz altında kalan iki polisin hayatta kalma mücadelesini anlatan filmin billboardlarda ve metrolarda reklamına izin çıkmadı. Televizyon tanıtımlarında da tahrik edici sahnelere yer verilmiyor. “Dünya Ticaret Merkezi”nin yönetmeni ise Hollywood’un ünlü ismi Oliver Stone. Amerikan halkının hâlâ çok hassas olduğu bir konuda film yapmanın kendini çok zorladığı açıklaması yapan Stone, “Olabildiğince gerçekçi bir film yapmaya çalıştık. Kulelerin enkazında 24 saat mahsur kalan iki insanın öyküsünü anlatırken öncelikle şu soruları sorduk: Bir insanı canlı tutan unsurlar nelerdir? Böylesine zor koşullar altında bile hayatta kalmalarını sağlayan nedir? Birbirleriyle iletişim kurmasaydılar veya aileleriyle ilgili deneyimlerini paylaşmamış olsaydılar büyük ihtimalle ölmüş olacaklardı. Sonuçta ben bu insanların tamamen kişisel ve spritüel sebeplerle hayatta kalabildiğine inanıyorum.” John McLoughlin rolünü üstlenen Nicolas Cage, kendi kariyeri açısından bu filmin önemini şöyle anlatıyor: “Aktörlük yeteneğimi artık anlam taşıyan ve insanlara bir şekilde yardımcı olabileceğim projelerde hayata geçirmeyi istiyordum. İnsan ruhunun bu filmin senaryosuna pozitif yönde yansıması beni fazlasıyla etkiledi. 11 Eylül olayının kendisi ne kadar yıkıcıysa, senaryodaki pozitif yaklaşım bana en derin üzüntülerden bile bir tutam umut çıkabileceğini çağrıştırdı.” Faciayı tekrar yaşadı Filmin dört başrol oyuncusu arasında 11 Eylül faciasındaki kurtarma çabalarına birinci elden tanıklık etmiş tek oyuncu Maria Bello 11 Eylül günü yaşadığı deneyimi şu sözlerle aktarıyor: “Senaryo beni kişisel anlamda çok derinden etkiledi. Annem hemşire olduğu için onunla beraber St. Vincent’s hastanesine gittim. Ancak gün boyunca yaralıları beklediğimiz halde hiç kimse getirilmedi. Bunun sebebini sonradan anladık. Hayatta kalan insan sayısı çok az olduğu için hastaneye getirilen olmamıştı. Bir süre sonra kulelerin olduğu bölgeye gittim. 6. Cadde’ye vardığımda üzerleri gri tozlarla kaplanmış adeta bir insan denizi gördüm.” Olaylara bizzat şahitlik edenlerden bir diğeri ise 11 Eylül faciasına birinci elden tanıklık eden tecrübeli yapımcı Don Lee. Kulelere ikinci uçağın çarpışını gözleriyle gördüğünü belirten Don Lee, fedakarlık ve cesaret gibi insani temaların işlendiği böyle bir filmin prodüksiyonunda zevkle çalıştığını söylüyor. 67 milyon dolara mal olan filmin konusu ise kısaca şöyle: Dünya Ticaret Merkezi’ne düzenlenen saldırının hemen ardından kulelere giden ilk ekip, New York Limanı Polis Departmanına bağlı tim olur. Aralarında McLoughlin ile Jimeno’nun da bulunduğu beş kişi binalara girer. Kulelerin çökmesi üzerine enkazın altında mahsur kalırlar. McLoughlin ile Jimeno mucizevi şekilde hayatta kalmıştır. Ancak çöken kulelerin enkazının 6,5 metre altında beton ve metal yığınları arasında mahsur durumdadırlar. Birbirlerine göremedikleri halde enkaz arasından gelen seslerden diğerlerinin de hayatta olduğunu anlarlar. Sonraki 12 saat boyunca McLoughlin ile Jimeno birbirlerine ailelerini, polis örgütündeki hayatlarını, umutlarını ve hayal kırıklıklarını anlatarak hayata tutunmaya çalışırlar. Çekimleri mümkün olduğunca New York’taki gerçek mekanlarında yapılan film, 29 Eylül’de ülkemizde gösterilme girecek. > 17 Ağustos’un da filmi yapılıyor 17 Ağustos depreminin yıldönümüne 6 yıl kala yaşanan travma, sonunda beyazperdeye taşınıyor. Korku sinemasına ayrı bir renk getiren Taylan Biraderler, Küçük Kıyamet adını verdiği çalışmasında 17 Ağustos 1999 depreminden sonra çoğumuzu etkisi altına alan deprem korkusu işlenecek. Başrollerinde Başak Köklükaya, İlker Aksum ve Binnur Kaya’nın olduğu film, yakın gelecekte yaşanacağı tahmin edilen İstanbul depreminin oluşturduğu panik dolu bekleyişi ve büyüyen korkuların yol açtığı travma anlatılacak. Adını, Küçük Kıyamet olarak bilinen 1509 depreminden alan filmin çekimleri, Düzce depreminin yıldönümüne az bir süre kala, önümüzdeki günlerde başlayacak. Filmin içeriği hakkında şimdilik detaylı bir bilgi yok. 45 saniyelik dehşet anının nasıl sunulacağı, on binlerce ölünün film karelerine nasıl yansıyacağı gibi detaylar merak ediliyor. Taylan Biraderler’in Stone gibi halkın hassasiyetlerini göz önüne alıp dehşet sahnelerini biraz olsun yumuşatıp yumuşatmayacağı da şimdilik filmdeki en büyük detay...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT