BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük kapışma

Büyük kapışma

Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim ile MHK Başkanı Mustafa Çulcu ekranda ağız dalaşına girdi



Kılıçlar çekildi Haber Türk kanalında yayınlanan Şeref Tribünü programını konuk olan MHK Başkanı Mustafa Çulcu’nun sözleri Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’i kızdırdı. Önceki akşam yayınlanan programda Çulcu’nun, “Milli Takım dejenerasyona gidiyor” ifadesinde bulunması üzerine programa bağlanan Terim açtı ağzını yumdu gözünü. Program yapımcısı Tuğrul Yenidoğan ve konuklardan CHP milletvekili Berhan Şimşek ortalığı yatıştırmaya çalıştıysa da Fatih Terim bildiğini söylemekten kaçınmadı. Önce ortamı yumuşatmaya çalışan Mustafa Çulcu da Terim’in tavrı üzerine fikirlerini daha net ortaya koymaktan kaçınmadı. İşte o diyaloglar... HHH F.T: Sonuna yetiştim, ama bağlanmak istedim. Berhan Bey ve Kemal Bey’i bir derece anlıyorum da Mustafa Çulcu’yu anlamadım. Milli Takım’ın neresi dejenerasyona gidiyor onu çok merak ettim. Onu bana bir açıklarsa... Aurelio’nun alınmasıyla milli takımların dejenerasyona gitmesinin anlamını da pek anlamadım ben... M.Ç: Yanlış anlamışsınız öyle bir ifade de bulunmadım ben. Özümüzü yansıtan Milli Takım fotoğrafında, bundaki rahatsızlığımı dile getirdim... F.T: Yani Aurelio’nun alınması sizi rahatsız mı etti? M.Ç: Bu benim düşüncem hocam. F.T: Ben de onu sordum. M.Ç: Tabii ki Milli Takım’ın başarısı bir Türk insanı olarak bana büyük bir keyif ve onur verir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Üstelik bu duyguları yoğun yaşayan askerlik mesleğinden gelmekteyim. Dolayısıyla Milli Takım’ın başarı beni asla rahatsız etmez. Ama bu benim düşüncem şahsıma ait bir düşünce. F.T: Sizin asker kökenli olmanız bizden daha fazla mı Türk olmanızı gerektiriyor? Sizin asker kökenli olmanız Türklükle ilgili daha fazla mı bir hak veriyor size? M.Ç: Hayır estağfirullaf sevgili hocam. F.T: İkide birde onu söylüyorsunuz da yani. Ben de 100 defa milli formayı göğsümde taşıdım. Siz taşımadınız!.. Yani benim bir fazlalığım mı olması lazım size? M.Ç: Hocam aynı kurum içinde çalışan iki birey olarak sizinle asla... F.T: Bana da o garip geldi zaten. M.Ç: Hocam konuşursanız ben susayım. Veya ben konuşursam siz susun. Karşılıklı konuşmayalım. Anlıyamıyorum çünkü sizi. F.T: Telefondan oluyor galiba. Yoksa ben genellikle söz kesmem de. M.Ç: Sevgili hocam sizin yaptığınız hizmetlere ve devam eden hizmetlerinize, şahsınıza saygım sonsuzdur. Aynı kurum içinde çalışan iki birey olarak sizinle asla fikir çatışmasına, hele hele Türk spor kamuoyunun izlediği bir ortamda girmem. Bundan kurumsal saygınlık adına kesinlikle uzaklaşırım. Lütfen bu konuda size büyük saygım var. Ama o düşünce bana aitti, o kadar. Fazla büyütmemek lazımdı bu konuyu. Şu ana kadar yaptığınız ve bundan sonra yapacağınız hizmetlerden her zaman bir kardeşiniz olarak gurur duyarım ve size de saygım vardır. T.Yenidoğan: Sevgili hocam çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Elbette ki Milli Takım’ın başarısızı, sizin başarınızı gönülden istiyoruz. Fakat her şeyden önce hepimiz birer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Farkındaysanız belki de F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş, Trabzon, Sivas taraftarını hiç bir güç bir araya getiremedi, ama belki şu anda girdiğiniz zaman hepsinin taraftar siteleri “Farklı renklere aşığız, ama bu vatan hepimizin” şeklinde açılıyor. Maçlarda görüyorsunuz açılan pankartları “Vatan bölünmez” diye. Hassas bir dönemden geçiyoruz. İsterseniz bu konuya da bu anlayışla bakın. Biz zaten olayı bu yönüyle incelemek istemiştik. Ben sadece askerlik bölümüne girdim, ama Mlli Takım’a seçilmesi, seçilmemesi tabii ki sizin kendi tercihinizdir, teknik bir konudur. Ona bizim karışmamız da düşünülemez. Ama Türkiye Cumhuriyeti yapan kurum da siz değilsiniz Mehmet Aurelio’yu. Olaya biraz bu şekilde bakın isterseniz. F.T: Ben de size katılıyorum. Berhan Beye ve Sayın Belgin’in söylediklerine de katılıyorum. İşin boyutları kendine avantaj sağlama adına Milli Takım’ı kullanma boyutuna gelirse tabii ki hoş değil. Burada ben aynen katılıyorum, her sağ duyulu insanın karşı gelmesi gereken bir durum. Ancak Mehmet Aurelio şu anda 70 milyon insandan birisidir. Bakanlar Kurulu gerekli analizi yapmış ve bu çocuk bunu hak etmiştir. Ancak sevgili Musta Çulcu güzel bir şey söyledi. Aynı kurumda çalışan, hizmet eden iki insan olarak daha sağ duyulu olmasını beklerdim. Kendisi zaten ifade etti bunu. Şimdi olay şudur; bu ülke için hepimiz elimizden geleni yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Orada bulunanlar ve her Türk insanı gibi. Ancak bizim kendi çocuklarımız da dünyanın her tarafındaki milli takımlarında oynuyorlar. Kendi Türk evlatlarımız. Oranın vatandaşları da bizim çocuklarımızı “Türkler neden bizim takımımızda oynuyor? diye bir tepki göstermiyor. Şimdi eğer benim oynatmamla herhangi bir yabancı uyruklu Türk olmuş bir oyuncu kendi takımına avantaj sağlar ise bu tehlikeli bir boyuttur. Ama ben çok açık, çok net, ‘Benim orta sahada ihtiyacım vardı. Ben işin teknik tarafına baktım ve ben onu kadroma aldım’ dedim. Yani bütün samimiyetimizle söylediğimiz budur. Ayrıca ben almasam da Mehmet Aurelio F.Bahçe’de 6 yabancı artı Mehmet ve Önder oynayabiliyorlar biliyorsunuz. T.Y: Sayın Terim, zaten biz sizin onu Milli Takım’a alıp almamanızı eleştirmedik. Her halde bir yanlış anlaşılma oldu. Biz sadece askerlik ve vergiden muaf bu kişilerin vatandaş olmasını tartıştık.... Ayrıcalıklı vatandaş istemediğimizi söyledik.... K.Belgin: Sayın hocam bir şey sorabilir miyim? Duyumlarımıza göre Nobre de Türk vatandaşı olmuş. Dolayısıyla 5 yıllık şart ortadan kalkmış. Sayın Bıçakçı döneminde Federasyonu’nun o maddeye ilave ettiği bir cümleyle artık bütün yabancı oyuncuların Türk vatandaşlığına geçme şansı doğmuş. Siz Türk Milli Takımlar Teknik Direktörü olarak, böyle bir oluşum böyle bir gelişimin önüne geçmeyi düşünüyor musunuz? Federasyon’a bunun bir önüne geçelim diyecek misiniz? F.T: Başta da söyledim. Eğer takımlarımız kendilerine avantaj sağlama adına böyle bir eylemde bulunursa ki; bulunabilirler. Genel manada söylüyorum bu tehlikeli boyuta oluşur. Ama hatırlarsanız sezon başı Futbol Federasyonu Başkanı ve yönetim kurulu benim bir toplantımda bana yabancı statüsü ile fikrimi sordular. Ben de kendilerine “Siz sahada kaç yabancı istiyorsunuz” diye sordum. Onlar da bana “6 yabancı. Başkasına müsade etmeyiz” dediler. O zaman benim cevabım aynen şu oldu, ben bugünleri daha önceden gördüğüm için, “Her kulübün yabancı sayısını serbest bırakın.” Kastım şuydu; imkanı olan istediği kadar yabancı alır, ancak sahada 6 yabancı oynar. Yasaklar ortadan kalktığı için, sahada da sadece 6 yabancı oynayacağı için bir takım şeylerin önü kesilmiş olurdu... Hakikaten Türk’üm diyen var ise bu sayı bir olur, iki olur, üç olur... Ama inanmıyorsak ve o mevkide oyuncum varsa ve ondan faydalanamayacaksam almam. Kim ne derse desin fikrim değişmez. Yeter ki hep beraber doğru olacak şeyleri dejenere etmeyelim. Ben kimsenin kendine avantaj sağlaması adına Milli Takım’ın kullanılmasına müsade etmem. Mustafa Çulçu’nun şahsıyla, yaptığı hizmetlerle bir sorunum yok. Aynı kurumda çalışıyoruz. Aynı kurumda da çalışsa insanlar fikirlerini söylemeli ve tartışmalı, ancak bunun devamında kolkola girip devam etmeli... M.Ç: Bu benim fikir özgürlüğüm. Benim içime sinmiyor. Ama başarınıza, Milli Takım’ın başarısa tabii ki şapka çıkarırız.... -------------------------------------------------- Terim’in karnesi iyi Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, Lüksemburg maçıyla birlikte, ay-yıldızlı ekibin başında 50. sınavına çıkıyor. Milli Takım, Terim yönetiminde oynadığı 49 maçta 23 galibiyet, 14 beraberlik, 12 yenilgi alırken, toplam 70 gol atıp, kalesinde 58 gol gördü. 9 yılı aşkın bir aradan sonra yeniden göreve getirilen Terim, ikinci döneminde oynadığı 5’i resmi, 10’u özel maçta 6 galibiyet, 6 beraberlik alırken, 3 kez yenilgiyi önleyemedi. 426. milli sınav A Milli Takım bugün 426. maçını oynuyor. Ay-yıldızlı ekibimiz 83 yıllık tarihinde, geride kalan 425 maçta 145 galibiyet, 100 beraberlik alırken, 180 kez de yenildi. Rakip fileleri 538 havalandıran milliler, 669 gole ise engel olamadı. Son maçını 4 Haziran 2006’da Almanya’da Makedonya ile oynayan Milli Takım sahadan 1-0 yenik ayrıldı. Bugüne kada 205 özel maç yapan Milliler 66 kez kazandı, 82 kez yenildi, 57 kez berabere kaldı. 251 gol atıp, 321 gol yedi. Ağustos vasat Milli Takım’ın Ağustos ayında 19 maçta 8 galibiyet, 8 mağlubiyet, 3 de beraberliği bulunuyor. 16’sı özel olan bu maçlarda 13 ayrı rakiple karşılaşan ay-yıldızlıların attığı gol 31, yediği ise 29. En farklı galibiyet 4-0’la Çin’e karşı, en farklı yenilgi ise aynı sonuçla Norveç önünde alındı. En gollü maçta ise Milli Takım Galler’i 6-4 mağlup etti. Özel maçların 6’sını kazanıp, 7’sini kaybeden Milli Takım 3 beraberlik alırken, 22 gol attı, 23 gol yedi. Kolay lokma Lüksemburg ile 6. kez karşılaşacak olan Milli Takım’ın rakibine karşı bariz üstünlüğü bulunuyor. Daha önce oynanan 5 maçtan 4’ünü kazanan ay-yızdızlılar, sadece 1 kez rakibine boyun eğdi. Milli Takım’ın 10 golüne Lüksemburg 5 golle cevap verirken, iki takım en son 1992’de karşılaştı. 1972’de deplasmanda oynanan ilk maçı 2-0 Lüksemburg kazanırken, daha sonra oynanan 4 maçta Milli Takım rakibine üstünlük sağladı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT