BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 45 saniyenin 45 yıl sürdüğü an!..

45 saniyenin 45 yıl sürdüğü an!..

"Nedir zaman nedir, bir su mu, bir kuş mu?/Nedir zaman nedir, iniş mi, yokuş mu?” Şair böyle diyor. Tefekkürden nasibi olan herkes, zamanı kendi içinde de kendi dışında da sorgulamıştır. Bu tasavvuf ehli için de böyle, metafizk mes’elelere kafa yoranlar için de, pozitivist için de...



"Nedir zaman nedir, bir su mu, bir kuş mu?/Nedir zaman nedir, iniş mi, yokuş mu?” Şair böyle diyor. Tefekkürden nasibi olan herkes, zamanı kendi içinde de kendi dışında da sorgulamıştır. Bu tasavvuf ehli için de böyle, metafizk mes’elelere kafa yoranlar için de, pozitivist için de... Peygamberler Peygamberi’nin -sallallahü aleyhi ve sellem- Miraç mucizesini dünya zamanıyla değerlendirenler onu inkâr ederler. Üstelik o muhteşem mucizeyi inkâr edenler, ümmî kimseler değil, bir merkebin çekmekte zorlanacağı kadar ağır diploma sahibi Prof’lardır. Dünya zamanıyla, sınırlı insan akıl ve mantığıyla ölçüp biçip tartıldığında bir ânda Mekke-Medine-Kudüs-Gökler-Öteler, dönüş ve seyahat ve leğende hâlâ durulmamış su hakîkati izaha kavuşturulamaz. Bu terazi bu sıkleti çekmez. İşine gelen inansın, o halde bir dünya zamanı var. Bir de ahiret zamanı. Bütün kâinat, bir ân-ı vahidde tek ânda, nokta gibi, belki o kadar bile olmayan vakitte bir “ol” emriyle halkedildi. Bir ânda da yok edilecek. 17 Ağustos olup da bunları düşünmemek mümkün mü? O gece hepimiz, Marmara bölgesinde yaşayanlar, derin uykularımızdan uyandık, yataktan fırladık. Sanki kıyametten, mahşerden bir sahnedeydik. Her birimiz bir yana savrulduk. Bazımız çocuklarımıza koşmaya çalıştık, bazımız sokağa kaçmaya. Bazıları ânında cansız ceset olmuştu. O âna şahit olanlar, ne uzun, ne bitmez, ne geçmez bir vakti yaşadık. Yer kaynıyor, duvarlar üstümüze üstümüze geliyor, o uğruna ne terler döktüğümüz eşyalar celladımız oluyordu! Hani korkmaz adamlardık. Hiçbir şeyden çekinmezdik? Nasıl da korkmuştuk. Ter alınlarımızda boncuk boncuktu. Nihayet, en nihayet, yer kıpraşması, zelzele, deprem...arzın öfkesi durmuştu. Sonradan öğrendik... O geçmez, bitmez durmaz sandığımız zaman, topu topu 45 saniyeymiş, evet evet, 1 dakikadan 15 saniye eksik bir zaman. 45 saniyede ne yapılabilir ki? Seyahat mi edilebilir? Para mı kazanılabilir, kahvaltı mı yapılabilir? Fakat 45 saniyede 45 bin kişi öldü. Denizler kabardı, yer dev apartman bloklarını yuttu. Katlar katların üstüne yığıldı. Ve böylece tarihin en dehşetli felakertlerinden birini yaşadık. Marmara Depremi olmuştu. 45 saniye sürmüştü... 45 bin kişi ölmüştü. 45 saniyenin acıları ancak 4.5 yılda sarılabilmişti. 45 saniyede hayatlar bitmiş, servetler bitmişti. 45 saniye meğer ne uzun bir zamanmış. Yaşayanlara sorun!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT