BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mübârek Mi’râc Gecesi...

Mübârek Mi’râc Gecesi...

Recep ayının yirmi yedinci gecesi, “Mi’râc gecesi”dir ki, Resûlullah Efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü ve Allahü teâlâ ile konuştuğu gecedir...



Yarın inşâallah (20 Ağustos 2006/26 Receb 1427 Pazar) mübârek “Mi’râc Kandili”ni idrâk etmekle şerefleneceğiz. 26 Receb-i şerîf’i 27 Receb’e bağlayan gece yanî Recebü’l-ferd ayının 27. gecesi, Sevgili Peygamberimizin “İsr┠ve “Mi’râc” mu’cizesiyle şereflendiği gecedir. Bu vesîleyle, kıymetli okuyucularımızın, necîp milletimizin ve bütün İslâm âleminin Mi’râc gecelerini cândan tebrîk ediyoruz... Bu girişten sonra ifâde edelim ki, bilindiği üzere, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran çok daha kudsî, mukaddes ve mübârektir. Mukaddes mekânların başında, Mekke-i mükerremedeki “Kâbe-i muazzama” ve etrâfındaki “Mescid” sahası yanî meşhûr ismiyle “Mescid-i Harâm”, Medîne-i münevveredeki “Mescid-i Nebevî”, Kudüs-i şerîfteki “Mescid-i Aksâ”, yine Medîne’deki “Mescid-i Kub┠olmak üzere, Allahü teâlâya ibâdet edilen bütün câmi ve mescidler, O’nun emir ve yasaklarının öğretildiği yerler gelir. Muhterem insanların başında, “Hâtemü’l-Enbiyâ ve’r-Rusül (Nebîlerin ve Resûllerin sonuncusu)”, “Resûlü’s-Sekaleyn (insanların ve cinnîlerin Peygamberi)” Hazret-i Muhammed Mustafâ (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz bulunmaktadır. Onu, kendisiyle birlikte altı olan ve “Ülü’l-azm” peygamberler denilen diğer beş büyük Peygamber takip eder. Bunlar (Peygamber efendimizden sonra) üstünlük sırasına göre, Hz. İbrâhîm, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ, Hz. Âdem ve Hz. Nûh (aleyhimüsselâm)’dır. Bunlardan sonra, 313 (üçyüzonüç) “Resûl” gelmektedir. Bunlardan sonra da, “Nebî” adı verilen 124 binden ziyâde olduğu bildirilen Peygamberler gelir. Peygamberlerden sonra ise, üstünlük sırasında Sahâbe-i kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn başta olmak üzere diğer âlim ve velîler bulunmaktadır. Mübârek geceler Bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demek olan “mübârek” sıfatıyle sıfatlanan ve İslâm dîninin kıymet verdiği on gece vardır ki, bunlar kronolojik sıraya ya’ni hicrî-kamerî sene içerisindeki yerine göre Muharrem’in 1. gecesi, Aşûre (10 Muharrem) gecesi, Mevlid gecesi, Regâib gecesi, Mi’râc gecesi, Berât gecesi, Kadir gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesidir. Allahü teâlâ, kullarına çok merhamet ettiği, acıdığı için bazı gecelere, günlere ve aylara husûsî kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tövbe, namaz ve oruç gibi ibâdetleri kabûl buyuracağını bildirmiştir. Aslında kulların çok ibâdet yapmaları, duâ ve tövbe etmeleri için böyle gece, gün ve aylar birer sebep kılınmıştır. Bütün mübârek geceleri birer ganîmet bilmeli, bu fırsatları iyi değerlendirmelidir. Bu gecelerde çok tövbe ve istiğfâr etmeli, Allahü teâlâya münâcât, tazarru’ ve niyâzda bulunmalı, yalvarıp yakarmalıdır. Tesbîh, tahmîd, tekbîr, tehlîl ve benzeri her çeşit zikir, fikir ve şükürle meşgûl olmalıdır. Kazâ namazı borcu olanlar, kazâ namazları kılmalıdır. Kur’ân-ı kerîm okumalı, sevâbını da ölülerimizin rûhlarına göndermelidir. Peygamber Efendimize salât ü selâm okumalıdır. Ana-baba, diğer yakın akrabâ ziyâret edilmeli veya telefonla, e-maille gönülleri ve duâları alınmalıdır. Fakîrler, yetîmler sevindirilmeli, sadakalar, hediyeler verilmelidir. Dargınlar, küskünler barışmalıdır. Ayrıca bu vesileyle güzel vatanımızın dirliği, asîl milletimizin birliği ve beraberliği, bütün Müslümanların ve İslâm âleminin huzûr ve saâdeti, bütün insanların da hidâyeti için duâ etmeliyiz. İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Âdem aleyhisselâmdan beri kıymetli, hürmet edilen bir ay olan Recep ayı bitmek üzeredir. “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’bân ayı ile “ayların sultânı” diye anılan Ramazan ayını da inşâallah sıhhat ve âfiyet içerisinde idrâk ederiz. Ma’lûm olduğu üzere, Receb-i şerîfin ilk Cum’a gecesine “Regâib gecesi” denir. Çünkü Allahü teâlâ, o gecede mü’min kullarına “rağîbetler” yanî ihsânlar, ikrâmlar yapar. Recep ayının yirmi yedinci gecesi ise, “Mi’râc gecesi”dir ki, Resûlullah Efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü ve Allahü teâlâ ile konuştuğu gecedir. “Berât gecesi”ne gelince, Cenâb-ı Hak, hiçbir şey yaratmadan önce, ezelde her şeyi takdîr etmiş, dilemiştir. Bunlardan bir yıl içinde olacak her şeyi Şa’bân ayının onbeşinci gecesinde yani “Berât gecesi”nde meleklere bildirir. Kur’ân-ı kerîm “Levh-i mahfûz”a o gece inmiştir. [Nasip olursa, bu geceden, daha sonra zamanı gelince, tekrâr ve uzunca bahsetmek istiyoruz.] Kur’ân-ı kerîmin iki türlü inişi vardır: Birincisi Levh-i mahfûza inişi, diğeri de semâ-i dünyâya ve oradan Peygamber Efendimize inişi. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve selem), Berât gecesinde çok ibâdet ve duâ ederdi. Çok yaklaşan, gölgesi başımızın üzerine gelen, girmek üzere olan Şa’bân ayı Ramazân-ı şerîf’e hâzırlık ayıdır. Müslümanlar, târih boyunca Şa’bân ayını, gafletten uzak olarak, günâhlardan sakınarak ve geçmişte işlemiş oldukları günâhlara da tövbe ve istiğfâr ederek Ramazan ayını karşılamak için fırsat ve ganîmet bilirlerdi. Şa’bân ayı Receb ile Ramazân aylarını birleştiren bir köprü gibidir. Mü’minler, geçen günlerden ibret alırlar, bugünkü günü ganîmet olarak bilirler, yarınki güne çıkıp çıkamayacaklarını bilemediklerinden, sıhhat ve âfiyet içerisinde hayırlı günlere kavuşmak için Cenâb-ı Hakk’a tazarru’ ve niyâz ederlerdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT