BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hububatta rekor kırdık

Hububatta rekor kırdık

Tarıma verdikleri desteği hem çeşitlendirdiklerini hem de artırdıklarını söyleyen Eker, “Doğrudan gelir ve mazot desteğinin yanı sıra tarım sigortasını başlattık. Hayvancılığın geliştirilmesi için 17 çeşit destek veriyoruz. Hibrit tohum üretimi konusunda da önemli adımlar attık” dedi.



> Haber Merkezi ANKARA - Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, sertifikalı tohuma geçilmesi ve süne ile mücadelede yer aletlerinin kullanılmasıyla birlikte hububat üretiminde rekor kırıldığını belirtti. Aynı alandan 2 milyon tondan fazla buğday aldıklarını açıklayan Eker, “Geçen yıl ithalat yapmadık. Buğday unu ihracatında ise dünya birincisi olduk” dedi. İhlas Medya Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol ve Başkan Yardımcısı Murat Odabaş’ın hazırlayıp sunduğu ve TGRT HABER TV’de yayınlanan “Ankara’nın Gündemi” programı Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’i konuk etti. Aynı alandan rekor ürün Sertifikalı tohumun yaygınlaşması ve süne ile mücadelede yer aletlerine geçildikten sonra üretim ve kalitede de artış yaşandığına işaret eden Bakan Eker, hükümet olarak 2002’de sertifikalı tohum kullanımını teşvik ettiklerini, 75 bin ton olan sertifikalı tohum kullanımının 280 bin tona yükseldiğini vurguladı. Bakan Eker, 2002’ye kadar uçakla yapılan süne mücadelesinin artık yer aletleriyle yapılmaya başlandığını da dile getirerek, yer aletleriyle yapılan mücadelenin hem daha ekonomik olduğunu hem de çevreye zarar vermediğini anlattı. Buğday üretiminde tohum ve ilaçlama yöntemlerinin değiştirilmesiyle verim ve kalitenin de arttığını kaydeden Eker, “2004-2005”te ithalat yapmadık. Aynı alandan 2 milyon ton daha fazla ve kaliteli buğday aldık” diye konuştu. 2 milyon ton buğday unu sattık “Buğday unu ihracatında geçen yıl dünya birincisi olduk” diyen Bakan Eker, sözlerini şöyle sürdürdü: “2 milyon ton buğday unu sattık. Bunun 900 bin tonu Irak’a kalanı ise diğer ülkelere ihraç edildi. TMO’nun hububat alımı piyasayı düzenlemeyi amaçlıyor. Hububatta ilk kez alım ve satım fiyatını birlikte açıkladık. Daha evvel alım fiyatını açıklar buna karşılık satış fiyatını açıklamazdık. Bunun da olumlu etkisini gördük. Bürokrasi azaltıldı. Bu sene daha rahat seri alım yapıldı. Şu ana kadar da bü yük bir sorunla karşılaşmadık. Türkiye hububatta belli bir kaliteyi yakaladı.” Yerli tohumlar üreteceğiz Türkiye’nin 1980’li yıllardan itibaren tohum ithalatında dünya lideri olduğunu hatırlatan Bakan Eker, bunun en önemli sebebi olarak tohumda patent kanununun çıkmamasını gösterdi. İthal edilen sebze tohumlarının bir sefer kullanılabilen ve ertesi sene yine ithal edilmesi gereken hibrit tohumlar olduğunu vurgulayan Bakan Eker, “Bir sebze tohumunu geliştirmek ortalama 4-5 sene sürüyor. Bu alana hiç kimse girmiyordu. Hükümet olarak ilgili yasayı çıkardık. Özel sektör firmaları da dahil olmak üzere çalışmalar başladı. İnşallah bu alandaki ihtiyaç yakında yerli kaynaktan karşılanmaya başlar” dedi. Destekleri artırdık Bakan Eker Doğrudan Gelir Desteğinin (DGD) 2001 yılında bütün diğer desteklerin kaldırılmasıyla yürürlüğe girdiğini belirterek, doğrudan gelir desteğinin tüm tarım desteğinin yüzde 86’sını oluşturduğunu belirtti. Tarıma verilen desteği çeşitlendirdiklerini ifade eden Bakan Eker, “Biz destekleri hem çeşitlendirdik hem artırdık. Daha önce mazot desteği yoktu ama petrol fiyatları anormal derecede arttı. Gübrede destek 2001’e kadar vardı ama üreticiye değil fabrikalara vardı. Hayvancılıkta 17 çeşit destek veriyoruz. Hükümet olarak toplam tarım desteğini 2 kattan fazla artırdık. Tarım sigortası uygulamasını başlattık” şeklinde konuştu. AB müzakere sürecinde tarımı ilgilendiren başlıkları, “Tarımda kırsal kalkınma, balıkçılık, gıda güvenliği, bitki sağlığı ve veteriner hekimlik” olarak sıralayan Bakan Eker, çalışmaları şöyle özetledi: “Sektörler itibariyle etki analizi yapıyoruz. Sonucuna göre piyasa düzeni içinde kendi pozisyonumuz belli olacak. Tarım sektörümüzü değerlendirdiğimiz zaman, avantajlı alanlar da var. Bunları iyi kullanırsak fırsata dönüştürebiliriz. AB’nin kurucu altı üyesi dışında tüm üye ülkeler için tarım sıkıntılı bir başlıktır. Ama hiçbiri bu zor diye süreçten geri dönmedi. O sıkıntıları çözdü ve AB’ye girdi. Aynı sonuç bizi de bekler. Türk tarımına rekabet gücü kazandırmamız gerekiyor.” > Fındık eylemini birileri tezgâhladı Fındığı Türkiye’nin geleneksel ürünlerinden biri olarak tanımlayan Bakan Eker, dünya fındık üretiminin çok önemli bir kısmının Türkiye’de bulunduğunu hatırlattı. Kanuna göre, 13 ilde fındık ekilmesi gerekirken, birinci ve ikinci sınıf tarım arazilerinde ve belli bir eğimi olmayan yerlerde de fındık üretimi yapıldığını belirten Eker, üretimin bu şekilde 34 ile yayıldığını söyledi. Eker, “Bu da üretimi artırmış. FİSKOBİRLİK uzun zamandır fındık alıyor ama zararı Hazine tarafından karşılanıyordu. Geçen sene ilan ettiği fiyatı ödeyemez duruma geldi. Geçmişte hükümet borçlarını silmiş ve FİSKOBİRLİK’i özerk hale getirmiş. Birliğin buna uygun davranması gerekirdi. Daha önce 5 YTL olan fındık bu sene 7 YTL oldu ve FİSKOBİRLİK bunu ödeyemedi. Bu da soruna neden oldu” dedi. Yaşanan gelişmeler karşısında hükümetin bir karar almak durumunda kaldığını ifade eden Eker, şöyle konuştu: “İlgili ilgisiz toplumun değişik kesimleri fındık üreticisinin sorunlarının arkasına saklanarak muhalefet yaptı. Hiçbir fındık üreticisinin yol keseceğine inanmıyorum. Bunu birileri tezgahladı. Bunun arkasında kimi illegal örgütler de vardı. 400-500 otobüs kiralanarak Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar oraya taşındı. Demokratik hakların kullanılmasına bizim sözümüz, itirazımız olmaz. Ama bu hakları kullanırken şehirlerarası yolları kapamak, hukukun kanunun dışındadır. Esasen FİSKOBİRLİK’in sebep verdiği bu sorun hükümetin aleyhine bir gösteriye dönüştü.” TMO’ya düşen rol Bakan Eker, 2006 sezonu için Tarım Bakanlığı sorumluğunda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) fındık alımı yapması için hazırlığa başladığını ifade etti. Eker, Bakanlar Kurulu kararına göre alıma başlayacaklarını dile getirerek, şunları söyledi: “FİSKOBİRLİK’in bize, daha doğrusu fındık üreticisine yardımcı olması gerekiyor. Birliğin sağduyulu davranacağını depo ve ekspertiz imkanlarından yararlanacağımızı düşünüyorum. Bizim amacımız sorunu çözmek. FİSKOBİRLİK’in durumu çok özel. Fındık özellikli bir ürün. Başka ürünlere emsal olamaz. Eğer üretilen iktisadi bir mal ise önce dünyaya satılacak. Dünyaya satılmayan ürün sürdürülemez. “Fındık Alanlarının Daraltılması Projesi” adı altında Dünya Bankası’nın desteklediği bir çalışma yapıldı. Ama tek başvuru bile olmadı. İnsanlar yasak olmasına rağmen fındık ekiyor. Her arazinin başına jandarma veya polis dikemeyiz. Bununla ilgili tedbirler alacağız.” > Kuş gribine karşı eğitim kampanyası Bakan Eker, sonbaharla beraber yaşanacak kuş göçleri dolayısıyla kuş gribinin tekrar gündeme gelebileceğine de dikkat çekti. Hastalığın dünyada devam ettiği sürece Türkiye’yi de etkileyeceğini vurgulayan Bakan Eker, “Kuş gribini normal bir hasarla atlattık. Sorun şu anda yok. Ancak tedbirleri sıkı şekilde takip etmek zorundayız. Vatandaşlar da bu konuda gevşekliğe müsaade etmemeli. Bunu sağlamak için vatandaşlarımız canlı tavuk satışına izin vermesinler ve gördüklerini ihbar etsinler. Sonbaharda kuş gribiyle ilgili olarak kitle iletişim araçlarında bir eğitim kampanyası başlatacağız” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT