BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkes konuşacak!

Herkes konuşacak!

Kekemelik, kullanılan yeni eğitim teknikleriyle artık 3 ay gibi kısa bir sürede tedavi edilebiliyor. Uzmanlar bu eğitimi alanların ‘bülbül gibi’ olduklarını ifade ediyor...



> Cemil Yıldız İSTANBUL-Uzmanlar kekemeliğin genelde doğuştan ve genetik bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, bunun dışında çocuklukta yaşanan şiddetli korku veya olağanüstü şoklar sebebiyle de kekeme kalınabileceğini, ancak günümüzde uygulanan tedavi metotları ve eğitimle 3 ay içinde bu dertten kurtulmanın mümkün olduğunu belirtti. 2-6 yaş arasına dikkat! Yaklaşık 5 yıldır yüzlerce kekemeyi âdeta bülbül gibi konuşur hale getiren Uzman Dr. Ayla Avcı, “Dilin takılmasıyla ortaya çıkan tekrarlamalar özellikle çocuklarda 2-6 yaşına kadar görülebilmektedir. Bu masum tekrarlarla kekemeliğin birbirinden ayırt edilmesi gerekmektedir. Çocuklardaki bu normal akıcılık kusurunun kekemelik haline gelmesinde ailelerin baskısı ve çocuğun bu konuşması üzerine odaklanması önemli rol oynamakta. Kekemelikte en önemli özelliklerden biri kelimelerin ya da hecelerin tekrarlanmasıdır. Bazen harflerin çıkarılmasında da zorlanılabilir. Bir başka problem de kekemelerin bütün gayretlerine rağmen hiç ses çıkaramama ve bazı mimik hareketleriyle kilitlenip kalmasıdır” diye konuştu. İlaçla tedavisi yok Kekemeliğin yakın zamana kadar âdeta bir ayıplanma konusu olduğunu, bir kusur olarak görüldüğünü anlatan Avcı, bu sıkıntıların özel eğitimle aşıldığını ve konuşma güçlüğü çekenlerin 3 ay içinde tiyatro oynayabilecek hale geldiğini söyledi. Kekemeliğin ilaçla tedavisinin mümkün olmadığının altını çizen Avcı, “Kekemelik tedavisi çok özel eğitim yöntemleriyle yapılmaktadır. Tek başına verilecek bir ilaç yoktur. Öncelikle kişinin kekemelik tipi tespit edilmelidir. Çünkü fiziksel (anatomik yapı) sebeplerle meydana gelen vakaların giderilmesi söz konusu değildir. Eğer kekemelik problemi psikolojik sebeplerden kaynaklanıyorsa, ki çoğunlukla öyledir, o takdirde kişi doğru program ve eğitim kullanılarak bu sıkıntıdan kurtarılabilir” dedi. Büyüyünce hafifler Kekemeliğin uygarlıktan etkilenen ve uygarlıkla artan bir alışkanlık olduğuna işaret eden Dr. Ayla Avcı, “Mesela, Amerikalı Kızılderili kabilelerinin bazılarında hiç kekeleyen bulunmadığı gibi dillerinde kekemelik karşıtı sözcük de yoktur. Kekemelik oranı toplumdan topluma, kültüre ve hatta aynı toplumun içinde sosyo-ekonomik düzeye göre de değişmektedir. Kekemelik cinslere göre farklılık göstermektedir. Genel olarak kızlara oranla erkek çocuklarda kekemelik vakalarına daha sık rastlanmaktadır. Bunun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Kız çocuklarına her yaşta daha ılımlı ve şefkatli davranıldığı için kekemelik oranı azdır. Çocuk çoğunlukla kekemeliği okul öncesi çağda geliştirmeye başlar. 18-20 yaşından sonra hafifleyebilir” şeklinde konuştu. Endişelenmeyin! * Çocuğunun kekelediğini düşünüp telaşa kapılan ailelerin bu telaş ve endişeden kurtulması çok önemlidir. * Çocuğun, konuşma özürünün üstesinden gelebilmesi onun bütün gelişimiyle sıkı sıkıya ilgilidir. * Çocuğun bedenen sağlıklı olmasına özen gösterilmelidir, istirahatı, beslenmesi düşünülmelidir. * Uzman kişi, çocukla iyi diyalog kurmalıdır. Uzman, eğer kendini sevdirirse başarılı ilk adımı atmış demektir. Bundan sonraki evreler hem uzman hem de kekemelik tedavisi gören çoçuk için oldukça kolaylaşır. * Çocuğun kekemeliği düzeltilmeye değil bütün konuşması düzeltilmeye çalışılmalıdır. * Çocuğun dikkatini konuşması üzerinden başka tarafa çekmek faydalı olur. * Çocukta kekemelik dışında konuşma güçlükleri varsa düzeltilmelidir (ekleme bozukluğu, ses bozukluğu gibi). * Çocuğun kendine güveni sağlanmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT