BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çirkin dünyamız!..

Çirkin dünyamız!..

Biliyorum, okuyucularım bugün benden Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin “Şampiyonlar Ligi’ne kalma şanslarıyla ve bu geceki maçlarla ilgili” bir yazı bekliyor!..



Biliyorum, okuyucularım bugün benden Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin “Şampiyonlar Ligi’ne kalma şanslarıyla ve bu geceki maçlarla ilgili” bir yazı bekliyor!.. İki takımımıza da, “Şampiyonlar Ligi kapısından içeriye girmeleri temennisi ile iyi şanslar dileyerek”, ben “çok başka” bir konuya atlayacağım; “dünyamızdaki çirkinliklerden, ve giderek çirkinleşen dünyamızdan” söz edeceğim!.. Yooo, sözü terörden, Lübnan’dan, Irak’tan, PKK’dan açacağımı sanmayın!.. Benim derdim, “benim” insanlarımla!.. AKP’nin ve CHP’nin biri partide, biri Meclis’te “söz sahibi” iki yetkilisinin, “birbirleri ile ilgili olarak” söyledikleri “çirkin” hatta “iğrenç” benzetmelere, sözlere bakarak, diyeceğim ki: “Sizler böyle yaparsanız, vatandaş ne yapmaz?” Ya “tertemiz olması ve kalması gereken” sporda, futbol programlarının, “reyting yarışı” yüzünden getirildiği noktaya ne diyelim?.. Nerede ise Mehmet Ali Erbil’in “RTÜK tarihinin en büyük cezasına müstahak olan” görüntülerini hemen hemen her programda yavaş yavaş “söze dökmeye başlayanlar”, bu ülkenin en “itibarlı”, en “ünlü” futbol yorumcuları değil mi?.. Ben “artık” seyretmediğim için görmüyorum, duymuyorum, ama gazeteler “adet edindiler”, ertesi günlerde “kendi gruplarının TV’lerinin reytingini arttırmak için”, o programlarda konuşulanları “haber yapıyor” ve “kelime kelime yayınlıyorlar”; onları okuyorum; tam bir rezillik; “bu” arkadaşlarımız birbirlerine, “böyle” hitap ederler, “böyle” konuşurlarsa, tribünlerdeki fanatikler neler yapmaz?.. Tribünlere “öyle” pankartların asılmasını, tribünlerde “öyle” küfür koroları kurulmasını, bizler “böyle yaparsak”, söyler misiniz bana; nasıl önleyeceğiz?.. Dikkat ediniz, “siyasi” örnekte de, “spor” örneğinde de “tek isim yazmadım”; benim derdim isimlerle değil zihniyetle!.. Ama şimdi geliyorum, “isim” vereceğim bir konuya; “aynı” çirkinlikteki bir konuya!.. Sorulduğunda hep söylemişimdir; “En beğendiğim yönetici Adnan Polat’tır” diye; dostumdur, arkadaşımdır!.. Ne var ki, sevgili Polat’ı “yöneticiliğe bu gelişinde” tanıyamaz oldum!... Kendisini de, yöneticiliğini yaptığı Galatasaray’ı da “antipatik yapmak için” adeta özel çaba harcıyor!.. Geçen sezonun sonunda Cüneyt Çakır için söylediği “çirkin sözler” henüz unutulmamışken, bu defa da çıktı, “daha çirkinlerini” Cem Papila için söyledi!. Elbette, bir yöneticinin de, “hata, hem de büyük hata yapan” bir hakem için , hem de “haklı olarak” söyleyeceği sözler vardır, söylemelidir de.. Ama, üslûp; ah o “kör olası” üslûp?.. Polat, “çirkin sözler ve imalar” ile Cem Papila’yı yerden yere vururken, işin içine “hiç yoktan” ve “yeniden” Cüneyt Çakır’ı da soktu; bitmedi: Neydi o, “Paşalardan, generallerden torpilli” gibi, Galatasaray adına “utanç verici” imalar?.. Sevgili Polat, ağzından çıkanı, kulağın duyuyor mu; duyuyorsa beynine sormuyor mu; “Bu aleni hakaret, nereye kadar uzanıyor, nasıl fark etmezsin?.. Ne demektir bu?..” Ortada rüyamda görsem inanamayacağım “acı” bir tablo ve adeta “ağız freni patlamış” bir Galatasaray yöneticisi var!.. Galatasaray’ı “transfer ayında ve transfer konusunda” Fenerbahçe ve Beşiktaş önünde ezdiren, taraftarı da, camiayı da, takımı da Teknik Direktör Gerets ile el ele verip “psikolojik olarak” bitik hâle getiren bir “yönetim aczini”, hâlâ ve hâl⠓Galatasaray freni patlamış bir kamyon gibiydi” şeklindeki “çirkin” benzetmelerle kamufle etmeye çalışan Adnan Polat, ne yazık ki, “bazı doğruları söylerken” bile, “Adnan Polat’a yakışmayacak” bir üslûp kullanıyor, kendine de, Galatasaray’a da yazık ediyor!.. Kaybedilmiş bir şampiyonluğun ardından “sadece” bir “100.Yıl” etiketini kullanarak Fenerbahçe yönetiminin “neler yaptığını” göremeyen ve “neler yaptığını” hatta anlayamayan, iş, hem de “inanılmaz bir şampiyonluk kazanmış” bir kulübün yöneticiliğine gelince, “başarılı(!)” iş adamlığının ve “başarılı(!)” yöneticiliğin hâlâ ve hâl⠓Para yok, pul yok, borç var” diye “ağlamaktan” ve “ona buna çamur atmaktan” geçtiğini zanneden bir Adnan Polat’la karşı karşıyayız; onu tanımakta zorluk çekiyorum!.. Yönetimler “ağlayan, şikâyet eden” insanların yeri değildir; yönetimler “çare üreten, çözüm bulan” insanların yeridir!.. Hele hele “çirkin imaların, çirkin sözlerin, çirkin benzetmelerim kaynağı” yönetimler olamaz!.. Galatasaray yönetimleri hiç ama hiç olamaz!.. Son söz: Trabzonspor Başkanı’nı “söylediği çirkin sözler için” bir haftada cezalandıran Futbol Federasyonu, “eğer tarafsız ise”, Adnan Polat’a da hak ettiği hesabı sormalı ve o hesabı “hemen” kesmelidir!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT