BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gül yanlış mı yaptı?

Gül yanlış mı yaptı?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün İsrail ziyaretinde gayri resmi temaslarının da olduğu ortaya çıktı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah tarafından kaçırılan asker ailelerinin bakanla görüşmek istediklerini sayın Gül’e arz ederler. Türk bakan, onları kaldığı otelde kabul eder. Anneler, babalar, bakanımızdan çocuklarının serbest bırakılması için ricada bulunurlar.



Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün İsrail ziyaretinde gayri resmi temaslarının da olduğu ortaya çıktı. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah tarafından kaçırılan asker ailelerinin bakanla görüşmek istediklerini sayın Gül’e arz ederler. Türk bakan, onları kaldığı otelde kabul eder. Anneler, babalar, bakanımızdan çocuklarının serbest bırakılması için ricada bulunurlar. İsrail, herhalde prestijini düşünerek görüşmenin saklı kalmasını ister. Bu yüzden olay duyulunca bizim dışişleri sözcülüğü ketum davranır. Fakat gizli kalmasını isteyen taraf nedense daha sonra bunu ortaya döker. O zaman dışişlerimiz ve bizzat bakan daha evvel benzeri yaşanmamış bu teması tafsilatıyla dile getirirler. Türk hariciyesinin dediği şudur. Mesele insani çerçevededir, sadece kaçırılan İsrailli askerlerin değil, İsrail hapishanelerindeki Filistinlilerin de serbest bırakılmaları için bakan elinden geleni yapacaktır... Bir kere bunun kınanacak bir tarafı yok. Gizli kalmasına gerek yoktu. Her anne, annedir, her annenin yüreği yanar, ister Arap olsun, ister Yahudi. Savaşlarda bir esir hukuku vardır. İki taraf da esir verebilir. Sonra bunlar karşılıklı temaslarla iade edilirler. Zaten Hizbullah’ın adam kaçırmaktaki maksadı da bu. Dışişlerimizin meseleyi gizli tutması İsrail’le varılan mutabakattan ziyade kamuoyu baskısından ileri geldiğini düşünebiliriz. Halbuki burada iftihar etmemiz gereken bir taraf var. İsrailli aile, çare olarak Türk bakanı görüyor. Hatta aile de değil, doğrudan İsrail hariciyesi böyle görmekte, onun için başlangıçta gizli kalmasını arzulamış. Buna şöyle de bakabiliriz. Biz daha BM barış gücünde yer almadan bile barışı tesis eden asli unsur kabul edilmekteyiz. Türkiye’yi İsrail, Araplar ve bütün dünya istiyor. İsrail, Araplar üzerindeki nüfuzumuza, Araplar, İsrail üzerindeki etkimize bakıyorlar. Bir annenin -kim olursa olsun- gözyaşını dindirmek hem insani hem İslamidir. Fakat mesele bu insani boyuttan ibaret değil. Sevindirici olan, bölgede dara-zora düşenin kapımızı çalmasıdır. Bu itibarla itidal adamı olan Abdullah Gül, doğrusunu yapmıştır. Keşke hiç gizli-saklı tutulmayarak şöyle bir şey yapılsaydı; İsrail tarafından kaç aile kabul edildiyse Filistin tarafından da o miktarda aile otele davet edilip bunlarla ortak bir çağrı yapılsayda. Her şeye rağmen bu kanı, bu zulmü aklı başında, insani duyguları yerinde aileler, anneler, babalar çözecektir. Bir zaman evvel bir Filistinli çocuğu İsrail askerleri vurmuştu. Çocuğun babası, ölen evladının organlarını Yahudi çocuklara bağışlayarak 5 hasta çocuğun hayatının kurtulmasına vesile oldu. Annelerin gözyaşı dinince savaş susar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT