BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YÖK için mevzuat YOK mu?!.

YÖK için mevzuat YOK mu?!.

YÖK yani, Yüksek Öğretim Kurulu bütün sınırları zorlayan karar ve eylemleri ile âdeta devlet içinde devlet gibi... Herhalde Cumhuriyet tarihi boyunca, Türkiye’de hiçbir kurum, bilhassa Teziç başkanlığı döneminde; YÖK’ün sergilediği cinsten başına buyruk hareket etme, hükümete meydan okuma ve hukuku hiçe sayma gibi yanlış, zararlı ve tehlikeli uygulamalara başvurmamıştır.



YÖK yani, Yüksek Öğretim Kurulu bütün sınırları zorlayan karar ve eylemleri ile âdeta devlet içinde devlet gibi... Herhalde Cumhuriyet tarihi boyunca, Türkiye’de hiçbir kurum, bilhassa Teziç başkanlığı döneminde; YÖK’ün sergilediği cinsten başına buyruk hareket etme, hükümete meydan okuma ve hukuku hiçe sayma gibi yanlış, zararlı ve tehlikeli uygulamalara başvurmamıştır. Hukuk devletinde, böylesine garip bir durumun tezahürü, üzerinde ciddiyetle durulması gereken konudur! Anayasa Hukuku Profesörü başkanı olduğu YÖK yönetimi, bu iktidarın iş başına geldiği günden beri; son derece agresif bir üslupla; radikal bir muhalefet partisi tavırları ile; ülke eğitimi için atılması gereken pek çok adımı engellemiştir, yararlı olabilecek projeleri sabote etmiştir. Yine bu dönemde YÖK, devletin yürütme organı olan hükümeti, tanımazlıktan gelerek; buraya sunması gereken teklifleri daha önce hiç benzeri görülmemiş tuhaf bir uygulama ile Cumhurbaşkanına götürmüştür! YÖK’ün garip, tuhaf ve hukuk düzeninde izahı zor kararları ile eylemlerinin sayısı o kadar kabarık ki, hangi birini yazacaksınız... Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü ile ilgili davanın seyrini etkilemeye yönelik toplu eylemleri hatırlardadır. YÖK bu eylemleri, laiklik ve rejimi koruma iddiasıyla gerçekleştirmiştir. Ancak bir taraftan rejim koruyuculuğuna soyunan YÖK, diğer taraftan bazı üniversitelerle ilgili olarak ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları, ideolojik kadrolaşmalar ve hukuk dışı uygulamalar karşısında derin bir sessizliğe gömülmüştür!.. Türkiye’de rejimi koruma ve laikliğe sahip çıkma o kadar istismara açık ki; pek çok kanunsuzluk pekala bu kisve altında sürdürülebiliyor. YÖK son olarak yeni kurulan, daha doğrusu kurulmakta olan 15 üniversiteye son derece acayip bir yöntemle rektör atadı! Teziç’in “tedviren” diye izah ettiği bu yöntem; ne asalet, ne de vekalet prosedürüne uyuyor! Başka zamanlarda, sıradan bir devlet memurunun tayinini bile deve yapıp; ülkenin en önemli meselesi haline getiren medya; YÖK’ün bu son garabetini nedense hiç ele almadı. Her halde bunu da rejimin korunmasına matuf bir eylem olarak gördüğü için... Öyle ya, yeni kurulan üniversitelerin rektör adaylarını belirleme yetkisi hükümete aitken (daha önce bütün uygulamalar böyle yapılmıştır...); Anayasa Mahkemesinin çok tartışmalı bir kararı ortaya bir belirsizlik çıkardı. YÖK bu durumdan vazife çıkarıp, mevcut rektörlere, ikinci hatta bazılarına üçüncü rektörlükler tevdi ederek el çabukluğu ile hükümetin önünü kesmiş oldu!.. Şu memleketin haline bakınız! Peki bütün bunlar karşısında, bu ülkede yasama organının, yürütme organının yapacağı bir şey YOK mudur? Yani YÖK’ün bu tarz yasal dayanağı olmayan uygulamalarını durduracak bir mekanizma YOK mudur? Hukuk devletinde çözümsüzlük düşünülemez!.. Bize kalırsa yeni yasama yılında öncelikle ele alınması gereken konulardan biri de YÖK olmalıdır. Bunun için Anayasa değişikliği başta olmak üzere, gerekli her türlü yasal düzenleme yapılarak, keyfiliğe artık bir son verilmelidir. Bu hükümetin önündeki en önemli iki icraattan biri YÖK meselesidir. Diğeri de kısaca 2-B olarak bilinen orman vasfını kaybetmiş arazilerin statüsünün belirlenmesi ve satışı konusudur. Devletin önemli bir kurumunun yönetimi, mevzuattaki boşlukları kötüye kullanarak, hukuk düzenini ve devlet işleyişini zora sokan bir tutumu bu kadar kolayca sürdürememelidir. YÖK’ün bir başka soru işaretleri ile dolu kararı da; yurt dışında tıp ve eczacılık eğitimi gören öğrencilerin diploma denklik meselesidir. Şimdiye kadar bu alanda çok çelişkili karar ve uygulamalara imza atan YÖK, son olarak denklik için seviye tespit sınavlarını kaldırdı ama, onun yerine sübjektif uygulamalara açık kapı bırakacak bir değişiklik getirdi. Buna göre, yeterliğinden kuşkulanılan bireyler için, kişi bazında denklik sınavı uygulamalarına gidilecek... Acaba kimlerin yeterliği hakkında kuşkulanılacak?!. Bekleyip görelim. ..... NOT: Müsaadenizle bu köşe bir müddet dinlenecek. Görüşmek ümidiyle efendim. İ. K.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT