BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaynak yok, harcama yok

Kaynak yok, harcama yok

2001 iktisadi depreminin ve duvara toslayan kamu maliyesinin hepimize öğrettiği, daha doğrusu hatırlattığı çok yalın ama bir o kadar da keskin bir gerçek bu. Yatırım mı yapacaksın, sübvansiyon mu vereceksin, personel mi alacaksın, ücretleri mi artıracaksın?



2001 iktisadi depreminin ve duvara toslayan kamu maliyesinin hepimize öğrettiği, daha doğrusu hatırlattığı çok yalın ama bir o kadar da keskin bir gerçek bu. Yatırım mı yapacaksın, sübvansiyon mu vereceksin, personel mi alacaksın, ücretleri mi artıracaksın? Hay hay, önce bu harcamanın kaynağını bulalım birlikte, sonra nasıl harcayacağımıza bakalım. Tüm 90’lı yıllar boyunca olduğu gibi, “önce bütçeden veya bütçe dışından harcayalım, saçıp savuralım, sonra kaynağını bulmaya çalışırız, bulamadık mı, o zaman da faizine bakmadan borçlanırız, daha da olmadı, görev zararı deyip halının altına süpürüveririz” devri bitti. Gönül isterdi ki zorunluluk olmadan, tercihen bu doğruyu bulabilseydik. Ama “harç bitince yapı paydos oldu” ve “mecburi” olarak bu doğruya ulaştık. Hükümet ile memurlar arasında yaşanagelen itiş kakışın da altında bu temel gerçek yatıyor. Memur sendikaları, “ille de şu kadar isteriz” dedikçe hükümet de “verelim vermesine ama bütçede istediğiniz miktarda kaynak yok” diyor. Sendikalar ise -biraz da eskinin alışkanlığıyla- “kaynak filan anlamayız, o sizin sorununuz” diyorlar. Aslında... Hepimizin sorunu bu , sadece hükümetin değil. Zira, kaynağı bütçede oluşturulmadan, “bey çeşmesinden dağıtılırcasına” verilen her zam, yapılan her yatırım veya sübvansiyon, devasa borçlar ve öldürücü faizler, akabinde de süründürücü enflasyon olarak hepimizin hayatını etkiliyor. O sebepten, bütçede kaynağı olmayan veya kaynağı bulunamayan hiçbir, ama gerçekten hiçbir harcamanın yapılmaması tartışılmaz bir prensip olarak kamu maliyesinin tüm duvarlarına yazılmalı. Türkiye’nin, yıllarını yiyip tüketen, geleceğini çalan faiz sarmalından kurtulabilmesi ve iki yakasını bir araya getirebilmesi için, “olmayan parayı” kesinlikle harcamaması lazım. Bugünümüz ve geleceğimiz için hayati önemi haiz bir prensip bu. 2001’de yaşadıklarımız ve o dönemin hayatımızda bıraktığı izler, bize bu gerçeğin önemini öğretti diye düşünüyorum. “Tarih, eğer olanlardan ders alınsaydı tekerrür etmezdi” sözünün, politik ve sosyal tarih açısından doğruluğunu bilemem ama iktisadi tarih ile çok iyi örtüşüyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT