BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hisleri derinde, gizli kaldı...

Hisleri derinde, gizli kaldı...

Genç kızın ilk intibâı fena değil idiyse de, aklı, birden bire Sermet’in selamlayış tarzına, sesindeki laubaliliğe takılmıştı.



Genç kızın ilk intibâı fena değil idiyse de, aklı, birden bire Sermet’in selamlayış tarzına, sesindeki laubaliliğe takılmıştı. Yürüdükçe sakinleşiyor, daha sağlam düşünmeye başlıyordu: - Daha yeni tanıştık. Sanki kırk yıllık ahbapmışız gibi o serbest, laubali eda ne demek oluyor? İnsanların alacası içinde derler. Acaba Sermet bey, güvenilir biri mi? Yakışıklılığını son derece dayanılmaz zannediyormuş gibi bir hali var. Şu noktaya dikkat edilmelidir: Sermet, İclâl’in şen tabiatlı olduğuna dair o son bilgiyi alınca, yukarıda anlattığımız tarzda davranmakla hata etmişti. Evet... İclâl neşeli, şen tabiatlı idi ama kendi arkadaşları arasında. Çamlıca Kız Lisesi’nde okumuştu. Ve o zaman üç yaş daha genç idi. Sermet, bunu hesaba katmamıştı. İclal, şirketten çıkıp yukarı doğru yürürken, Sermet ile patron, çıkma şeklindeki şahnişin nisbeten dar, uzun penceresinden bakıyorlardı. Sermet: - Dikkat ediyor musunuz patron, diyordu. Yürüyüşünden ne anlaşılıyor? - Gayet açık. Bütün fikrinin tek noktaya toplandığını kim olsa anlar. - Bravo patron. - Asıl takdir edilmesi gereken sensin. - Beni gördüğü zaman ayakları öyle bir dolandı ki yuvarlanacak zannettim. - Beis yok... Derhal yardımına koşardın. * * * İclal eve döndüğü sırada kar yağışı fazlalaşmıştı. Bata çıka bahçeyi geçti kapıyı açıp içeri girdi. Kapamadan önce öyle sebepsiz yere karşıdaki ahşap eve baktı. Damdaki bacadan ince bir duman yükseliyordu. Manzara onun içine de sıcaklık verdi. Oradaki sedirli oda, yanan soba gözünün önüne geldi. Hatice hanımın daima gülen yüzünü, neşeli bakışlarını gevrek kahkahasını hatırladı. - Ne kadar sıcak, ne kadar şirin, ne kadar samimi, dedi. Eh... Eve bakıp içini ve içindekileri düşününce Ali Cengiz’in hatırına gelmemesine imkan mı vardı? Kalbinde tuhaf bir neşe ile, mert tavırlı, her hareketinde en ince şeylere dikkat eden delikanlı şöyle bir gözleri önünden geçti. Tuhaf... Yine yanakları kızardı. Ansızın neden neşelendiğini anlamadan yukarı çıktı. Gece geç yatmış, sabah erken kalkmıştı. Uyku ihtiyacı hissediyordu. Üstünü değiştirdi. Sedire uzandı. Sedir, pencereye göre sapa düşüyordu. Kar altındaki ahşap ev, artık gözükmüyordu. Sabahki hadise gözle görülür elle tutulur cinsindendi. Bu yüzden hisleri yine derinde gizli kaldı. Aklı Sermet’e takıldı. - Aman pek sarsıcı bir düşünce, dedi: Sakın onu seviyor olmayayım. Ya Rabbi beni koru. Yoksa aşık mıyım? Hayır hayır. Bu olamaz. Bana hiç yakışmaz. Ancak kat’i suretle evleneceğim adama aşık olabilirim. Tam bu noktada aklına Tomris geldi. - Yerimde o bulunsaydı, haklı olarak Sermet gibi bir kısmeti kaçırmazdı, dedi: Ama Ali Cengiz’le uğraşıyor: Yazık sana Ali Cengiz. Tomris gibi bir kıza yüz verilir mi? Neden onu hemen eklemedin. Hele hele tersleyiverseydin yazık mı olurdu. Neden böyle yapmadın. Ali Cengiz’in her işi nezaketle halleden biri olduğuna inandığı halde haksızlığını bile bile Ali Cengiz’e kızıyor neredeyse ateş püskürüyordu. Sermet’i falan unutmuştu. Aradan bir saat geçtiği halde aynı öfke ile aynı şeyleri düşündüğünü nihayet farketti. Şaşırdı. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT