BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hükûmet güven tazeledi

Hükûmet güven tazeledi

AK Parti Hükûmeti, Lübnan’a asker sevkine dair tezkereyi 192’ye 340 gibi açık bir farkla TBMM’den geçirmekle her şeyden evvel güven tazeledi. Hükûmet, aldığı bu mânevî güçle AB ile temaslara, Lübnan’a asker göndermeye, enflasyonla mücadeleye, ABD ziyaretine, Cumhurbaşkanlığı seçimine hatta belki 2007 Seçimlerine yüksek moralle hazırlanacaktır.



AK Parti Hükûmeti, Lübnan’a asker sevkine dair tezkereyi 192’ye 340 gibi açık bir farkla TBMM’den geçirmekle her şeyden evvel güven tazeledi. Hükûmet, aldığı bu mânevî güçle AB ile temaslara, Lübnan’a asker göndermeye, enflasyonla mücadeleye, ABD ziyaretine, Cumhurbaşkanlığı seçimine hatta belki 2007 Seçimlerine yüksek moralle hazırlanacaktır. Asker gönderilmesine karşı çıkanlar şu gerekçeleri ileri sürüyorlardı. 1-Kendi sınırlarımızın bir kısmı problemli iken 2-Elin memleketinde ne işimiz var? 3-İsrail, Hizbullah’tan dayak yedi, onu korumaya gidiyoruz 4-Elin memleketinde ölen askerimiz neden şehîd olsun? 5-Hizbullah’la niçin çatışalım? TBMM’de, ekranlarda, sütunlarda uzun uzadıya konuşmalar yapıldı, yorumlar yazıldı. “Asker sevkine muhalefet edenlerin itirazlarının tamamı yanlıştır” demek hata olur. Onlar da şüphesiz ki devletimiz, milletimiz ve geleceğimiz için düşünüp, yazıp konuşuyorlar. Söylenenlerin içinde bizim de Tayyip Erdoğan’ın da Abdullah Gül’ün de imzalayacakları haklılıkların varlığı inkâr edilemez. Ancak, muhaliflerin 5 madde halinde sıraladığımız yukarıdaki ana fikirlerine katılmak mümkün değil. 1-Türkiye, geniş bir memlekettir. Her zaman bir köşemizde şu veya bu sebeple sıkıntılar yaşayabiliriz. PKK ayrı bir meseledir. Lübnan’a gitsek de gitmesek de mutlaka halli gerekiyor. Bir bölgesel ihtilafla iç/dış ihtilafı birbirine karıştırmamalı. 2-”Elin memleketi” telakkisi vahim hatadır. Osmanlı Türkü’nün hüküm sürdüğü yerlere “elin memleketi” demek oralar için canını vermiş dedelerimizin ruhlarına azap çektirmek olur. Ya içimize kapanıp kokmaz-bulaşmaz, hep dışarıya muhtaç ve hep dışarıdan müdahale edilen düşük dereceli bir devlet olacağız veya “devlet” olacağız. Layıkıyla devlet olmamız, bizi az-çok alâkadar eden her çevrede ekonomimiz, iş adamımız, ticaretimiz, müteahhitlik hizmetlerimiz ve ordumuzla kendimizi göstermekle mümkündür. Başkaları böyle yapıyor. Nepal dahi Lübnan’a asker göndermiş, Türkiye yok, bu netice benzersiz rezalet olurdu. 3- “İsrail’i korumaya gidiyoruz” Yalanların en haysiyetsizidir. Orta Doğuda ve Balkanlarda... kısacası Osmanlı Coğrafyası’nda iken Büyük Devlet idik. Oralara mazlumları, sivilleri kesip-biçmiş İsrail için değil, diriliş için gidiyoruz, Büyük Türkiye ideali uğruna gidiyoruz. Böylesine büyük hedefe yürürken evet belki zaman zaman Mehmetçiğin burnu da kanayacak. Eğer risk almak istemiyorsanız trafiğe de çıkmayınız.Trafikteki aylık kayıp bilançomuz, terörden dolayı şehîd olanların 5 katı. 4- Şehîdlik İslamî bir müessesedir. Şartları vardır. O şartlara sahip olan zaman ve mekân farkı olmadan şehadet mertebesine kavuşur. Bu milletin menfaatleri, millî, mânevî değerleri için can veren her Müslüman, her zaman ve her yerde şehîd olur. Ertuğrul Fırkateyni’nin batması üzerine Japon Denizi’nde boğulan nefer ve zabitân da Mohaç Meydan Muharebesindeki asker de İstanbul için can verenler de 1974 Kıbrıs Harekâtı’nda al kanlar içinde kalanlar da Kunuri’de son sözü “Allah!” olanlar da şehîddir. 5- Hizbullah, Lübnan’ın yerli halkıdır. Şianın rejim ihracı mahsulüdür. Osmanlı zamanında İran’ın Anadolu’ya soktuğu Şah Kulu benzeri faaliyettir. Bu faaliyet ABD’nin İsrail’i desteklemesi, onun da sahipsiz Filistin’i ezmesi üzerine güçlenmiştir. Hizbullah’ı haksızlıklarıyla dolaylı olarak besleyen ABD ve İsrail olmuştur. Türkiye’nin, Türk askerinin vasıtalı veya vasıtasız Hizbullah’la çatışma veya ülfet gibi hiçbir teması olamaz. Lübnan’a asker göndermeye dair tezkere meclisten geçti. Hükümet, çok ciddi şekilde güven tazeledi, rahatladı. Burada bir müessesenin daha hakkını teslim etmek lazım. Daha devir-teslim töreninde bile Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, “Lübnan’a asker gitmesi lazım” demişti. TSK, asker gitmesinden yanaydı. O sağlam duruşunu hiç değiştirmedi. Askerimiz, siyasi iradenin de her türlü desteğiyle Lübnan’da inşallah çok büyük bir başarıya imza atacaktır. Kore, Kıbrıs, Kosova, Bosna, Afganistan, Somali, Azerbaycan olmasaydı TSK bugünkü tecrübe zenginliğine kavuşamazdı. Unutmayınız, Türk Ordusu, gerilla ile baş edebilen tek nizami ordudur. İşte Amerikan ordusu, işte İsrail ordusu, bunu yapamadılar. Şimdi önümüzdeki soru şudur? Ne kadar asker göndereceğiz? Fransa 2 bin, İtalya 3 bin asker verirken sembolik sayılarda kalamayız. Yakışanı 5 bin asker gitmesidir. Ne diyoruz? Sulh ve sükûn, barış için gideceğiz. 500 askerle o hedefe varamayız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT