BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ne mükemmel süvâri”

“Ne mükemmel süvâri”

Ebüdderdâ hazretleri daha Müslüman olmamıştı. Bir gün ana bir kardeşi Abdullah bin Revâha ile Muhammed bin Mesleme, Ebüdderdâ’nın bulunmadığı bir sırada onun evine girerek putunu kırdılar.



Ebüdderdâ hazretleri daha Müslüman olmamıştı. Bir gün ana bir kardeşi Abdullah bin Revâha ile Muhammed bin Mesleme, Ebüdderdâ’nın bulunmadığı bir sırada onun evine girerek putunu kırdılar. Ebüdderdâ, eve dönünce, hem putun kırıklarını topluyor, hem de diyordu ki: - Yazıklar olsun sana! Ne diye seni kıranlara mâni olmadın? Onları ne diye üzerinden def edemedin? Zevcesi Ümmüdderdâ dedi ki: - Eğer o, bir kimseye fayda verebilse veya gelecek bir zararı önleyebilse idi, kendisine gelen zararı önlerdi! Ebüdderdâ’nın kafası karışmıştı. Hemen Peygamberimizin yanına gitmek üzere yola çıktı. Ebüdderdâ’nın geldiği Resulullah efendimize haber verilince buyurdu ki: “O, Müslüman olmak için geliyor. Çünkü, Rabbim, Ebüdderdâ’nın Müslüman olacağını bana va’detti!” Ebüdderdâ Resûlullah efendimizin huzûrunda Müslüman oldu. Ev halkı ise kendisinden önce Müslüman olmuşlardı. O Müslüman olmadan önce Bedir Savaşı yapılmıştı. Uhud Savaşında ve diğer savaşların hepsinde bulundu. Uhud Savaşında gösterdiği cesâret ve kahramanlığı çok dikkat çekmiş, Peygamberimiz onun için, “Ne mükemmel süvâridir” buyurarak methetmiştir. Ebüdderdâ, Peygamberimizin zamanında Kur’ân-ı kerîmi tamamen ezberlemiştir. Âyet-i kerîmelerin çoğunun tefsîrini bizzat Peygamber efendimize sorarak öğrenmiştir. Ebüdderdâ, Peygamberimizin vefâtından sonra Medîne’de kalmaya tahammül edememiştir. Hz. Ebû Bekir zamanında, Yermük Savaşında, ordu kâdısı olarak bulunmuştur. İslâm tarihinde ilk defa ordu kâdılığı yapan o olmuştur. Hz. Ömer devrinde izin isteyerek Şam’a gitmiş, orada Kur’ân-ı kerîm ve ilim öğretmekle meşgul olmuştur. Şam’da Câmi-i Kebîr’de verdiği bu derslerine pek çok sayıda talebe katılırdı. Talebelerine onar kişilik halkalar halinde ders verirdi. Her ders halkasını ayrı ayrı kontrol ederdi. Bir defasında talebeleri sayıldığında binaltıyüz civârında oldukları görülmüştür. Bu derslere Eshâb-ı kirâmdan da katılanlar olmuştur. Ebüdderdâ ayrıca tabâbet ilmini de bilirdi. Hastaları tedâvi eder, gerekli ilâçları yapardı. Hz. Ömer zamanında, Şam kadılığı da yaptı. Bu vazîfesi sırasında da ilim yaymaya devam etti. (Devamı yarın)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT