BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tuzaktan kumanda...

Tuzaktan kumanda...

(...Star - Telegol) ZİYA ŞENGÜL: Adnan, Burak golü elle mi attı?... ADNAN AYBABA: Abi ormanlarımız yanıyor, bir ağaç beş yılda yetişiyor... SERHAT ULUEREN: Adnan sen geçen yıl Anelka emek hırsızı, müslüman olamaz dedin... Burak için de diyecek misin?...



(...Star - Telegol) ZİYA ŞENGÜL: Adnan, Burak golü elle mi attı?... ADNAN AYBABA: Abi ormanlarımız yanıyor, bir ağaç beş yılda yetişiyor... SERHAT ULUEREN: Adnan sen geçen yıl Anelka emek hırsızı, müslüman olamaz dedin... Burak için de diyecek misin?... ADNAN AYBABA: Ama Burak’ın pozisyonu farklı... O hareketli topa elle vurdu... *** (...ATV - Santra) KAZIM KANAT: Ya hocam bugün maçın hakemini efemine yaptın... AHMET ÇAKAR: Efemine demedim, kılık olarak.. Mesela seni de uzaktan görsem, bu derim İsviçreli bir arkeolog mu, yoksa musevi bir tefeci mi?... Tipine baktığım zaman... KAZIM KANAT: Arkeolog olmayı isterim... AHMET ÇAKAR: Böyle uzak doğuda kazılar yapan... KAZIM KANAT: Hocam hayalime indin... > Tebeşir Tozu... “-Hayatımızdaki gölgelerin çoğu kendi güneşimizin önünde durmamızdan oluşur...” (...Ralph Waldo Emerson) > kadınlar & erkekler (...Bir kadının ağzından kadınlar) > Bütün kadınlar birbirlerini rakip olarak görürler... Kadınların birlikteliklerinde mutlaka şartları vardır... ... > En güzel şiirlerin, mısraların, duygu dolu şarkıların tamamına yakını erkekler tarafından yazılmıştır... ... > Erkekler eşlerini akrabalarından, arkadaşlarından, kıskanmazlar... Oysa kadınlar kocalarını dişi olan her şeyden kıskanır... ... > Erkekler kadınlardan ilgi, şefkat, sevgi beklerler... Kadınlara bunlar asla yetmez, ek olarak iki bilezik, bir yüzük gerekir çoğu zaman... ... > Kadınlar kendilerini göstermeye bayılırlar... Sonra da neden bakıyorsunuz diye sinirlenirler. Aslında amaçları baktırmaktır, ama bunu asla kabul etmezler. Özgürlükten, rahatlıktan, medeniyetten falan bahsederler. ... > Erkekler bir araya geldiklerinde işten, politikadan, futboldan bahsederler genellikle... Kadınlar bir araya geldiğinde ise vay o anda orada olmayan diğer kadınların haline... (...Cady) > Temel’in yeri... Temel İngiltere’ye TIR şoförü olarak gidiyormuş... Firma müdürü trafiğin soldan işlediğini hatırlatarak uyarmış, “-Aman gözünü seveyim dikkat et Temel...” Yola çıkacağı sırada, “Aman dikkat” diye bir daha uyarmış... Temel de, “Merak etme Müdür Bey” demiş; “-Ben geçen hafta Çayeli - Pazar arası soldan gittim... Oldukça tehlikeli olduğunu bizzat gördüm... Dikkat ederim...” Rakamlarla Çalışma (...Türkiye’de çok çalışıyormuş imajı verme hareketleri) % 8: Masanın üstünü dağınık tutmak, telaşla dosyalar arasından evrak aramak... ... % 12: Telefonla yapılan iş görüşmesinde normalden fazla bağırmak... ... % 19: Biri bir şey söyleyince “Başımı kaşıyacak vaktim yok” deyimini kullanmak... ... % 61: Elde dosyalarla müdürün bulunduğu koridordan günde iki kez hızlıca geçmek... > Bizimkiler BİLGEHAN: Aaa... Bu gece ay tutulması vardı, baksaydık keşke... CEM: Nerden bulacağız şimdi filmi de aya bakalım... *** CEMİL: Gelirken uçakta Jet Lag yedik bir de... FARUK: Sandviç gibi ber şey mi?... *** ALİ: Senin cep numarası yok, versene kaydedeyim... HÜSEYİN: Ben de telefonu yeni aldım... Çaldırsana bakalım... *** ÖMER: Habere bak, araba ağaca çarpıp durmuş... TALİP: Yapma ya, duran ağaca mı?... > Bugünün buluşu > İlk kez bir kamera şakası bitiminde, kurbandan ekrana el sallanması istendi... > sağdan - soldan (...Trabzon - Düğün Davetiyesi - E.Murat Karaca) “-SULTAN & CENGİZ’İN DÜĞÜN TÖRENLERİNDE SİZLERİ DE ARAMIZDA GÖRMEKTEN MUTLULUK DUYARIZ... NOT: SÖZ, SİLAH SIKILMAYACAK...” *** (...İzmir - İlan Panosu - Fehim Yavuz) “-KİRALIK, FUL DÖŞELİ 1 ve 2 KİŞİLİK ODALAR... KIZ ÖĞRENCİLERE KAMPÜS GİRİŞİNDE OTURMA İMKANI...” *** (...İstanbul - Aktar Camı - Mehmet Ali Kızıl) “-BANKALARLA ANLAŞTIK... PARA BOZMAYACAĞIZ, KREDİ VERMEYECEĞİZ... ONLAR DA BAHARAT, ŞİFALI BİTKİ SATMAYACAK...” > Hayata dair... (...Bir anneden öğütler) > Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. > Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle... > Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. > Yapabileceğin kadar söz ver... Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap... > Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir... > Şans bukalemun gibidir... Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir... > “Tarihte en etkili 100 kişi” adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm... > Dalın ucuna gitmekten korkma... Meyve oradadır... > Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim... > Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven... > Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar... > İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder... > S.Ö.Z. der ki; “-Olduğun gibi görünmen gerektiğini düşünmediğin zamanki gibi ol...” (...Kelimelerle adeta dans ederken söylediği müthiş S.Ö.Z.leri) ...gündemin kırıntıları... ...gündemin kırıntıları... > sanatik kritik “-Unuttuğum heyecanları yaşamak çok tuhaf geldi... Mesela doğumhanenin kapısında beklemek... Kaç kez volta attığımı, kaç tane sigara içtiğimi hatırlamıyorum. Her şey Türk filmlerindeki gibiydi...” (...Mehmet Ali Erbil) > politik kritik “-Başbakan’ın ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değil’ lafı bence incitici bir laf... Herkesi inciten bir cümle oldu... Türkiye’de ‘Bu cümlenin söylenmesi iyi’ oldu diyecek bir tek kişi çıkmaz... Üzüntüyle karşıladım...” (...Süleyman Demirel) > sportik kritik Haluk Ulusoy’u yollayabilirler, katakulli yapabilirler. Olmayacak şeyleri oldu gibi gösterebilirler... Peki benden sonra kim gelecek?... Geçmişteki gibi bir yönetim gelecekse Türk futbolu bunun altından kalkamaz...” (...Haluk Ulusoy) > söz market bilgi arşivi: vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış... büyüğü halil, küçüğü ise ibrâhim... halil; evli, çocuklu, ibrahim ise bekârmış... ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... ne mahsul çıkarsa, ikiye pay ederlermiş... bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı, ikiye ayırmışlar... iş kalmış taşımaya... halil, “ben gidip çuvalları getireyim” demiş ve gitmiş... o gidince, düşünmüş ibrahim: “abim evli, çocuklu... daha çok buğday lazım onun evine” demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine... halil çıkagelmiş... “haydi ibrahim, önce sen doldur da taşı ambara” demiş... ibrahim, kendi payından bir çuval doldurup düşmüş yola... o gidince, demiş ki; “çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. ama kardeşim bekâr. Daha ev kurup evlenecek”... böyle düşünerek, kendi payından atmış onunkine birkaç kürek... velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atmış diğerine. bu, böyle sürüp gitmiş... nihayet akşam olmuş, karanlık basmış, görmüşler ki, bitmiyor buğdaylar... hatta azalmıyor bile... buğdaylarına bir bereket gelmiş, bir bereket gelmiş ki... işte bizim bugün “halil ibrahim bereketi” dediğimiz olay budur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT