BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Ben kimim, ben neyim ve taşıdığım gayem ne? Her şey bir şey için var, acep benim payem ne?



>>> Hikâyem ne? Ben kimim, ben neyim ve taşıdığım gayem ne? Her şey bir şey için var, acep benim payem ne? Alış verişteymişim bu dünya pazarında, Ne aldım, neyi sattım, yitirdim, sermayem ne? Virane can kafesim zahir, her batın harap, uğrunda ölmek için taşıdığım rayem ne? Dil döküp ona buna, ta ki dilim dökülür, Sökülür sanki yürek, diyemem, kinayem ne? Çocukluk düştü kaldı, gençlik de aynı yolda, Eriyor her an ömrüm, bilseydim hikayem ne? > Fatma Macit/AKSARAY ------- Elbette var harikalar diyarı ama “Alice” (bundan sonra Alis yazacağız) bilmez yollarını... Pinokyo yalan...(korkma küçüğüm uzamayacak burnun. Ama sen yine de bir daha yalan söyleme...) Sindrella da aldatıcı...Evet, iyi niyetli ve mazlum olanlar mükafatına kavuşurlar birgün... Ama bunun için sihirli değneğiyle bir peri kızının gelmesini beklemek; Araba olsun diye balkabağı yetiştirmek, uşak olması için fare beslemek pek akıllıca değil... Ve diğer yerli ve yabancı masal-çizgi film kahramanları ...İşaret ettikleri güzellikler elbette vardır yine de... Ya şimdiki kahramanlar (İnsan ırkından kahraman çıkmaz olunca ve böyle kahramanlar yazılmaz-çizilmez olunca kahramanlık onlara kaldı) Teletabiler, Pokemonlar,Yugolar... Hepten uyduruk...! Ama “Harikalar Diyarı” başkaydı... O bir masaldan ibaret değildi... İnsan muhayyilesinin ulaşabileceği bir hayaldi. ki, insan muhayyilesinin ulaşabildiği şeylerin dünyada değilse de ahirette bir aslının olduğunu, olmayan bir şeyi insanın düşünemeyeceğini söylüyor, bilenler... Fakat Alis’in haberi yoktu bundan. Bunun için kendi hayal mahsülü diyarıyla avundu, yetmedi bizleri de avuttu... Aslında insan hep harikalar diyarına ulaşabilmenin yolunu aramıyor mu?... Hiç tükenmeyecek mutluluklar ve bozulmayacak bir huzurun arayışı içinde değilmiyiz her an ... Maddi- manevi bütün çalışmalarımız bunun için değil mi?... Hep daha güzel olanın arayışı içinde olmuyor, birşeyler eksik kalıyor ... Çünkü dünya müsait değil kusursuz bir ömür boyu sürecek mutluluklar için... Mutluluk kuşlarının bir kanadı hep kırık. Hangi kahkahamızı bölmedi ki bir hıçkırık Hayat hiçbir zaman ve hiç kimse için toz pembe olmadı-olmayacak!.. Hiç kimse muradına erdikten sonra pembe panjurlu evinde ömrünün sonuna kadar dertten kederden uzak bir hayat yaşayamadı-yaşayamayacak!.. Hayatın her merhalesinde başka başka dertler insanın yakasını bırakmıyor çünkü... Bırakmıyor bırakmamasına da, harikalar diyarının “azimli” yolcuları burada da sanki diyardaymış gibi bir haleti ruhiye içindeler. Sıkıntılardan azade olduklarından değil, bilakis onlar diğer insanlardan daha fazla dertlere maruz kalıyorlar. Ama onlar dertleri zevk etmişler kendilerine... Mihneti kendine zevk etmektir alemde hüner Gam ve neşe insanda böyle gelir, böyle gider. Mihneti kendine zevk edenleri, yani yaratılmışların en üstünü olan güzeller güzelini ve varisi olan o insan güzellerini biraz örnek alabilsek, halleriyle bir nebze hallenebilsek, bütün sıkıntılara ve ahir zamanın zulmetine rağmen toz pembeye kesecek belki de dünyamız. O zaman Alis’inkinden çok daha güzel gülüşler belirecek çevremizde. çünkü asıl harikalar diyarının yoluinun onlar biliyordu ve insan üstü gayretle göstermeye çalıştılar hayatları boyunca.. Yol haritası hükmünce binlerce eser bıraktılar arkalarında. Ama ne yazık ki bizler, bilhassa çocuklarımız , onların gösterdiği yolları unuttuk, eserlerini okumuyoruz. Daha üzücü olanı ise harikalar diyarının yolunu alislere soruyoruz. Ve Alisler iyi değerlendiriyorlar bu fırsatı. Bize sunulan harikalar diyarı elbette var ama, Alis bilmez yollarını.. > Hicran Seçkin
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT