BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Altıncı İmam” Ca’fer-i Sadık

“Altıncı İmam” Ca’fer-i Sadık

Kendisine “Ebû Abdullah” da denilen Ca’fer-i Sadık, Hazret-i Ali’nin torununun torunudur. Muhammed Bâkır’ın oğlu ve Mûsâ Kâzım’ın babasıdır. “Oniki İmâm”ın altıncısı; “Silsile-i aliyye”nin beşinci halkasıdır...



Ca’fer-i Sadık hazretleri, hem Peygamber efendimizin nesl-i pâkinden, hem de Hazreti Ebu Bekir’in neslindendir. 702 yılında Medine’de doğdu... Bütün maddi ve manevi ilimlerle meşgul idi. Tasavvufda her iki dedesinin yolunu da o devam ettirdi. Hem Hz. Ali hem de Hz. Ebu Bekir’den gelen feyzleri taliplerine aktardı. Hadis ilminde zamanının en yüksek âlimi idi. Kimya, fizik ve cebir ilimlerinde en öndeydi. Cebir ilminin kurucusu sayılan Câbir, onun talebesi ve bu ilimde ondan çok şeyler öğrendiği nakledilir... “Oğlum vasiyetimi iyi dinle!” 765 yılında vefat eden Ca’fer-i Sadık, Cennetü’l-Baki Kabristanı’nda babası Muhammed Bakır ve dedesi Ali Zeynelabidin ile dedesinin amcası Hz. Hasan bin Ali’nin kabirleri yanına defnedildi... Ca’fer-i Sadık hazretleri, vefatına yakın oğlu Musa Kazım’a şu vasiyeti yaptı: “Oğlum vasiyetimi iyi dinle, söylediklerime dikkat et! Eğer söylediklerime dikkat edecek olursan, rahat yaşar, hamd ile ölürsün. Oğlum, Allah, kendisinin taksimine kanaat getireni başkalarına muhtaç bırakmaz. Başkasının elindekine göz diken ise fakir olarak ölür. Taksim-i ilahiyyeye razı olmayan, Allah’a hükmü konusunda töhmet etmiş olur. Kendi günahını küçük gören, başkasının küçük günahını büyük görür. Başkasının günahını küçük görenin gözünde kendi günahı büyük görünür. Başkalarına isyanla kılıç çeken kılıçla öldürülür. Başkasının kuyusunu kazan kazdığı kuyuya düşer. Beyinsiz adî insanlarla düşüp kalkan kıymetten düşer ve hakarete uğrar. Âlimlerle düşüp kalkan saygı görür. Kötü yerlere girip çıkan töhmete uğrar. Lehinde de olsa aleyhinde de olsa, daima hakkı söyle. Koğuculuk yapmaktan sakın; çünkü koğuculuk, insanların kalplerine kin ve intikam tohumları eker...” Ehl-i Beyt’in şefaati Oğlu Musa Kazım şöyle buyurur: “Babam, vefat edeceği anda bana şöyle buyurdu: “Ey oğulcağızım! Biz Ehl-i Beyt’in şefaati, namazı hafife alan kimseye ulaşmayacaktır...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT