BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kurtuluş”

“Kurtuluş”

Egeliyim. İzmir’in şirin bir ilçesi olan Tire’den. Eylül ayının, Ege için ayrı bir önemi var. Ege’de, 15 Mayıs 1919 da İzmir’e, Yunan güçlerinin girişi ile başlayan işgal, 3 yıl 3 ay sonra, 1922 Eylül’ünde Egeli efelerin direnişi ve şanlı Türk askerinin taarruzu ile son buluyordu.



Egeliyim. İzmir’in şirin bir ilçesi olan Tire’den. Eylül ayının, Ege için ayrı bir önemi var. Ege’de, 15 Mayıs 1919 da İzmir’e, Yunan güçlerinin girişi ile başlayan işgal, 3 yıl 3 ay sonra, 1922 Eylül’ünde Egeli efelerin direnişi ve şanlı Türk askerinin taarruzu ile son buluyordu. Yunanlılar, işgal ettikleri bölgelerde baskınlar düzenleyerek, köyleri talan etmişler, mahsulleri yakmışlar, Ege insanını mağdur ve perişan etmişlerdi. Halk sefalet ve açlık içinde kalmıştı. Rahmetli nenem anlatırdı, “süpürgenin tohumunu yediğimiz, toprak yediğimiz günler oldu” diye. Anlatılması çok zor günler geçirmişlerdi. Bu sebeple eylül ayı, ayrı bir önem taşıyordu Ege için. Eylül’ün çeşitli günlerinde Yunan işgalinden kurtulan beldeler, her yıl kurtuluş günü şenlikleri düzenliyor, mağduriyetten, perişanlıktan, işgalden kurtuluşun sevincini kutluyorlardı. Belki diğer ülkeler, milletler bu denli kutlamıyordur böyle günleri. Belki onlar için o kadar da önemli değildir, bayrağın rengi. Ama, asırlardır hür yaşamış, esarete alışmamış bir millet için önemli. Hem de çok önemli. Nihayet, 9 Eylül sabahı, Yunanlılar büyük bir hezeyanla gittiler. Geride, gözyaşı bırakarak, acılı yüreklerin ahını bırakarak. Kurtuluş, bu sebeple büyük manalar ifade ediyor Ege insanı için. * Kurtuluş!.. * “Kurtuluş”, Yunan insanı için de çok önemli. Yıl 1941. 2. Dünya Savaşı. Bütün Avrupa savaşta. Kan gövdeyi götürüyor. Almanlar tarafından işgal edilen Yunanistan, açlık, sefalet, içinde. Tarihî kaynaklar, o yıllarda 70 bin Yunan insanının açlıktan öldüğünü yazıyor. Çaresiz halk. Gözleri yollarda bir umut ışığı arıyor, bir yardım eli arıyor uzanan. Çocukların açlıktan avurtları çökmüş, âdeta kemik yığını gibiler. Annelerin yüreği yanıyor. Çöplerde ekmek arıyor kimileri. Hastaneler insan dolu, ilaçsızlıktan ölen ölene. Yok mu hiç insan evladı, ölenler insan? Yunanistan, Pire limanı o gün bir başka kalabalık. Heyecan dorukta. Çocuklar, gençler, yaşlılar, kadınlar, herkes, deniz ufkunda bir kıpırtı arıyor. Bir umut bekleyişi var. Rezillikten, perişanlıktan kurtuluşun bekleyişi bu. Ufukta nihayet bir gemi göründü. Yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı. O küçücük Yunan çocuklarının gözünde büyüdü, büyüdü, devleşti, dalgalanan Türk bayrağı. Bir coşku oldu, doldu yüreklere sevinç olarak, kurtuluş umudu olarak. Kurtuluş adlı Türk yardım gemisi demir attı Atina Pire limanına. Bu demir o yıllarda yaşayan Yunan halkının gönlüne de atılmıştı âdeta. Sevinç çığlıkları yükseliyordu limandan. “Yaşa Türk! Yaşa Türk!” Çocuklar zıplıyordu, anneler ağlıyordu sevinçten. Artık çocukları ölmeyecekti açlıktan. Yardım malzemeleri vinçlerle limana inerken. Geride, açlık ve sefalet içinde bıraktıkları bir milletten gelmişti ilk yardım. Kendi sıkıntılarına rağmen yardım eli uzatmışlardı Yunan halkına. Çünkü onlar yaşamışlardı, ne olduğunu biliyorlardı açlığın. Başkaları yaşamasın istediler. Kurtuluşu olmuştu “Kurtuluş” adlı Türk gemisi umutla bekleyişlere. Ve Yunan halkına yardım elini uzatan tek devletti Türkiye, Türk insanı. “Kurtuluş” defalarca sefer yaptı Yunanistan’a. Artık halkın tek umudu, kurtuluşu olmuştu. Yemek dağıtan görevliler bazen malzemeleri bittiğinde halka, bugün yok ama yarın muhakkak “kurtuluş” burada olur diye teselli, umut veriyorlardı. Mağdur insanlara. Olsun. Beklerlerdi onlar. Bir günden bir şey olmaz. Anneler, çocuklar, hastalar, yaşlılar için umut olmuştu. Nasılsa yarın “kurtuluş” gelecek. Türkler gelecek. Kurtuluş, onun için çok önemli Yunan insanı için. Kurtuluş; çok önemli. İki millet için. Milletler için. İnsanlar için. İnsanlık için. Yaa! Nereden, nereye? Taa, Tire’den Pire’ye!.. Kimin, ne zaman, ne olacağı belli olmuyor. Fakat hep vaki olan bir şey var. Eden, bir gün buluyor. Ha, ne dersiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT