BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fren mesafesi

Fren mesafesi

Eskiden askeri birliklerde uygulanırdı: Yüksek rütbeli bir komutan, bir birliği denetlediği zaman, askerler bir salonda toplanır, “varsa bir şikayetiniz, isminizi yazmadan, şu kağıtlara yazın, ve şu kutuya atın..Komutanınız olarak onları ben tek tek okuyacağım sonra da imha edeceğim” denilirdi.



Eskiden askeri birliklerde uygulanırdı: Yüksek rütbeli bir komutan, bir birliği denetlediği zaman, askerler bir salonda toplanır, “varsa bir şikayetiniz, isminizi yazmadan, şu kağıtlara yazın, ve şu kutuya atın..Komutanınız olarak onları ben tek tek okuyacağım sonra da imha edeceğim” denilirdi. Her zaman her seferinde olmasa da çoğu zaman orayla ilgili kararlara ışık tutacak, dışarıya sızdırılmayan dertleri anlayacak ipuçları çıkarmış. Belli iş yerleri de bunu zaman zaman dener. Ben fantezimi ülke geneli için kuruyorum. Yine herkes tedirgin olacaktır, bizim gibi hassas ülkelerde böyle bir not yazmaya korkacaktır insanlar..çeşit çeşif efsaneler üretilecektir. İşte sizi yazdığınız notttan gelir bulurlar gibi. Başınız derde girer gibi. Bu işin altında mutlaka bir sahtekârlık vardır gibi.. Ama bu tedirginlik ortadan kaldırılabilse ortaya çok ilginç sonuçlarla beraber şu çıkacaktır: Bu ülkede insanların yüzde 99.9’unun özel hayatı dışında, güvendiği yakın çevresi dışında olduğu gibi görünemiyor. Ezberleri var, onları sıralıyor. Yadırganmayacak sloganlar ezberlemiş. Ya ıkınıp sıkınıyor ya yuvarlak laflar ediyor. Bu aslında bir korku. Bu halin ne olduğunun adını koyarken bile korkuyor. Oysa aynı şeyi bir başka yerde mesala Amerika’da yapsanız..Almanya’da yapsanız..Ürdün’de yapsanız..İnsanların korkularının bire, ikiye düştüğünü görürsünüz. Yani çok fazla yalan söyleme, dışarılık yüz takınmaya ihtiyaçları yok. Suriye dün bir diktatörlüktü. Bugün ne, bilmiyorum..light diktatörlük mü, çeyrek demokrasi tam cumhuriyet mi belli değil. Orada bile insanlar tek şeyden tedirgin.. Nihayetinde devlet, oradaki farklı farklı grupların rejimle bir problemlerinin olmadığı anladığı anda peşlerini bırakıyor. Yaşayışlarına, yaptıkları işe, neye inanıp nereye bağlandıklarına bakmıyor. ... Biz de bu probleme kafa yoruluyor mu, emin değilim. herkes söze format atmakla başlıyor. Yani bu insanları nasıl bir düzene sokarızla..nasıl adam ederizle..Herkes tedirgin ediliyor. İnsanlar töhmet altında bırakılıyor. Tutarsızlık var..Bir taraftan çok sesliliğimiz, çok renkliliğimiz avantaj gibi anlatılıyor. Öbür taraftan tek ses tek renk hasreti çekiliyor. Saçma sapan herkes kardeştir söylemi hatırlatılıyor. Herkes niye kardeş olsun. Yahut niye herkes birbirine benzesin. Artık sadece söz de yetmez. İnsanlar kolay inanmıyor. Temel kurallara uymak kaydıyla herkesi olduğu gibi kabul ediyoruz, demek yeterli değil. Bu hissettirilmeli. Yapılmazsa ne olur. Herkes üç maymunu oynar. Şimdilik bize yeter, diyorsak..İstediğimiz gibi görünsünler bize yeter diyorsak..Buyurun devam edelim. Ama bilelim ki fazla yolumuz kalmadı. Fren mesafesini de hesaba katmalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT