BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yedi sekiz dokuz

Yedi sekiz dokuz

aşbakan’ın eskisi oluyor ama cumhurbaşkanının olmuyor. Kural mı, teamül mü, belli değil.



aşbakan’ın eskisi oluyor ama cumhurbaşkanının olmuyor. Kural mı, teamül mü, belli değil. Paşam 7. cumhurbaşkanı.. Süleyman Bey 9. cumhurbaşkanı.. Ama Ulusu, Akbulut, Ecevit, Yılmaz, Çiller eski başbakanlardan. Hem sırasını bilen yok..Hem aynı ismler aynı işi birkaç defa yaptığı için takibi zor. *** Eeee, diyen olursa şunu söylemek istiyorum: Teamül ve hitap şekli ne olursa olsun 80 öncesinde Cumhurbaşkanlarının adı zor hatırlanırdı. 80’den sonra hem değişen statü hem de o makama gelenlerin karizması işi değiştirdi. Önce Evren, ardından Özal ve Demirel hatırlanır yer haline getirdiler. Uzunca bir süre o makam hacet kapısı gibi oldu. Demirel’den sonra,( imaj olarak söylüyorum, algılamanın birebir matematiği olmaz) eski dönemleri hatırlar olduk. Korutürk dönemi gibi.. Sunay dönemi gibi.. Tek fark özel televizyonlar marifetiyle ekranlarda daha sık görmemiz. Üstelik birkaç sene sonra aklımızda kalacak, iz bırakacak görüntü de yok. *** Başkası bize, yahut biz kendimize sorsak ne istediğimizin de çok net olmadığını görürüz. İstediğimiz ne, derken.. Etkin bir cumhurbaşkanı mı istiyoruz, mevzuat düzenlemesi ile o makamın eskiden olduğu gibi sembolik hale getirilmesini mi istiyoruz.. Bu konudaki arzumuz net değil. Bizim isteğimizle ne olur, diyebilirsiniz.. İsteği ile birşeyler olacak insanların kararları da net değil. Net olan şu: Cumhurbaşkanlığı makamı hep bir emniyet supabı gibi görülüyor. Şuuraltımıza şöyle birşey enjekte ediliyor: O makam da olmasa bu seçilen insanların ne yapacağı belli olmaz. Oysa buralardan oraya giden iki isim var. Özal ve Demirel. Mesela gariptir, Demirel başbakanken özellikle 12 Eylül öncesinde bugün endişe konusu yapılan şeylerle itham edilirdi, cumhurbaşkanı olduktan sonra kaygı duyulan konuların teminatı gibi gösterilir oldu. Yani Allahtan Demirel o makamda da.. deniliyordu. İşin bu tarafını anlayabilmiş değilim. *** Bir diğer konu, eğer bu bir tecrübe ise şunu gördük: Daha önce zannettiğimizin aksine aynı partiden, aynı ekipten insanlar..ya da eski tabirle dava arkadaşları bu makamları işgal ettiği zaman sürtüşme diğerlerinden daha çok oluyor. Bugünkünden daha iyi bir uyum sağlanamıyor. Parti lideri yukarıya çıktığı zaman geride kalan en azından partide iki başlılığı ortadan kaldırma derdine düşüyor. Tahrikler de oluyor. Bir de şunu görüyoruz: Hiyerarşik sıralamada Başbakana tam itaat etmek, emrinizdeyim demek bazılarına zül geliyor. Aradakileri atlayıp (Meclis başkanı, başbakan) doğrudan yukarıya tazim farkedilmese bile altı çizilerek hatırlatılıyor. Yarın birgün iki makam tek elde toplanırsa devlet başkanlığı gibi.. Bu ihtiyaç nasıl karşılanır bilmiyorum. Bu tedirginlik ve siyaset kurumunu hep taraf gibi görmek, hep çevresine emniyet şeridi çekme ihtiyacı duymak ne zaman biter, onu da bilmiyorum. Bu yapının böyle gelmiş böyle gider misali daha uzun süre gidemeyeceğini biliyorum. Muhtemelen önce bu korku ve tedirginlik geçim kapısı olmaktan çıkacak.. Sonra dönüşüm hızlanacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT