BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Midas’ın kulakları

Midas’ın kulakları

Televizyon sektöründe ön planda bir isim. İddialara göre, detektiflik şirketi kurup VİP’leri dinlemeye almış, ya satmış, ya şantaj yapmış.



Televizyon sektöründe ön planda bir isim. İddialara göre, detektiflik şirketi kurup VİP’leri dinlemeye almış, ya satmış, ya şantaj yapmış. Çorap söküğü gibi geliyor. Tahmin edebiliyorum, arkalarından nelerin, kimlerin çıkabileceğini. Dikkatle izleyin. Pislik bir yerde duruyor. Ayağa dolanıyor, işte. Yakalandıklarında “Ne yapalım, vatandaş böyle istiyor” demişler, mazeretleri olarak. Kastettikleri, dedikodusu bol programların rating yapması. Millet, deniyor, bayıla bayıla seyrediyor bunları. Biz de “amme hizmeti” yapıyoruz. Ciddi bir kamu sorumluluğu!.. İletişim Devrinde özel/mahrem/kişisel ile sosyal saha arasında o kadar taşmalar, karışmalar, şaşırmalar var ki, türban krizinde gördüğümüz gibi, “detektif”ler kendilerini masumdan da öte millî menfaatler doğrultusunda icra-yı sanat yaptıklarında neredeyse haklı saydırabilecekler!.. Yüzyılın sorunu; mahrem yani şahsi eğilim ve folklorünü kamu hayatında yaşayabilme özgürlüğü-sınırları ile... Tartışılan bu!.. Dedikodu magazinlerinde boy gösteren bazı sosyetikler çoğu kez kendileri medyayı çağırıyor; aman ben de bu kızla/oğlanla görüneyim diye “teşhirciliklerini” para ile bile sağlamıyorlar mı? Şimdi, adamlar bu dedikoduları James Bond’u aratmayacak teknikle tesbit etmişler; kabahatli onlar mı, yoksa bu ülkenin “özel” koşulları mı? Sonra daha yeni bir refikimiz “Uzun Kulaklar Ülkesi” adlı kitap yazdı. Daha yeni bazı kurumlar arası “dinleme” skandalları gazete manşetlerine yansıdı. Bu ülkede kamu hem kendini, hem vatandaşı dinleye geliyor. Dinlenenin hukuku da, etiği de olmayınca, dinleme çetesi kurulmuş ne yazar? Yakalananlar asıl “Midas’ın kulakları”nı gösterse, utanacak çok var. Dinlemek suç; ayıp; hatta rezillik. Ama, dinlenecek şey olmasa bu olmaz. Demek ki ayıp çok. Yoksa, adam olan zaten her an iki omzunda zabıt katibinin olduğunu bilir. Onun için “ille ahlâk”. Öncelikle. Siz birilerini dinlediniz, götürüp bir televizyona satacaksınız. TV idarecisi “Sağolun, bu mahrem bir konu. Yayınlayamam” diyemiyor, demek ki!.. Etik olmayınca... Bastırıyor parayı, alıyor bandı... Seyirci, bu programa prim vermeyelim, zaplayalım diyebiliyor mu? Hayır, etik olmayınca. Siyasette bile “kaset savaşları”nı yaşamadık mı? Hangi siyasetçi, “Ben bu Makyavelist metoda müracaat edemem. Mizacım, yapım, andım, şerefim, namusum” diyebiliyor? Hem de milletvekili olurken namusları üzerine yemin etmişken. Bu şartlarda adamları neyle, nasıl yargılayabileceğiz?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT