BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öğrenen olmanın tersi...

Öğrenen olmanın tersi...

Geçen yazıda anlattığım hikaye yönetimde kuvantum boyuta yaklaşanlardan biri olan Jack Welch’in yirmi yıla yakın BİS (Baş İcraat Sorumlusu) olarak çalıştığı ‘General Elektrik’ şirketinde yaşamış. GE’nin sağlık cihazları üreten bir şirketinin yıllık toplantılarından birinde genç bir satış elemanı “Sayın Welch” diyor “Satış Bölümünde primlerimiz geç ödeniyor.



Geçen yazıda anlattığım hikaye yönetimde kuvantum boyuta yaklaşanlardan biri olan Jack Welch’in yirmi yıla yakın BİS (Baş İcraat Sorumlusu) olarak çalıştığı ‘General Elektrik’ şirketinde yaşamış. GE’nin sağlık cihazları üreten bir şirketinin yıllık toplantılarından birinde genç bir satış elemanı “Sayın Welch” diyor “Satış Bölümünde primlerimiz geç ödeniyor. Lütfen bu durum düzeltilsin, ödemelerimizi zamanında yapamıyoruz, gecikme zamlarını biz ödemek zorunda kalıyoruz” Çarşamba günü “Bu adamın başına neler gelmiştir?” sorusunu sormuştum hatırlarsanız. Bu soruyu çok çeşitli ortamlarda binlerce kişiye sordum. Aldığım cevap aynıydı. “Adamı anında halletmişlerdir.” Bilemiyorum sizlerden aksini düşünen olmuş mudur? Gelin lafı daha fazla uzatmıyalım. Hikayenin gerisini anlatayım sizlere. Soru sorulduğu anda salonda serin bir hava esmiyor değil tabiî. Şimdi birkaç gün sonra olan biteni dinleyin. Şirketin genel müdürü Jack Welch’i arıyor. “Sayın Welch, geçen günkü yıllık toplantının sonlarına doğru satış primleriyle ilgili gecikmeden bahsedilmişti. O arkadaşı çağırdık bizzat dinledik. Problemi küçük bir operasyonla çözdük. Bilginiz olsun.” Jack Welch’in genel müdüre dedikleri, “Sayın X, o arkadaşı tekrar çağırın. General Elektrik’in öğrenen bir şirket olma vizyonuna cesaretle katkıda bulunduğu için benim tarafımdan da tebrik edin ve kendisine bu davranışı karşılığı bin dolarlık BİS ödülünü takdim edin. O problemi o gün öğrenmeseydik, kimbilir neler kaybedecektik. Bünyemizde ne yaralar açılacaktı.” Bu söylediklerim Jack Welch’in hayatını anlatan bir kitaptan alınmıştır. Görüldüğü gibi “öğrenen olmak” öyle nutuk atarak, kupkuru eğitimler yaparak ulaşılacak bir şey değil. Bunun için şirketin, örgütün, devletin, toplumun başında bulunanların öncelikle samimiyetlerini ispat etmeleri ve de bu işi bir hayat tarzı olarak benimsemeleri gerekiyor. Bunun için de “Liderlerin” bu işin önemini iyi kavramaları şart. Bir şirket, bir örgüt, hele hele bilginin ışık hızıyla hareket ettiği bu yeni çağda öğrenen olamazsa ne olur? Dalgalı bir denize yüzmeyi öğrenmemiş birini attığınız zaman ne olursa o olur. Siz zannediyor musunuz ki, dünyada birçok şirket global ekonomik kriz dalgaları sebebiyle batıyor. Hayır o şirketler dalgaları gittikçe büyüyen “değişimle” başetmeyi öğrenemedikleri için yok oluyorlar. Öğrenen olmanın en önemli şartı ise, şirket içinde dikey ve yatay bütün iletişim kanallarının kusursuz çalışmasıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT