BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçindeki kırgınlık yüreğini acıtıyordu

İçindeki kırgınlık yüreğini acıtıyordu

Şefika Hanım yemek takımlarını kâğıtlara sarıyordu. Bir yandan da gözlerinden süzülen yaşlara engel olamıyor, bunca yılın anılarını bir anda geride bırakıp hiç bilmediği bir düzene gitmenin sancılarını çekiyordu. Yalçın öğlene doğru gelmişti. İki yaşlı insanın evin eşyalarını topladığını görünce hayretle atıldı:



Şefika Hanım yemek takımlarını kâğıtlara sarıyordu. Bir yandan da gözlerinden süzülen yaşlara engel olamıyor, bunca yılın anılarını bir anda geride bırakıp hiç bilmediği bir düzene gitmenin sancılarını çekiyordu. Yalçın öğlene doğru gelmişti. İki yaşlı insanın evin eşyalarını topladığını görünce hayretle atıldı: - Ne yapıyorsunuz siz? Bunları nereye götüreceğiz ki? Bu eşyaları koyacak yer yok. Sadece ihtiyacınız olan şeyleri alın, bize geleceksiniz. Şevket Bey şaşkınlıkla baktı oğluna: - İyi de oğlum, eşyalarımız ne olacak? - Onları satarız baba, yapma Allah aşkına, bunları nerede saklamayı düşünüyorsunuz? Akıl var mantık var... Şefika Hanım acıyla bakıyordu kocasına. Bakışlarında onun bir şey yapmasını istermiş gibi bir hal vardı. Şevket Bey karısının canının yandığını anlamıştı: - Ben depo gibi bir yer tutarım oğlum... Oraya yığarız. Yalçın sinirli bir şekilde kendini geriye attı: - Baba, saçmalama, bu durumda bir de milyonlarca lira depo parası verilecek... Ne gerek var, o kadar paran varsa bana ver, benim yanımda kalacaksınız, masrafımız ikiye çıkacak... Şefika Hanım hafif bir çığlık atarak mutfağa attı kendini. Sanki Yalçın sırf kendi çocuğuymuş gibi utanmıştı kocasından. Şevket Bey acı bir gülümseme ile başını salladı: - Sana da veririm oğlum, kaldığımız yerin, yediğimiz içtiğimizin parasını öderiz. Sen hiç merak etme... Yalçın bu sözlerdeki kinayeyi anlamamıştı: - Merak etmiyorum baba, tabii ki ortaklaşa halledeceğiz ama yine de masraf etmenin bir anlamı yok. Ne yapacaksınız eşyayı? Şefika Hanım dayanamadı: - Kiralık bir yer bulunca oğlum, yeniden eşya mı düzeceğiz? Yalçın yutkundu: - Kiralık yerden daha iyi fikirlerimiz var anne. Dün akşam Neslihan’la da konuştuk. Mükemmel evler var. Huzurevleri... Dört dörtlük bakım... Veriyorsun maaşını oraya, gül gibi bakıyorlar sana. Yemek içmek önünde, gezdiriyorlar da... Şevket Bey şaşkınlık içinde karısına baktı. Şefika Hanımın rengi değişmişti bir anda. Dudaklarını ısırdı: - Düşüneceğiz oğlum... diye geçiştirerek mutfağa döndü. Eşyalarını toplarken inci gibi süzülüyordu yanaklarından gözyaşları. İçindeki kırgınlık yüreğini acıtıyordu artık. Yalçın birkaç anlamsız cümle daha konuştuktan sonra işi olduğunu söyleyerek çıktı. Bir gün önce satış tamamlanmış, Şevket Bey ev parasının bir kuruşuna dokunmadan oğluna vermişti. Yalçın sevinçle parayı almış, babasını bankada bırakarak hızla uzaklaşmıştı. Şevket Beyi eve, evi alan iki müteahhit bırakmıştı. O gece karı koca hiç uyumamışlardı. Payidar’ın ise ilgisini bile çekmemişti evlerinin satılması. “İyi olmuş, zaten eski püskü bir evdi” diyerek yürümüş odasına girmişti duyduğu zaman. Şevket Bey ve Şefika Hanım, Yalçın gittikten sonra birbirleriyle hiç konuşmadan işlerine devam ettiler. Vakit öğleni geçmişti. Kapı çalındığı zaman kırılacak eşyaların hepsi hemen hemen paketlenmişti. Şevket Bey kapıyı açmak için paketlerin üzerinden atlayarak ilerledi... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT