BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Harput’ta ilim-şiir-irfan

Harput’ta ilim-şiir-irfan

Harput’un sevilen ailelerinden Prof. Kerim Sunguroğlu, Harput ve Elazığ’ın yüksek öğrenimi hakkında, küçük ama doyurucu ilmî bir eserle sohbetimize katıldı.



Harput’un sevilen ailelerinden Prof. Kerim Sunguroğlu, Harput ve Elazığ’ın yüksek öğrenimi hakkında, küçük ama doyurucu ilmî bir eserle sohbetimize katıldı. Bu kitapçıkta Fırat Üniversitesi’nin kuruluş ve gelişmesi için, kendisinin ve dostlarının, bilhassa da Elazığ Üniversitesi’ni kuran Prof. Mustafa Temizer’in gösterdiği destan çapında gayretler anlatılıyor. Nüfusuna kıyasla (İstanbul dahil) en fazla yükseköğrenim mezunu yetiştiren Harput (Elaziz) kültüre bağlılık şöhreti 15 bin mevcutlu üniversitesi, şairleri, öz musıkisi ve değerli yayınları ile bugün dahi devam etmektedir. İki nesil önce (adı belli) 50 medrese varmış bu vilâyette. Dostum Prof. Sunguroğlu “Harput ve Elâzığ’da Yükseköğretim” diye adı geçen kitabında bu medrese ve kolejlerin ad ve isim mekânlarını bulabilirsiniz. Harput’ta Amerikalılar’ın Fransız ve Almanlar’ın keşif “misyoner faaliyeti” gösterdiği kolejleri dahi tarihçeleri, faaliyetleri, Ermeni kavmini, çok çektikleri Türk devletine nasıl düşman ettiklerini de bu kitapta okursunuz. Merhum Temizer gibi, Harput’a ve Fırat Üniversitesi’ne hizmet etmiş, Nurettin Ardıçoğlu, Sıtkı Arpacı gibi şahsiyetler de bu kitapta değerleri ve hizmetleri ile gün ışığına geliyorlar. Sunguroğlu’nun hatıralarında hizmet erlerine duymamız gereken minnet ve şükran, gerçek imrenmelerle dile getiriliyor. Görülüyor ki, Harput’un ilim, kültür ve sanat ağırlığı dahi eşsiz denecek kadar zengin ve güzel “folklor ve musıki” ağırlığı ile denkleşmektedir. Harput’un Saray Hatun Camii ile merhum babamın hizmetleri dolayısiyle gönül ve hatıra yakınlıklarım var. Bu caminin mimâri güzelliği ve Uzun Hasan’ın anası Saray Hatun’a hürmeten yanına alıp Trabzon’a götürmesi sebebiyle burada ayrı şiir ve efsane buluyorum. Fatih Sultan Mehmet’in belki alın koyduğu bir secdeyi içinde taşıması ihtimaliyle de bu mabedi seviyorum. Fakat ben, geçen mübarek Cuma namazını, Sultan Alparslan’ın Malazgirt zaferinden sonra ilk yapılan camilerimizden olan eğri minareli Ulucami’de kıldım. Elâziz’in sayın müftüsü Doç. Dr. Fikret Karaman hocamızın enfes vazını dinleyerek Muhammedî saatler yaşadım. Harput’tan bir alay şiir, hikâye ve yorum kitabıyla dönüyorum. Çünkü kendisini Elâzığ halkına çok sevdirmiş olan kültür, ilim, sanat mimarı Valimiz M. Lütfullah Bilgin, o kadar gayretinin yanısıra, gençlerimizin merak dolu beyinlerini, yeni kitaplar, kasetler, şiirler, bilgiler ile de beslemektedir. Bu bâbda son çıkarttığı eserlerden birisi, Günerkan Aydoğmuş’un derlediği Harput Kültüründe Din Âlimleri kitabıdır. Hemen elime tutuşturulan şiir kitapları, romanlar, derlemeler ise; görüşmekle zevk duyduğum sayın Metin Ünal Menguşoğlu’nun “Ben Asyalı Bir Ozan..” Sevda Söze Düşmez adlı efsaneli derinlikli şiir kitapları ile Yerler Mühürledi, adlı romanı... Elâzığ eski belediye başkanlarından sayın Şükrü Kaçar’ın iki ciltlik “Bu Toprağın Yaşayan Ozanları...” ve o çevredeki Hayvancılık yapan köyleri şiirleştiren Orman Mühendisi Orhan Gökçe beyin, Şavak Düzeni şiir kitabıdır. Nasıl gayretli bir şiir sanat sevdası ki, bizim ziyaret günlerimizde bile birçok dergi ile müşerref olduk. Bunların başında üç ayda bir Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nce çıkarılan Fırat’ın Sesi’dir. Başyazısı, Cemiyet Başkanı Sayın Bedrettin Keleştimur’ca yazılmış: İlgilenenlere Kürsübaşı dergisi parlak yazılarıyla devam ediyor. Son sayısı bizim ziyaret anısına ayrılmış. Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin ilk sayısını, taze kalem gözüyle çıkardıkları “Mavi” adlı dergide gençlik çabalarımızı anlatan gayretiyle hoşuma gitti. Bu kitap ve dergilerden sırası geldikçe elbet söz ederim. İsteyen, bunların hepsini, Elâzığ, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’nden isteyebilir. FIRAT TIP MERKEZİ DENİNCE Bunu, üniversitenin ve bütün Doğu’nun içini sızlatan bir vak’a ve ona ilişkin temenni olarak yazıyorum: Aslını sorarsanız: Bugünkü şartlarda Doğu Anadolumuzun bilhassa ümit bağladığı Fırat Üniversitesi Tıp Merkezi ve Hastahanesi’nin çabuk bitirilmesini dile getirmek istiyorum. Acı göçler sebebiyle çok hareketli ve bakıma çok muhtaç bölgede, lütfen, hantal kırtasiyeci tutumlar bırakılıp, yurt ölçüsünde büyük gayret gösterilmelidir. 600 yatak hacimli bu hastahane, YÖK ve yeni iktidarca, derhal tamamlanmalıdır. Halka olmazsa bile bâri hasta vatandaşlarımıza olan saygı ve şefkat ile Fırat Tıp Merkezi olan bu külliye tamamlanmalıdır. Bu konuda, alacağım müjde karşılığı, tebrik ve övgü yazılarım çok olacaktır. Sağlam yaşamasını sağlayamadığımız sevgili Anadolumuzun halkına bari rahat bir hasta yatağı lütfetmez misiniz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT