BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kosova’da fiyasko

Kosova’da fiyasko

Bu yazıyı yazarken bir son dakika “flaş” haber...



Bu yazıyı yazarken bir son dakika “flaş” haber; Sırp Genelkurmayından kaynaklanan ve hâlâ tam boyutları bilinmeyen ve anlaşılmayan bir bilgiye göre, Sırp Kuvvetleri Slobodan Miloşeviç’ten Kosova’dan kısmen çekilme emri almışlar. Bunun anlamı ne? Bonn’da G-8’lerin (6 NATO üyesinin artı, Japonya’nın ve Rusya’nın) son aldıkları ilke kararları uyarınca yapılacak, barış müzakerelerine yol açmak için mi çekiliyorlar? Yoksa bu, son olaylar NATO bombalarının yanlış yerleri ve hedefleri bombalamaları vb. yüzünden Kosova ve NATO’nun tutumu hakkında ikircikli olan dünya kamuoyuna şirin görünmek için mi? Çekildikten sonra geri dönüp vurmak için bir taktik mi? Şu sırada tam belli değil... BELLİ OLAN Ama belli olan bir şey var: NATO, başta ABD, İngiltere ve Fransa ve İngiltere bu harekatı, resmen, yüzlerine gözlerine bulaştırmışlar, çuvallamışlardır. Başlayalı bu kadar hafta geçtiği halde bunca bomba ve füzeye rağmen, başlangıçta belirtilen hedeflerden hiçbirine ulaşılmamış, güya Kosova’da Arnavutlara karşı uygulanan etnik temizliğe ve acılara son verilememiş aksine özellikle Kosova, Priştine harabeye dönmüş, Arnavutlar daha beter duruma düşürülmüşlerdir. Oysa başlangıçta belirtilen hedefler sarihti, mülteciler yurtlarına döndürülecek, Sırp kuvvetlerinin Kosova’yı tümüyle terketmeleri sağlanacak, Kosova’ya geniş bir özerklik verilecek, çoğulcu demokrasi sağlanacak, Miloşeviç devrilecek, yakalanacak ve harp suçlusu olarak “cezalandırılacaktı”.. Ve bütün bunlar da peşinen açıklandığı üzere, kara kuvveti kullanmadan sadece hava saldırıları ile başarılacaktı. Zaten başarısızlığın püf noktası da bu. Bir komutanın savaş esnasında mazeretlerini sıralarken “önce barutumuz yok” demesi üzerine Napoleon’un “Artık gerisini söylemene gerek yok!” demesi gibi. NATO’nun hasmına daha başından “Kara harekatı yapamayacağım” dedikten ve Sırplara direnmek için cesaret verdikten sonra, fiyaskonun başka sebeblerini sıralamaya da gerek kalmıyor! BUNCA BOMBADAN SONRA Ve bugün bunca gün, bunca füze ve bombadan sonra, Sırp savaş gücü yok edilememiş. Miloşeviç ayakta.. Bir milyona yakın ve büyük çoğunluğu Arnavut mülteciler olarak, kamplarda ve yollarda sürünmekte... Amerika’nın meşhur teknolojisine ve haber alma imkanlarına rağmen Belgrad’taki Çin binasının, mülteci otobüs ve trenlerinin “kazaen” vurulmaları da “pardon” demekle atlatılamayacak beceriksizliklerdi. Her akşam NATO brifinglerinde bu beceriksizlikler Karagöz-Hacivat oyunu gibi geçiştirilmeye çalışılıyor. NATO ellinci yılında, yeni stratejik konsepti ile birlikte büyük bir fiyasko içindedir. Kısacası bu fiyaskonun püf noktası NATO ülkelerinin başta ABD, İngiltere ve Fransa’nın olmayacak duaya amin demeleri veya meşhur fıkrada olduğu gibi yiyebileceklerinden fazla yemeği önlerine koymuşlardır ve şimdi de çıkış yolu aramaktadırlar. ÇIKIŞ YOLU? Bu çıkış yolunun ne olacağı da Bonn’daki son G-8 Dışişleri toplantısının ilke kararı ile ortaya çıkmıştır. Rus Dışişleri Bakanı Chernomyrdin’in, Almanlar tarafından da hararetle desteklenen planı, özetle Kosova’daki NATO rolünü asgariye indirecek. Birleşmiş Milletler’e, Güvenlik Konseyi’ne öncelik verilecek. Miloşeviç bu plana göre, Sırbistan içinde kalacak olan Kosova’ya mültecilerin geri dönmelerine, NATO’nun değil Birleşmiş Milletler’in altındaki “etkin bir uluslararası sivil ve askeri gücün” konuşlandırılmasına “izin” verecek! Bu güçte NATO’nun NATO olarak yer alması dahi şüpheli. Çünkü Miloşeviç efendi bu uluslararası güçte NATO’yu ve NATO ülkelerini istemiyor. Anlaşılan bu güç Rusya’dan ve Slav ve eski Varşova Paktı ülkelerinden oluşacak. Miloşeviç’in Sırp birliklerinin bir kısmını çekmesi de herhalde bu konuda yapılacak pazarlıklara hazırlık! Kosova’nın şimdiye kadar en ağır yükünü çeken Amerika’nın ikinci plana itilmesi de demek olan bu plan, ABD Kongresi izin verir de uygulanırsa (ki Kongreden itiraz sesleri yükselmeye başladı bile!) NATO, kara harekatını göze alamadığı için, Miloşeviç’in uzatacağı zayıf zeytin dalına sarılıp idare-i maslahat bir barışa razı olursa, bu 20. yüzyılın en büyük rezaleti olarak tarihe geçecektir... Birinci Dünya Harbi’nden sonra Batılıların Ortadoğu’da sağladıkları sözde barış gibi bu da Balkanlardaki “Bütün barışlara son veren bir barış” olacaktır. Balkanlar Sırp tehlikesinden artık kolay kurtulamayacaktır. Asıl kaybedenler Arnavutlar, kazananlar da Miloşeviç ve Sırplar olacaktır. Ne var ki Kosova’yı ve Belgrad’ı tamir için büyük şirketlere iş çıkacaktır... Ve bundan sonra hedef kanun dışı sayılacak UÇK’yı, Kosova Kurtuluş Ordusu’nu silahtan arındırmak ve tenkil etmek olacaktır... Rugova da yeni Kosova’nın başına geçirilirse hiç şaşmayın! Ama ne dönüş, ne ric’at! BİZİM ALACAĞIMIZ DERS Bu hezimetin ülkemize de yansımaları tabii ki olacaktır. Bizim bu fiyaskodan çıkarmamız gereken dersi iki noktada özetleyeyim. 1. Vahşet boyutlarına varan ve yanlış yönlendirilmiş Sırp milliyetçiliğini ve bu milliyetçiliğin Arnavutları etnik temizliğe tabi tutması asla caiz görülemez.. Ancak paradoksal bir gözlem veya tespit olacak ama; Sırpların bunca baskıya ve dehşete bu kadar direnmeleri de milliyetçilikleri sayesinde olmuştur. 2. Batılıların bu durumundan sonra Türkiye hâlâ Batılıların dirayet, feraset ve önderliğine nasıl güvenir? Onların buyurduğu ev ödevlerini nasıl ve niçin yapar? Her zaman söylediğim gibi, başkalarına güven caiz değildir; kendi koşullarımızın oluşturduğu sorun ve tehlikelere karşı kendi standartlarımızla mücadele etmek zorundayız. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Savaşlar ekseriya yığınakta yapılan hatalardan dolayı kaybedilir.” KARL VON CLAUSEWITZ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT