BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Taş mı bassaydı bağrına...

Taş mı bassaydı bağrına...



İlhan usta ellerini yanlara açarak: - Demedim mi sana Tarık? dedi. Bilirim, bilirim canım nereye gittiğini... İşte sonunda da böyle yaparlar adamı. Peki, kimdi bu üç kişi?.. - Kim olacak?.. diye Zekeriya homurdandı. Üst dudağı mantar gibi şişmişti. Dayısının oğulları. Ama çok değil, az kaldı, ben biliyorum ne yapacağımı! - Git aslanım, başına bela açacaksın. - Zaten gönlüm belada, bir de başım olsa ne çıkar ki İlhan Ustam?.. Kız beni sevmemekte belki haklı, ama gel bir de bana sor. Ne yaparsın sevda bu, hep yükseklerden uçuyor işte... Yer yer şiş ve mor yüzüyle Tarık’a dönen Zekeriya, yalnız ona anlatır gibi sözünü sürdürdü: - Abi be... birkaç ay önce Meram’da tanıştık onunla.. O gün bir giyinmiştim ki, sormal Filmciler görse peşime düşerlerdi inan ki. İşte o gün orada, tuhaf bir rastlantıyla Huriye’yle tanıştık; hemen de kaynaşıverdik. Nasıl mı tanıştık?... Orasını deşeleme gayri... Daha sonra birkaç defa buluştuk onunla. Alaaddin Tepesi’nde, Fuar’da, Mevlana’da, spor kortunda ve sonra tekrar buluştuk onunla. “Seni seviyorum” falan diye başladı bana asılmaya ve de gönlümü iyice yakmaya. “Hangi okulda okuyorsun?” dedi. “Kimin oğlusun?” dedi. Hani ben de kızla konuşurken, avukat gibi konuşuyordum yani!.. Neyse bir gün gerçeği, yani bir tamirci kalfası olduğumu söyleyince, benden soğumaya başladı... Yüz çevirdi benden ama, gönlümüze bir sönmez ateş düşürdü de öyle... “Sana aşığım; rüyalarımda hep seni görüyorum” sözleri falan hep palavraymış abi. Ama iyilikten, sevgiden anlamıyor, bu iş ancak zorla olacak. Tanısınlar bir Zekeriya kimdir? - Vazgeçsen daha iyi değil mi Zekeriya? dedi Tarık: Davul bile dengi dengine vurur, diye bir söz vardır bilirsin. Hem onu kaçırdığını, hatta evlendiğini farzet... Mutlu olabilecek misiniz? Karşılıksız bir sevgiyle koca bir ömür geçmez ki? Hem zorla sevgi kazanılmaz! Suçlu durumuna düşmen de bu işin cabası... - Yerden göğe kadar haklısın abi, dedi Zekeriya. Hırslı sesi biraz pürüzlenmişti: Ama elimde değil işte, deli gönül hep onunla olmak istiyor. - Boşver, dedi Tarık: Kıymet bilmeyene kıymet verilmez! Doğruyu söylemekle en iyisini yapmışsın sen. İnsan sevdiğini, gördüğü gibi ve olduğu gibi kabul etmeli!.. Zorbaca düşüncen ise senin delikanlılığına yakışmaz. Zekeriya’nın yüzünde, burnunda yanındaki kan lekelerini de sulandırarak gözlerinden çenesine doğru akan iki ıslak çizgi parlıyordu. - Sevenler niye mesut olmaz abi? diye Zekeriya yıkılmış ve ağlamaklı bir sesle sordu. Huriye’ye verebilecek lüks bir hayatım yoksa da, zengin bir kalbim var. - Sus ulen! diye adeta gürleyen İlhan Usta, Zekeriya’nın sözünü kesti. Dün akşam televizyonda seyrettiğimiz uzun saçlı romantik oğlanın ağzıyla konuşma. Zengin bir kalbi varmış... O sırada Zekeriya’nın başı zonkluyor ve kulakları çınlıyordu... Aralarını birden buz gibi bir sessizlik sardı. Çevreden kulaklarına motor sesleri aksediyordu. Zekeriya zonklayan başını önüne eğerek, ağır adımlarla tamirhanenin içine yürüdü. Ustası ne derse desin, hatta azarlasın... Hiç karşılık vermezdi. Bu saygılı davranışta bir Zekeriya değil, Abid de öyleydi. Hatta Tarık da öyleydi zamanında. Bir ağabey, bir baba gibi sayar ve severlerdi ustalarını. İlhan Usta da onları sever ve sevdiğinden onların bir kötülüğe bulaşmlarını önlemek için önceden ve zamanında kulaklarını bükerdi. Zekeriya’nın bu sevdası İlhan Usta’ya göre olmazdı... Onun için ne yapıp edip, onu o kızdan soğutmalıydı. Yoksa başı yanardı çocuğun. Zekeriya ise denk menk tanımıyordu. Çok büyük bir darbeydi sevip de sevilmemek... Taş mı basmalıydı bağrına? Oysaki yüreği Huriye diye çarpıyordu. Tarık’ın öğütlediği gibi, elbette zorla kazanılmazdı sevgi. Yoksa unutmalı mıydı Huriye’yi? Nasıl?.. Zamanında ümit vermese, belki de bu denli aramazdı onu. Ne vardı sanki tamirci kalfası olduysa?... Tahta masanın üstünde duran hakiki deri küçük el çantasından bir sigara paketi çıkaran Tarık, İlhan Usta’ya uzattı... - Buyur Ustam, dedi: Bir de Alman sigarasının tadına bak. - Sağolasın koçum! dedi İlhan Usta: Bu meretin tadı pek değişmez ya, sayende bir nefes de bundan çekelim bakalım... İlhan Usta elindeki paketin üstüne bakıp, yazılarını okumaya çalışırken, aynı zamanda da masanın üstündeki paketlerden birine sigara sundular. Ev sahipliğiyle üste çıkan İlhan Usta olmuştu. Onun paketinden birer sigara yaktılar. Tarık, sigaradan birkaç nefes alıp, çayının sonunu yudumladıktan sonra, buraya asıl gelişinin sebebini açıkladı... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT