BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sarsıldı Halime kadın...

Sarsıldı Halime kadın...



Ana oğul hastahaneden çıktıktan sonra otobüs durağına doğru yavaş adımlarla yürüdüler. Kadir neşeli görünmeye çalışıyor, şakalar yapıyordu. Halime hanım onun böyle görünmek için harcadığı çabayı, ne kadar zorlandığını farkında, oğlunun boynuna sarılıp gerçeği bildiğini haykırmamak için kendini zor tutuyordu. Kadir eliyle karşı kaldırımdaki bir yeri işaret etti: - Gel anne, şurada sana pide yedireyim. - Bırak oğul, evde yemeğimiz var mis gibi. Hem sen işine geç kalacaksın. - Boş ver şimdi. Daha vakit var. Usta bir şey demez. Gel haydi, benim de canım istedi. Çaresiz boyun eğdi Halime hanım. Pideciden içeriye girdikleri zaman burunlarına talaş kokusuyla karışık pide kokusu geldi mis gibi. Hemen kapıya yakın bir masaya oturdular. Duvarlarda çeşitli takvimlerden kesilmiş manzara resimleri asılmıştı. Halime hanım dikkatle baktı hepsine teker teker. Mümkün olduğunca etrafıyla meşgul gibi görünmeye çalışıyor, yüreğindeki kargaşayı oğlundan saklamaya uğraşıyordu. Yanlarına gelen upuzun boylu zayıf gence siparişlerini verdi Kadir. Ayran da söyledi. Sonra arkasına yaslanarak buğulu gözlerle baktı annesine. Halime hanım göz kırptı: - Ne var oğul, dalgınsın? - Yok bir şey anne, seni ne kadar çok sevdiğimi düşündüm. Sarsıldı Halime hanım. Yutkundu, hemen cevap veremedi. Eğer konuşursa boğazından kelimeler yerine hıçkırıkların fırlamasından korktu. Neden sonra fısıldadı: - Ya ben seni ne kadar çok seviyorum oğul, bir bilsen... Kadir parmaklarını masanın üzerine vurarak baktı çevresine. Sonra birden damdan düşer gibi konuştu: - Keşke babam sağ olsaydı. Yanımızda olsaydı. İrkildi Halime hanım. Gözleri kısıldı. Dikkatle baktı oğluna: - Nereden çıktı şimdi bu? - Hiç, öylesine söyledim işte. Babamın yokluğunu hep hissettim ben anne. Bana ondan çok az bahsettin. Neden? Durakladı yaşlı kadın. Başının örtüsünü çözüp yeniden bağladı: - Durup durup böyle saçma sorular sorma Kadir. Tam o sırada garson siparişleri getirmişti. Sanki bir mengeneden kurtulmuş gibi rahat bir nefes alarak gelen pidelere döndü: - Bak yemeklerimiz geldi. Haydi bakalım, afiyet olsun. Bundan sonra sessizce yediler pidelerini. Karınları doyunca fazla oyalanmadılar, kalktılar. Oturdukları semte gelince Halime hanım yol sapağından ayrıldı, evlerine gitti. Kadir ise caddeye saptı, dükkanın yolunu tuttu. * * * Hakkı usta komik bir halde kaldırdı kaşlarını, tedirgin bir sesle bağırdı: - Ne diyorsun sen oğul? Söylediğini kulağın duyuyor mu? Kadir ağlamaklı bir sesle başını iki yana salladı: - Keşke yalan olsaydı usta. Keşke. Hayatımı verirdim bunu değiştirmek için. Ama... - Vay canına! Hale bak yahu?.. Kadir iki elinin arasına aldığı başını yere eğmişti. İnci gibi yaşlar dökülüyordu gömleğinin yakasına. Hakkı usta eliyle onun omzunu tuttu: - Ne diyeyim oğul, başka bir doktora daha gitmek lazım. Hem bu kadar hasta madem, ne bileyim, bunun bir belirtisi olur, bir şey olur! Böyle pat diye adama bu söylenmez ki... Kadir acıyla salladı başını: - Varmış usta. Sağ tarafında sancıları varmış, saklıyormuş benden. Karşı komşu söyledi. Ben üzülmeyeyim, sıkılmayayım diye gizlemiş hep benden. Sordum doktora. Sancısı olur mu diye. Olurmuş, hem de dayanılmaz sancılar olurmuş. Hakkı usta saçsız başına bir şaplak attı: - Yahu bizim kayınçonun çok iyi tanıdığı büyük bir doktor var. Bir de ona götürelim. Bu adam hocaların hocası. Kadir omuzlarını kaldırdı çaresizce: - Ne bileyim usta, şaşkına döndüm. Hem anamı nasıl razı edeceğim ki. Hiçbir şey bilmiyor, madem iyiyim, ne diye gidiyoruz doktora demeyecek mi, o zaman ne söyleyeceğim? Hakkı usta küçücük gözlerini kıstı. Şimdi suratında sanki hiç göz yokmuş gibi görünüyordu: - Söylemeyecek misin kendisine? - Nasıl söylerim usta, nasıl yapabilirim bunu, kolay mı? Adam başını salladı: - Haklısın, benimki de laf işte! Kusura bakma. - Boş ver usta. Hepimiz şaşkına döndük işte. Kadir derin bir iç çekerek arkasına yaslandı. Çaresizlikten ne yapacağını bilemez bir haldeydi. Gözleri dalıp dalıp gidiyordu... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT