BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yanlış ve tehlikeli spekülasyonlar!

Yanlış ve tehlikeli spekülasyonlar!

“Ülkemiz çok tehlikeli bir dönemeçten geçiyor.” “Bu filmi daha önce görmüştük”... Bu, artık klişeleşmiş sözleri, başka başka zamanlarda ben de çok yazdım.



“Ülkemiz çok tehlikeli bir dönemeçten geçiyor.” “Bu filmi daha önce görmüştük”... Bu, artık klişeleşmiş sözleri, başka başka zamanlarda ben de çok yazdım. Tekrar edile edile kanıksanır oldu. Ama bu sefer, birileri, açıkça Türkiye’yi bölmek, hatta bir iç savaş çıkarmak istiyorlar. İp neresinden koparsa kopsun diyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sabrını denemek istiyorlar. Bugüne kadar ve bundan evvelki tehlikeli “dönemeçlerde” dayanmamız bile Türkiye’nin bütün tahriklere ve tehlikelere karşı, dışarıdan ve içeriden yıkılamayacak kadar kuvvetli bir devlet ve dayanıklı bir toplum olduğunu gösteriyor. Şurası muhakkak ki, son tahlilde, Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri ve milliyetçilik koruyor... Bugünkü anlamı ve yapısı ile Türkiye’yi yıkmak, parçalamak isteyen içimizdeki hain ve gafillerin, dışarıdaki düşmanların, bu iki kuvvete düşmanlıkları da aslında bu yüzden! ACABA NE OLURDU? Türk Ordusu sanki düşman ordusu imiş gibi “Darbe tehlikesinden” söz eden “milliyetçiliği ve milli-devleti” en büyük tehlike olarak görenlere sormak gerek: Bugün Türk Ordusu rejimin en büyük garantisi olarak dimdik ayakta ve teyakkuz halinde olmasa idi de, mesela Hollanda ordusu gibi kışlasında otursa idi, halimiz nice olurdu?.. Ve Türk Milleti milliyetçiliğe bağlı olmasa idi bugün acaba nerede olurduk? TEHLİKELİ OYUN Ancak, şimdi tehlikeli bir oyun var. MHP hususundaki peşin hükümlerinden kurtulamayan bazıları bu iki kuvveti karşı karşıya getirmek istiyorlar. Bir defa, burada bir mantık hatası var. MHP kendisini, yüce kuvvet addettiği ordu ile eşit ve rekabet edeceği aynı seviyede saymaz ki, kendi ordusu ile çatışsın ve ihtilafa düşsün. “Orduya sadakat” MHP’nin başından, Alparslan Türkeş’ten beri, temel ilkelerinden beridir. Özellikle yabancı gazeteciler, seçim sonuçlarının şoku içinde ve MHP hakkındaki bilgisizliklerinden dolayı, MHP’nin TSK ile organik bağları olup olmadığını sorguladılar. Bu da çok yanlış bir izlenimdir. MHP ile ordunun ve güvenlik kuvvetlerinin irtibatı bütün Türklerin milliyetçilik ve vatanseverlik asgari müştereklerinde birleştikleri ölçü, boyut ve sınırlar içindedir. Bazıları hâlâ eski peşin hükümlerin etkisinden kurtulamadıkları için, MHP-Ordu ilişkileri hususunda yanlış spekülasyonlar yapıyorlar. Bazıları da, mesela Hürriyet Gazetesi’nde Sedat Ergin’in yorumu gibi iyi niyetli ve uyarı mahiyetinde. Ama birileri de MHP ile Orduyu çatıştırmaktan fayda umuyorlar ve manşetlerinde bile bunun spekülasyonlarını yapıyorlar. Şu sırada, koalisyon pazarlıkları üzerindeki tahminlerinin çoğu masa başı haber ve tahminlere dayanıyor. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin MHP mensuplarına uluorta konuşmamaları hususunda verdikleri talimat MHP’nin kendisine özgü disiplini içinde büyük ölçüde uygulandığı için bazı haberciler de habersiz kalınca, umutları ya da endişeleri doğrultusunda, yakıştırmalar yapıyorlar. DSP-MHP ilişkileri hususundaki durumu en güzel Devlet Bahçeli, Bülent Ecevit’le yaptığı görüşmede özetledi. “DSP’nin MHP hakkında geçmişle ilgili kaygıları varsa MHP’nin de DSP hakkında geçmişle ilgili kaygıları vardır.” Asıl demek istediği de şu: “Bu karşılıklı kaygıları karşılıklı olarak bir tarafa bırakmak gerekir artık!” MHP GÖZETİM ALTINDA DEĞİL Bu muhtemel ittifakı başından zedeleyecek bir tutum da MHP’ye kerhen kabul edilecek, sürekli denetim altında tutulacak ve kendisini “günahlarından” arındırırsa kabul edilecek, adeta gözetim altındaki bir ortak muamelesi yapmaktır. MHP’ye şu veya bu bakanlık şu veya bu makam emanet edilemez imasında bulunmaktır. Bu, en azından haysiyet kırıcı bir tutumdur. Bahçeli büyük bir tevazu ve olumlu olmak kararlılığı içinde DSP ile Ecevit’le ortaklığı, ülke yararları için en uygun alternatif olarak gördüğü için açıkça ifade etmiyor ama, MHP için DSP ile ortaklıktan başka, muhalefette kalmaktan başlayarak, diğer alternatifler vardır, ama şu sırada bunu pazarlık kızıştırması haline getirmemek gerekir. Hem, bugün DSP’den Rıdvan Budak ve şürekası MHP’ye olan düşmanlıklarından dolayı DSP’den ayrılırlarsa, DSP’ye soldan başkalarının geleceğinden fazla, MHP’ye diğer muhafazakar partilerden gelebilecekler vardır... İşi bu hesaplara götürmemek gerekir. Politika mümkün olanı yapmak sanatı olduğuna göre bugün en mümkün olan da bir DSP-MHP-ANAP koalisyonudur... Bari bu ümidin üzerine limon sıkılmasa! Ben gazetecilik hayatımda olumlu gelişmelerin dışarıdan yapılan tahrik ve spekülasyonlarla önlendiğini çok görmüşümdür! Bu koalisyonun kolay kurulacağını kimse söylemedi. Somut zorluklar var. TBMM Başkanlığı gibi. Bakanlıkların paylaşılması gibi. Liderler karşılıklı şüphelerden kurtulsalar bile, iki partinin tabanlarını, yönetimlerinin çeşitli kademelerini, hatta bazı milletvekillerini uzlaştırmak da güç olacaktır. Ama uzlaşmaktan başka çare de yok şu sırada! ORDU VE MHP MHP’nin Türban-Başörtüsü konusunda TSK ile ters düşeceği ihtimaline gelince; Hürriyet Gazetesi’nde, objektif ve açık fikirli olduğuna inandığım Sedat Ergin bugünkü konjonktürün MHP lehinde olmadığı yanlış faraziyesinden başlayarak MHP’nin seçim kampanyası esnasında türban konusunda söylediklerinden dolayı ve eğer MGK içinde de bu düşüncelerini tekrarlarsa, “TSK ile MHP arasında bir sürtüşme kaçınılmaz hale gelebilir” kanaatine varıyor. MHP, başından itibaren, milleti bölen türban sorununun, aklı selim ve iz’anla çözülebileceğini düşünür ve bu çözüme en büyük katkıyı yapabilecek durumdadır... Ama TSK’ya karşı çıkarak değil! Zaten Sedat Ergin kendi sorduğu soruların cevabını kendisi veriyor. Hep devletin bekası için mücadele etmiş olan bir parti nasıl olur da devletin kilit taşı olan ordusu ile ters düşmeyi, bir tarafa bırakın, göze almayı bile nasıl düşünebilir? ...Aslında Turancılık geleneğinden ve idealinden gelen bir hareket “Kur’anı Kerim’de milliyetçilik var mı?” diye soran ve Arap nüfuzundan kurtulamamış bir ümmetçilikle nasıl bir araya gelebilir? İnanıyorum ki, Bahçeli ve kurmayları bu çetin sorun konusunda, liderlik, sağduyu ve iz’an yeteneklerini muhakkak göstereceklerdir. Ben, bu konuda Ecevit’le Bahçeli’nin düşünceleri arasında büyük bir fark olduğunu da sanmıyorum! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI Lider, imkansızlıkları tanımayan, imkanlardan yararlanmasını bilen, emrindeki insanları gerekirse ölmeye bile ikna edebilen kişidir. GAZİ MUSTAFA KEMAL
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98455
    % 1.69
  • 5.3279
    % -0.7
  • 6.0542
    % -0.85
  • 6.8869
    % -0.64
  • 220.305
    % -0.61
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT