BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tecrit ya da kaynaştırma

Tecrit ya da kaynaştırma

Farklılık, dünya kurulalı beri sorun olmuştur. “Ben merkezli” düşünce tarzı, “öteki”ni hep kendinden aşağı, hatta olumsuz olarak görmüş.



Farklılık, dünya kurulalı beri sorun olmuştur. “Ben merkezli” düşünce tarzı, “öteki”ni hep kendinden aşağı, hatta olumsuz olarak görmüş. Barış içinde bir arada yaşama yerine, “öteki”ni kendine benzetmeyi dilemiş. Böylece, Aydınlanmanın yolu “asimilasyon”dan geçmiştir. Asimilasyonu reddedene “tehcir”, o da olmadı “tecrit” uygulanagelmiştir. Batı’da cüzzamlılar, özürlüler, Museviler, zenciler bu tür muamelelere tabi tutulmuşlardır. Tecritte yöntem iki türlüdür; evinde sana karışmıyoruz; ama kamuya (sokağa) açıldığında bizim gibi ol. XXI. yüzyılda demokrasi artık çoğunluğun değil çoğulculuğun adı olunca; yurttaşlar şahsi folklorik benliklerini sosyalleştikçe de taşımayı yeğleyince medeni alem, siyasetle yeni kültür ve kurallar üretmeye başladı. Önce, farklılıkları kabul etmelisiniz düşüncesi rağbet buldu. Bunun adı tahammül, hoşgörü, tolerans oldu. Tahammülde belli bir tepeden bakma ve pejoratif bir yaklaşım olduğu için bu alanda bir adım daha atıldı. “Farklılıkları içine sindirme...” Hatta, onların “sorumluluğunu taşıma.” Bu da yetmezdi. Sosyal bütünleşme için formül şöyleydi: “Kaynaştırma.” Yani, her grup, cemaat kendi getosunda (kozasında) modüler mobilya biçiminde birbirlerinden izocamla yalıtılmış kompartmanlarda yaşamasınlar. Hemzemin geçitler olsun, karşılıklı paylaşmalar olsun. Kısacası, kaynaşsınlar. (Hani engellilerin de normal okullara gitmesi gibi bir şey...) Felsefe güzel, uygulaması meşakkatli. Yine son örneğimizden hareketle, şunu söyleyebiliriz: Okul, o engelli çocuğa göre kendine çeki düzen verecek, çocuk da o normal okula kabul edilecek gayreti gösterecek. Felsefi engellerde çözüm daha zordu. Kaynaştırma, bütünleşmeye yöneliktir, ayrışmaya değil. Çoğulluğu hiç kimse istismar etmemeli. İster etnik, ister dini cemaatler bu ortamı “geçici bir durak” olarak görmemeli. Kopuşa yönelik stratejilerinde kazanılmış bir mevzîi olarak saymamalı. Simgelerini bir meydan okumaya dönüştürmemeli. Özünde demokrasi olan birlikte yaşamanın içinde her farklı ünitenin kendi içinde de bu demokrasi kültürünü yaşatabilmesine de özen lâzım. İşte, anlatmaya çalıştığımız gibi kaynaştırma mühendisliği, sosyal/toplum mühendisliğinden farklı, daha sağlıklı bir içtimaî zarurettir. Devlete de, siyasete de, sivil topluma da, bireylere de ciddi sorumluluk düşmektedir. Tek tip, keskin bir çözüm değil, esnek, fakat ilkeli bir yaklaşımdan söz ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT