BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Göremezsem deli olurum!”

“Göremezsem deli olurum!”



Ali Cengiz gibi korkunç dikkatli; nüfuzunazar sahibi birinin gözünden ne İclal’in ne Sermet’in hareketleri kaçamazdı. İclal’in yürüyüş hızını ansızın azaltması üzerine öyle bir ferahladı ki, bütün mevcudiyetiyle bunu hissetti. - Kız yavaşladı, zibidi aynı şekilde devam etti: Karşılaşmayacaklar. Duyduğu rahatlıktan eli ayağı kesilmiş halde, sevinçten uçacaktı. Ama bir saniye sonra aklına başka şey geldi. - Zibidi içeri girdi: İclâl de merdiveni çıkmak üzere... Peki ama içerde ne olacak? Görmezsem deli olurum. İclal’in onunla karşılaşmak istemediği anlaşıldı ama, zibidi yüzsüzlük ederse ne yapar? Yoo!... Daha fazla dayanamayacaktı: - Binde bir dahi olsa, tesadüfen o kapının önünden tam zamanında geçmiş olmaz mıyım? diyerek hızla karşı kaldırıma geçti: En uygun dakikada kapı önünde bulundu. - Ne olursa olsun diyerek içeri baktı. Öte yanda Sermet, evvelce söylediğimiz gibi düşündüğü karşılaşmayı gerçekleştirememişti. Ama cidden yaman herifti. Bu başarısızlıktan, başka yolla başarı çıkardı. Evvelce söylediğimiz üzere, İclâl’e onu gördüğünü belli etmek suretiyle bakmadan içeri girmişti. Böylece hem emniyet, hem alaka uyandırmıştı. Camlı kapıdan girip, üç beş basamakla üst kata çıkan merdivenin geniş sahanlığında da arkasına bakmadı. Üç, dört adım daha çıktığında, sokağa açılan camlı kapının sesini işitti. - Tamam, dedi: İclâl içeri girdi. Dönüp bakmayacağım. Bu onu hem sevindirir hem üzer. İşte ilk başarısızlıktan sonra elde ettiğim ikinci muvaffakiyet bu! Bu sayede alakası daha da artacaktır. İnanamıyorum. Ne müthiş ruhiyatçı ve ne müthiş bir herifim be!.. Bu sırada Ali Cengiz, her şeyi göze alarak içeri bakıyor, zibidinin ardına bakmadan yukarı çıktığını, İclal’in de o sahanlıktan sağa dönerek bekleme odasına girmek üzere olduğunu görüyordu. Evvelce zikrettiğimiz üzere orada gündüz de elektrik yanıyordu. Aksi halde, camın parlaması üzerine içeriyi belki hiç göremeyecekti. Tekrar son derece ferahlamış olarak düşündü: - Kapı girişinde bekleme odası var. Pencerelerin dıştan görünüşüne bakarsak büyükçe, geniş bir yer. İclal soğuk havalarda babasının çıkışını burada bekliyor demek ki... Bekleme salonunun penceresi açılıp bakılmadıkça oradan görülmesine imkan yoktu. Bundan istifade ederek duvar dibinden yürümek suretiyle tekrar geri döndü. Bir önceki durağa geldi. O arada düşündü. - Sanki İclâl’i göz altında bulunduruyorum. Buna ne hakkım var? Hiç hoşuma gitmiyor. Haberi olmadan birini takib etmek bana yakışmıyor. Ama azıcık düşününce, kendi kendini mazur gördü: - Yok yok, dedi: Onu gözetlemiyorum ki, maksadım onu görmek, yakınında bulunmak... Başka türlüsü elimden gelmiyor. Üstelik belli de etmiyorum. Ali Cengiz, her zamanki gibi durağa gelecek, İclal ile babasının çıkışlarını görerek vaziyete göre davranacaktı. Bu şekilde hareket ederek beklemeye başladı. İclâl’in, o herifle karşılaşmamak için yavaşladığına emindi. Bunu farkedince fena halde sevinmişti. Fakat o ilk heyecan geçip, sükunetle düşünmeye başlayınca canı sıkılır gibi oldu: - İclâl, onunla karşılaşmak istemedi. Bu güzel... Ama, neden dolayı buna ihtiyaç duydu? Belki herif ya yılıştı, yahut yılışma halleri gösterdi. Zibidinin aynı şirkette bulunduğu besbelli. Ve aynı binaya girdiler. Müsait vaziyet yakalamak kolay. Zibidinin niyeti başka ise fırsat kollayacaktır. Bu şartlarda o fırsatı yakalamak zor değil. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT