BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa’da durgunluk

Avrupa’da durgunluk



1 Ocak tarihinde, 11 Avrupa Birliği ülkesi, para birliğinin en önemli ve bariz simgesi olan (EURO)’ya geçtiklerinde, 1 Euro 1.15 dolar mertebesinde seyrediyordu. Finans çevrelerinde, EURO rezerv hazırlıkları hızlandırılmıştı. Avrupa Merkez Bankası, siyasi hükûmetlerin üstünde, münhasıran fiyat istikrarında ısrar ediyor ve yüksek faizli sıkı para politikasından gayrı politika tanımıyordu. Avrupa Birliği’nde toplam üretimin üçte birini temsil eden Almanya ile, üçü birden üçte ikiyi temsil eden İtalya ve Fransa’da, seçimle işbaşında bulunan iktidarlar, kendi elleriyle kurdukları bir sistemi daha başından itibaren sarsmamak, sulandırmamak için, yutkunarak, kerhen, Avrupa Merkez Bankası’na tahammül etmeye çalışmışlardır. Weimar’dan bu yana, en yüksek düzeyde işsizlik sorunu yaşamakta olan, üstelik Sosyal Demokratların iktidarda bulunduğu Almanya ne yapacağını adeta şaşırmıştı. İktidardaki partinin genel başkanı ve süper yetkilerle mücehhez Maliye Bakanlığı’nın başında bulunan zat, Oscar Lafontaine, isyan noktasına gelmişti. Almanya, her şeyden evvel, bir sosyal refah devleti idi. Özel sektör, ananevi ve güçlü dinamo olmakla birlikte, Almanya, bu düzeyde bir işsizliğe daha uzun süre dayanamazdı. Fiyat istikrarı ve enflasyon korkusu yanında, büyüme, her halükârda teşvik edilmeli ve bu amaçla, Avrupa Merkez Bankası’nın reçetesinden sapma yapılarak, faiz hadleri düşürülmeliydi. Oscar Lafontaine, bu mücadeleyi ancak bir süre sürdürebildi ve sonunda, bundan yaklaşık bir ay önce hem Bakanlıktan ve hem de Parti Başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı. O tarihlerde yapılan yorumlarda, bu suretle Şansölye Gerhard Schröder’in önünün açıldığı ve Lafontaine engelini bertaraf etmiş olarak, beklenen uyumu sağlayabileceği ileri sürülüyordu. Ancak Schröder de, diğer sosyalist iktidarlar misali, ekonomideki yenilemeyen durgunluğu, Avrupa Merkez Bankası’nın inadiyle izah etmeye başladı ve sonunda, Merkez Bankası faiz hadlerinde yüzde yarım kadar bir indirimi kabul etti. Bu tedbir, tek başına, Avrupa’daki durgunluğu yenmeye yeterli olacak mı? bunu zaman gösterecek. Zira, şu sıralarda, 1.08 Dolar mertebesinde seyreden ve yılbaşından bu yana % 10 değer kaybeden Euro ucuzlamakla, Avrupa Birliği’nde ihracat teşvik edilmiş olacak, ancak bu teşvike cevap verecek talep, henüz ortada yok. Özellikle, yaşadıkları resesyondan daha yeni yeni çıkmaya çabalayan Uzak Doğu ekonomilerinde, Avrupa ihracatına ilgi duyacak bir talep canlanması henüz görülmüyor. Öte yandan, Avrupa’da iç talebi sınırlayan engeller de devam ediyor; yüksek işsizlik ve çalışma piyasalarındaki katılıklar gibi. Bu bakımdan, sonuncu faiz indirimlerinin yaraya melhem olmaktan uzak olduğu, ekonomilerin beklenen ve şimdiye kadar epey geç kalmış olan yapısal reformları gerçekleştiremedikleri takdirde, Avrupa Merkez Bankası’nı tekrar zorlayıp, yeni indirimler istemek durumunda kalacakları, yapılan tahminler arasında ileri sürülmektedir. Aslında, bu sonuncu gelişme gösteriyor ki, Avrupa Merkez Bankası, para birliğinin uygulamadaki hakemi olarak, hemen her ekonomiye aynı boy çorabı giydirmeye çalışmaktadır. Örneğin Almanya’da enflasyon % 0.1, buna karşılık Portekiz’de % 2.7. Her iki ekonomide, buna rağmen, faiz hadlerinde aynı oranda indirime gidiliyor. Bu operasyonun, birinde enflasyona, etkisi kabili ihmal, öbüründe epey belirgin olacak. Öte yandan, Avusturya ve Finlandiya gibi ülkelerde büyüme hızı, % 5’lerin üzerinde. Bu şartlarda söz konusu ekonomiler için faiz hadlerinde indirime gitmeye gerek görülmüyor. Avrupa Merkez Bankası para politikasını manipüle ederken, diğer bazı hassas dengeleri de korumak ve dikkatli olmak durumundadır. Örneğin, cari hesap açıkları 300 milyar dolara yaklaşan Amerika, Avrupa Birliği’nin, aradaki mesafeyi daha da açacak, sonuçları itibariyle devalüasyon nitelikli politikalarını pek makbul karşılamıyor. Velhasıl, Euro’ya nomine edilmiş Avrupa para ve ekonomi politikasında, zaman içinde, yeni ve nüanslı versiyonlar, ihtiyaca göre, kendiliğinden ve peyderpey gelişeceğe benziyor. Bekleyip, görelim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT