BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eski ictihad

Eski ictihad

Sual: Bir müctehid, eski ictihadından vazgeçse, o ictihadı, artık geçersiz olmaz mı? Sonraki ictihadı, ilk ictihadını nesh etmez mi? Bir hadis âlimi bir hadise uydurma dese, bu hadis, bütün hadis âlimlerince uydurma sayılır mı? CEVAP: Müctehidin eski ictihadı, kendisini bağlamaz.



Sual: Bir müctehid, eski ictihadından vazgeçse, o ictihadı, artık geçersiz olmaz mı? Sonraki ictihadı, ilk ictihadını nesh etmez mi? Bir hadis âlimi bir hadise uydurma dese, bu hadis, bütün hadis âlimlerince uydurma sayılır mı? CEVAP: Müctehidin eski ictihadı, kendisini bağlamaz. Ancak, tercih ehli olan müftüler, ihtiyaç halinde müctehidin bu eski ictihadı ile de fetva verebilirler. Çünkü o ictihad başkaları için yine geçerlidir. Müctehid eski ictihadından vazgeçse de, onu da müctehid iken bildirdiği için, geçersiz bir ictihad durumuna düşmez. Çünkü, ictihad ictihadı nakzetmez. Özellikle İmam-ı Şafii hazretlerinin eski ictihadları meşhurdur. Şafiiler, o eski ictihadlarla da amel ederler. İmam-ı a’zam hazretlerinin talebeleri, (Bizim ictihadlarımızın çoğu, İmam-ı a’zamın eski ictihadlarıdır) demişlerdir. Bir müctehidin ictihadı, diğer müctehidin ictihadını hükümsüz kılamaz. Bu husus, hadis-i şerifler için de geçerlidir. Bir hadis için, hadis ilminde müctehid olan bir âlim, mevdu yani uydurma demişse, sadece uydurma diyene göre, o hadis uydurma olur. Mevdu diyen hadis âlimi, bana göre, benim aradığım şartlara göre sahih değil der. O hadisi bildiren hadis âliminin şartlarına göre ise, o hadis yine sahihtir. Yani bir hadis âlimi, bir hadise uydurma derse, o hadis bütün âlimlerce uydurma olmuş olmaz. Bunu bilmeyen cahiller, (Falanca bu hadise uydurma dedi, artık bu hadis uydurmadır) diye konuşurlar. O hadise uydurma diyen âlim ise, hadisi bildiren de âlimdir. Hatta uydurma diyen âlimin derecesi yüksek bile olsa, yine o hadis uydurma olmaz. Çünkü İmam-ı Ebu Yusuf, hocası İmam-ı a’zam hazretlerinin ictihadlarından farklı ictihad edebiliyordu. Bunun için, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında bulunan hiçbir hadis-i şerife uydurma denemez. Zararlı hayvanları öldürmek Sual: Kanuni Süleyman Han, Zenbilli Ali Efendiye zarar veren karıncaları öldürmek caiz mi diye sormuş, o da caiz değil diye fetva vermiş diyorlar. Böyle bir şey var mı? CEVAP: Olayın aslı şöyledir: Kanuni Sultan Süleyman Han, meyve ağaçlarını karıncaların sarması üzerine, meseleyi Zenbilli Ali Efendiye şöyle bir beyitle sorar: Ağaçları sarsa, eğer karınca, Zarar var mı karıncayı kırınca? Zenbilli Ali Efendinin cevabı şöyledir: Yarın Hakkın divânına varınca, Süleyman’dan alır hakkın karınca. Bu bir fetva değildir. Bir latifedir. Yani, (Sen de bilirsin ki, zararlı hayvanları öldürmek caizdir. Haksız olarak öldürmek, caiz değildir) demek istiyor. Osmanlı Devletinin onuncu sultanı ve İslâm halîfelerinin 75.’si olan Kanuni Sultan Süleyman Han, babası Yavuz Sultan Selim’in vazifelendirdiği devrin büyük âlimlerinden ders alarak yetişmiş, dini bilgileri çok iyi bilen bir padişah idi. Din kitaplarının hepsinde, zararlı hayvanları öldürmenin caiz olduğu bildirilmiştir. Karınca gibi hayvanları, zarar vermezse, öldürmek caiz değil, zarar verirse caizdir. Fare, akrep, yılan gibi zararlıları ise, her zaman öldürmek caizdir. Kuduz hayvanları da, öldürmek gerekir. İnsana ve yemeklere zarar veren karıncaları, eziyet etmeden ve suya atmadan öldürmek caizdir. İçinde karınca bulunan odunu, yere vurup silkeledikten sonra yakmak caizdir. (Berika) > Tel: 0 212 - 454 38 20 Faks: 0 212 - 454 38 29 www.dinimizislam.com
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT