BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > OTO DÜNYASI

OTO DÜNYASI

Otomotiv imalatçıları ve ithalatçıları kullanılmış araç piyasasına da el attı



* İrfan Özfatura >> ‘Ikinci el’ de birinci elin elinde Araba sevdalıları pazara Doğanların, Şahinlerin, Torosların hakim olduğu yılları iyi hatırlar. O günlerde sıfır araba aslanın ağzındaydı. Tofaş’a para yatıran sıraya yazılır, Renault düşünen tanıdık bir subay (onlar OYAK üyesi oldukları için öncelik hakları vardı) arardı. Acentadan alabilenler arabayı tepe tepe kullanır, sağından solundan ses gelmeye başlayınca kârıyla satarlardı. İkinci el ciddi bir sektördü, bırakın galericileri, amatörlere bile ekmek çıkardı. Fuar muar neredeee? Sektörün nabzı oto pazarlarında atardı. Bizim gibi araba hastaları üstlerine vazife gibi her hafta Altunizade’yi turlarlardı. Köfteciler, kokoreççiler arasında panayıra dalar, elden düşme arabalara bakarlardı. Alacağımızdan mı? Yoo hayır. Merak işte, piyasadan haberdar olunmalıydı, eşe dosta akıl satılmalıydı. Kaç yapıyor, kaça gidiyor, ne yakıyor gibi muhabbetlere çomak sokulmalıydı. Mektep gibiydi Biz arabanın eteklerinde çürük, keçelerinde sızıntı aramayı orada öğrendik, sonra mıknatısla macun bulmayı... Ustaları izliye izliye bir şeyler kaptık, motor kapağını açıp üfleyip üflemediğine, ekzozdan ne renk duman attığına baktık. Gözden kaçıyordu ama döşemeler de önemliydi, hem 4 lastik filan liraydı... Pazarın en hoş tarafı da el sıkışanların etrafında halkalanmaktı. Tanıdık tanımadık herkes lafa karışır, bir gürültüdür kopardı. Öyle ya, satıcıya merhamet, alıcıya cesaret aşılanmalıydı. “Tut hemşehrim”, “salla”, “he de bi”, “ortasını buluverin gali”, “aldım gitti”, “hayrını gör emi”... Alış satış kolaydı, vekalet verdin mi iş biter, kimse ilk sahibini tanımaz ve kimse arabayı üstüne almazdı. Söz senetti, olmadı ufak bir kaparo bırakılırdı. Zaten ortalıkta çok çok üç beş marka vardı, dertleri bilinirdi, sistemler basitti, anlaşılırdı. Hortumdan benzin, kablodan elektrik geliyorsa motor çalışırdı. Olmadı distrübütör kapağı silinir, itilir kakılır, ikinci viteste yokuş aşağı sallanırdı. Şimdi neredeee? Kaputu kaldırdınız mı karşınıza bir bilgisayar armonisi çıkıyor, ne kablo, ne boru, bildiğiniz kapalı kutu... Peki ya şimdi? Diyeceğim o ki, arabadan anlamak uzmanlara kaldı. ABS, ASR, EBD, ESP bir sürü üç harfli sistem. Neyi nerede bulacaksın, bulsan ne anlayacaksın? Hasılı bu işler bizim boyumuzu çoktaaan aştı. Evet, oto pazarları yine var, sokaklarda “sahibinden” yazılı arabalar dolanıp duruyor. Ancak eskisi gibi değil, harman büyük ama tane çıkmıyor. Sanırım insanlar daha bir ihtiyatlı oldular, acaba beğendiğiniz vasıta suça karıştı mı, satılamaz kaydı var mı, çalıntı mı? Artık darbelilere ve taklalılara usturuplu makyajlar atılıyor, arabayı öyle bir elden geçiriyorlar ki sahibi bile tanıyamıyor. Hasılı bir atımlık barutu olanlar korkulu rüya görmek istemiyor, ünlü markaların ikinci el merkezlerine yöneliyorlar. Nereden mi biliyoruz? Rakamlar ortada, grafikler yükseliyor. Kontrol, tamir, garanti... Günümüzde tanınmış markalar ikinci el araçları da plaza mantığı ile sunuyorlar. Mesela bir Doğuş Otomotiv şirketi olan ve yola “İkinci elde güven” sloganı ile çıkan DOD, geçtiğimiz yılı 7 bin 760 adetlik satışla kapadı. Bu yıl otomotiv pazarında % 30’luk bir daralma olmasına rağmen ilk 4 ayda satışlarını % 93 oranında arttırdı. DOD 34 ilde, 88 yetkili satıcıyı kafi bulmadı, halen 30’u aşkın showroomun inşaatı devam ediyor. Gelen araçların “101 Nokta Kontrolü” yapılıyor. Diagnos test ve boya kalınlık ölçme cihazları yanılmaya mahal bırakmıyor. Sonra araba “kaportadan elektrik aksamına kadar” elden geçiriliyor ve taliplere garanti veriliyor. Müşteri, arabanın geçmişi hakkında da bilgilendiriliyor, alım satıma dair bütün işlemler DOD personeli tarafından gerçekleştiriliyor. G 2 ise Chevrolet, Opel, Saab’ı pazarlayan General Motors’un Türkiye’deki dördüncü markası gibi çalışıyor. Şirket aracın tamamen elden geçtiğinden emin olmadan vitrine çıkarmıyor. 12 Bayii ile hizmet sunan G2 test sürüşü imkanı da sunuyor ve yol yardımı veriyor. Doküman Çantasında servis el kitabından, Garanti belgesine kadar ihtiyaç duyulan bütün evraklar konuluyor. Eğer sınıf atlamak isterseniz, aracınız tekrar değerlendiriliyor. Bir Borusan uzantısı olan Otomaks ise bütün bunların yanı sıra açık artırmalar düzenliyor, piyasaya hareket getiriyor. Renault’dan 20’nci merkez Sadece yabancı araç satanlar değil yerli üreticiler de ikinci eli sıkı tutuyorlar. Nitekim dün Renault2 (Kurumsal 2. el) Satış Merkezleri’nin yirmincisi Kadıköy Acıbadem’de hizmete girdi. Renault bu merkezlerde 96 noktadan kontrol edilmiş, temizlenmiş, bakımları yapılmış, geçmişi bilinen, 6 ya da 12 ay garantili ikinci el otomobiller satıyor ve yol yardımı veriyor. Bir yıldan beri hizmete açılan Renault2 noktaları aracılığı ile 13 binden fazla 2. el otomobil satışı gerçekleştirildiğine bakarsanız sektörün hacmi anlaşılıyor. >> 2007 sürprizi 207cc Fransız otomotivci Peugeot tarihi boyunca rüzgar sevenleri unutmadı ve daima üstü açık bir modelle havadardan hoşlananları yakaladı. Hatırlarsanız “20” serisi, 201, 202, 203, 204 ve 205 “üstü açık sürüş” düşkünlerinin ilgisini toplamayı başarmışlardı. Aslında Peugeot’nun 401, 601 ve 402 “Eclipse” ile coupe cabriolet kavramını başlatması 1930’lara dayanır. 2000 yılında Peugeot, elektrikli katlanabilir tavana sahip olan 206 CC modelini piyasaya çıkarmış ve coupe cabriolet araçların Avrupa’daki pazar payının dokuz kat büyümesine yol açmıştı. Unutmadan söyleyelim “B Coupe cabriolet segmenti”nde lider olan 206 CC, 360 bin adedin üzerinde üretilmiş ve sınıfında dünyanın en çok satanı olmaya hak kazanmıştı. “M1 coupe cabriolet segmentinde” ise 307 CC, satışa sunulduğundan beri (2003) segmentini omuzladı. Tutkusuna tutulanlara Hasılı Peugeot yıllardır pazar lideri ve Dünya çapında sattığı 500 binden fazla araç ile adından sıkça söz ettiriyor. Şimdi, (207 hatcback lansmanın üzerinden daha yıl geçmeden) yepyeni bir gövde tipi sunarak iddiasını ispatlıyor. Hatchback kardeşinin temel özelliklerini paylaşan 207 CC segmentte nadiren bulunan coupe - cabriolet özelliklerini barındırıyor. Şık stili, dengeli yol tutuşu, güvenliği, sağlamlığı ve konforuyla sürüş keyfi sunuyor 207 CC’de öndeki her iki yolcuya da sportif koltuklar sunuyor. Kaput altında ikisi benzinli biri dizel 3 farklı motor bulunuyor. Bunlardan BMW işbirliği ile yapılan 1.6 litre benzinli motoru (2007 Engine of the year ödüllü) THP, 150 bg güç üretiyor. Marifetli tavan Katlanabilir tavan, Peugeot’nun coupe-cabriolet hususunda ihtisasını gösteriyor. 207 CC tavanı tamamen otomatik çalışıyor ve 25 saniyede açılıyor. Elle yapılan tek hareket kumanda düğmesine basmak oluyor. Güçlendirilmiş üst panel ve boru şeklindeki takviye çubukları ve dayanıklı kapılar ile birleştirilen gövde daha az titreşim ve daha iyi ısı ve ses yalıtımı sağlıyor. Bu segmentte nadir bulunan aktif takla barları, 207 CC’nin tüm versiyonlarında standart. Devrilme tehlikesini analiz edebilen ECU, 25 ms’den daha kısa sürede koruma barlarını tutan yayları bırakması için sistemi tetikliyor. >> Yeni JUMPY yola çıkıyor Berlingo ve Jumper arasında yer alan Yeni Jumpy, Citroen’in Hafif Ticari araç gamına soluk getiriyor. Yeni Jumpy, görünümü ve teknik özellikleri ile Citroen modellerinde yaşanan değişime iyi bir örnek teşkil ediyor. Hafif ticari araç müşterilerinin artan beklentilerine cevap vermeyi hedefleyen Yeni Jumpy 1.6 HDi 90hp ve 2.0 HDi 120hp olmak üzere iki farklı motorla satışa çıktı. Panelvan ve combi modellerinde kısa ve uzun şasi seçme imkanı bulunuyor. Zengin donanım Yeni Jumpy’de, direksiyondan kumandalı radyo-CD, kabin ve kargo kısmına ayrı ayrı kumanda eden üç fonksiyonlu merkezi kilit, arka cam sileceği ve rezistans, kanatlı camlı arka yük kapıları, yükseklik ayarlı hidrolik direksiyon, elektrikli yan cam ve atermik ön cam, ısıtmalı yan aynalar bulunuyor. Combi’de ise 6 ileri düz vites, elektrikli katlanabilir yan aynalar, ön sis farları, yukarı açılan arka yük kapısı, isofix çocuk koltuğu bağlantıları, çift sürgülü kapı, klima, 6 kişilik oturma kapasitesi, soğutmalı torpido gözü ve 16 inç jantlar ile konfor ve performans bir arada sunuluyor. Yeni Jumpy, panelvan ve combide standart olan ABS, AFU ve sürücü hava yastığı ile “ben güvenliyim” diyor. >> SEAT şehirden kaçtı SEAT’ın dört tekerlekten çekişli canavarı Altea Freetrack’in seri üretim versiyonu, 2007 Barcelona Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. SEAT’ın ilk all-road konseptli modeli olma özelliğini taşıyan araç, 2.0 litre 200 hp’lik benzinli ve 170 hp’lik turbo dizel motorlarla piyasaya arz ediliyor. Benzin motorlular 7,5 saniyede 100 km ulaşıyor ve 214 km/s hız yapabiliyor. Altea Freetrack, Ağustos ayından itibaren Avrupa pazarlarında satışa sunulacak. Bolero 2009’da VW Grubu çatısı altında yer alan SEAT’ın Başkanı Erich Schmitt, hem kompakt, hem de orta sınıfa yönelik olarak yeni bir sedan ve SW model hazırlığı içinde olduklarını açıkladı. 2009 yılında yollara çıkması planlanan Bolero’lar, Martorell fabrikasında banda alınacak. >> SANTA FE fark attı Hyundai, Amerika’da ödüller kazanmaya devam ediyor. Bağımsız araştırma şirketi Strategic Vision’ın gerçekleştirdiği 2007 Total Quality Index adlı ankete göre Hyundai’nin Santa Fe, Grandeur ve Entourage modelleri, kendi sınıflarının en az problem çıkaran araçları seçildi. Hyundai Santa Fe, küçük SUV (Sport Utility Vehicle - Spor Özellikli Araç) segmentinde Toyota FJ Cruiser ve Jeep Wrangler modellerini geçerek birinciliğe çıktı. Amerika’da Azera ismiyle satılan Grandeur, büyük araç segmentinde birinci olurken, Entourage; (Kia Sedona ve Nissan Quest ile birlikte) beş yıldır liderliği kimseye kaptırmayan Honda Odyssey’i geride bıraktı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT