BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehid kanı...

Şehid kanı...

Son dönemde artmakta olan terörist eylemler ve bu eylemler neticesinde; yüreklerimizi dağlarcasına yitirdiğimiz vatan evlatlarımız hepimizi derinden üzmekte ve milletçe sabrımızı taşırmaktadır.



Son dönemde artmakta olan terörist eylemler ve bu eylemler neticesinde; yüreklerimizi dağlarcasına yitirdiğimiz vatan evlatlarımız hepimizi derinden üzmekte ve milletçe sabrımızı taşırmaktadır. Millet olma şuuruna eren her devlet anayasasının girişinde; ‘tasada ve kıvançta birleşen ve ortak hareket eden’ ibaresini kullanır. Yani, mutlu veya hüzün veren olaylar karşısında milletçe ortaklaşa sevinebiliyor ve üzülebiliyorsak, biz bir milletiz. Bu tür olaylar karşısında yüreklerimiz toplu vurmalı ki, onu top sindirememeli! Milli birliğimizi ve beraberliğimizi bugün göstermiyeceğiz de ne gün göstereceğiz? Peki, bir şehidimizin cenaze töreninde ayrımcılık yapmak, hatta daha da ileri giderek, o mübarek kan üzerinden siyaset yapmak bu asil milletin evlatlarına yakışır mı? Kimdir orada yatan şehid? Evet; ‘Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor; bir hilal uğruna Ya Rab! ne güneşler batıyor!’ Tekrar soruyorum, orada uzanan şehidimiz kimdir? Benim oğlum, senin kardeşin, onun ağabeyi; kısaca her birimizden bir parça değil mi? Bundan dolayı değil midir ki; bu tür elim olaylar karşısında milletçe tek bir vücut gibiyiz. Bir uzvumuza, değil böylesine bir darbe, yalnızca diken batsa, vücudumuzun her zerresi o acıyı derinden duyar. Şehidin huzurunda slogan atmayalım! Kahpe terör, erlerimizi, subaylarımızı, her kademedeki güvenlik görevlilerimizi veya sivil halkımızı hedef alırken, şu partili, bu partili veya şuralı buralı deyip ayırd ediyor mu ki, biz o mübarek şehidin huzurunda bu ayrımı yapabilelim! Biz, hangi inancın mensuplarıyız? Böyle yapmakla, yani cenazenin başı ucunda ayrımcı sloganlar atarak, başta o mübarek şehidi incitmiyor muyuz? Sahi söyler misiniz biz ne biçim insanız? Öz parçalarımız, hemen her gün bizden koparılıp alınırken biz, neyin kavgasını veriyoruz Allah aşkına! Mübarek şehidlerimizin aziz naaşları bile bizim aklımızı başımıza devşirmeyecek ve bizi birbirimize kenetleyemeyecekse vay halimize! Biz ölmüşüz de ağlayanımız yokmuş meğer! Allahü tealadan korkup kuldan utanmak lazım! Hangi siyasi iktidar kendi bindiği dalı keser? Siyasi partiler, demokrasinin vaz geçilmez unsurlarıdır. Yani olmazsa olmazlarıdır. Ama, netice itibariyle her birisi bu milletin kurduğu ve milletin yükselmesini arzulayan kuruluşlardır. Bunlardan kimisi becerikli, kimisi ise daha az beceriklidir. Milletimiz bunları iktidara getirerek dener ve değerlendirir; ya bir daha iktidar verir veya al aşağı eder. Şimdiye kadar da hep böyle olmuştur zaten. Şimdi sorarım size; bir şehid cenazesinde en ziyade duyarlı parti iktidar partisi değil midir? Şu veya bu parti demiyorum. İktidarda hangi parti varsa en ziyade sorumluluğu o hissediyordur. Hal böyle iken o siyasi partiyi, yani iktidar partisini suçlamanın bir mantığı olabilir mi? Hangi siyasi iktidar kendi bindiği dalı keser? Burada ayrı bir serzenişte bulunmak istiyorum. Cumhurbaşkanlığı makamı ne için vardır? Anayasamızda; ‘Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletinin birliğini temsil eder; anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir’ madde: 104 demektedir. Birliğimizin teminatı olan bu ulvi makam sahibinin, birliğimizi temin maksadıyla gerekli girişimlerde bulunmasını bekliyoruz! Hiç değilse; birlik ve beraberlik mesajı ihtiva eden bir demeç olsun; bu milletten esirgenmemelidir! Bizden hatırlatması!...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT