BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ordu terörle mücadelede yetersiz mi?

Ordu terörle mücadelede yetersiz mi?

Son günlerde tuhaf bir şekilde ordunun ve güvenlik güçlerinin terörle mücadelede yetersiz kaldığına, hatalar yapıldığına ilişkin yazılar yazılıyor, haberler yayınlanıyor. Öncelikle şunu belirteyim; Türkiye’de demokrasi, yaralı, yarım-yamalak da olsa var. Herkesi, insaf sınırları içerisinde kalmak, doğru bilgiyi kullanmak, hakaret etmemek, kasıtlı olarak yıpratmamak kaydı ile eleştirebilirsiniz, önerilerde bulunabilirsiniz.



Son günlerde tuhaf bir şekilde ordunun ve güvenlik güçlerinin terörle mücadelede yetersiz kaldığına, hatalar yapıldığına ilişkin yazılar yazılıyor, haberler yayınlanıyor. Öncelikle şunu belirteyim; Türkiye’de demokrasi, yaralı, yarım-yamalak da olsa var. Herkesi, insaf sınırları içerisinde kalmak, doğru bilgiyi kullanmak, hakaret etmemek, kasıtlı olarak yıpratmamak kaydı ile eleştirebilirsiniz, önerilerde bulunabilirsiniz. Ödediğiniz vergilerle bütçesi karşılanan bir kurumu eleştirme hakkınız var. Ama bu eleştiriler doğru bilgiye dayanmalıdır. Birlik ve beraberliğimizin, bağımsızlığımızın, mal ve can güvenliğimizin teminatı olan orduyu eleştirirken özenli olmak, yalan-yanlış bilgilerle saçmalamamak, iyi araştırmak zorundasınız. Çünkü ordu ortak değerimizdir. Ortak değerlerimizi maksatlı olarak yıpratmaya çalışmak farklı bir şey, bu kurumların yaptıkları hataları bilimsel verilerle somut bilgilere-belgelere dayanarak eleştirmek başka bir şey. Laçiner’in iddialarına cevap Geçtiğimiz günlerde, USAK Başkanı Doç. Sedat Laçiner’in Radikal Gazetesi’nde terörle mücadelede ordunun yaptığı hatalara ilişkin yorumları çıktı. Birçok köşe yazarımız da bu yorumlardan alıntılar yaptılar. Ancak yorumların büyük bir bölümü doğru bilgilere dayanmıyor. Sedat Bey, yanlış bilgilere sahip. Bu iddiaların bazılarına kısaca bir göz atalım. Diyor ki, Sn. Laçiner, “Irak’tan binlerce teröristin girdiğini uydu ile görüyorlar. Neden girişlerine izin veriliyor.” Bu, yanlış bir bilgi; Türkiye-Irak sınırının bazı bölümlerini mevcut coğrafi yapı nedeni ile hem uydu ile hem termal kameralarla izleme imkanı yok. Uydu ve termal kameralarla tespit edilebilen geçişler adım- adım takip edilip gereği yapılıyor. İddia edildiği gibi sınırın tamamında böyle bir imkan olsa, bir tane dahi teröristin sızmasına izin verilmez. Türkiye-Irak sınırı 350 km uzunluğunda. Sınırın geçtiği coğrafya, zor ve çetin bir coğrafya. Bu sınırı metre- metre kontrol etme-gözetleme imkanı yok. Bu sınırı ancak karakollarla, termal kameralarla sınırlı olarak gözetleyebiliyoruz. “Gabar’da 35, Cudi’de 100 civarında PKK teröristi var. Dağın etrafında 10 bin askerimiz var, bizim. O dağlarda binlerce asker yerine SAT türü kişileri gönderirseniz işi bitirirsiniz. Ama gönderilmiyor işte. Kaldı ki, bizim subaylarımızın yüzde 90’ı terör uzmanı değildir” ifadeleri de yanlış. Profesyonel ekipler görev yapıyor Türk Ordusu 25 yıldır terörle mücadele ediyor. Terörle mücadelenin askeri boyutu konusunda mükemmel bir bilgi birikimine, deneyimine sahip. Orduda şu anda görev yapan uzman erbaş, subay-astsubay ve generallerimizin büyük bir bölümü iç güvenlik eğitimi, Gayri Nizami Harp (GNH) eğitimi almış ve terörle savaşta bizzat görev yapmış insanlardır. Bu insanlar ciddi deneyimlere sahiptirler. Güneydoğu’da terörle savaşmamış personelimiz yok denecek kadar azdır. Yabancı ülkeler, hatta ABD ordusu bile TSK’nın terörle mücadele tecrübesinden istifade etmek için girişimlerde bulunmuşlardır. Mesela, dünyanın hiçbir ordusunda bizim ordumuzdaki kadar savaş tecrübesi olan helikopter pilotu yoktur. Bizim Özel Kuvvetlerimiz, dünyanın en deneyimli, Gayri Nizami Harp’te en tecrübeli ve başarılı özel kuvvetleridir. Kısacası uzman çavuştan generaline kadar iç güvenlik konusunda eğitimden geçmemiş, savaşmamış personel yoktur. Terhis olan sadece erlerdir. 25 yıllık birikime, deneyime sahip olan lider kadro işin başındadır. Kısacası, lider ve personelin yüzde 90’ı terör konusunda uzmandır. Terörü destekleyenlere mesaj 100-200 teröriste karşı 10 bin askerin bölgede konuşlandırılmasını Sedat Bey, doğru anlamamış. Bölgede her birliğin vazifesi farklıdır. Normal nizami birliklerin görevi teröristle sıcak çatışmaya girmek değildir. Onların görevi; alan hakimiyeti oluşturmak, o coğrafyanın tamamını kontrol altında tutmak, devletin gücünü göstererek, terörle ilgili istihbarat toplamak, keşif yapmak, halkla ilişkiler kurarak yöre halkına yardımcı olmak, onların problemlerinin çözümüne katkı vermek, halkı kazanmak, bilgi toplamaktır. Normal birliklerimiz kendi inisiyatiflerini kullanarak teröristle hiçbir çatışmaya girmez. Onlar temas sağlarlarsa bu bilgi, uzman erbaş, subay ve astsubaylardan oluşan Özel Kuvvet Alayları veya Komando birliklerine aktarılır. Teröristle sıcak temasa ve çatışmaya bu birlikler girer. Uzaktan teröristlerin açtığı taciz ateşi veya yollara döşenen mayınlar hariç normal nizami birliklerimizin kaybı söz konusu değildir. 250 bin askerle bölgeye yığınak yapılmasının amacı teröristle çatışmaktan ziyade, teröre destek veren iç ve dış çevrelere gerekli mesajları vermek, ülkenin her karış toprağında devletin gücünü hakim kılarak halkı yalnız bırakmamak, meydanı teröristlere terk etmemektir. Bölgeye terörle mücadelede profesyonel birliklerin gönderilmediği bilgisi de yanlıştır. Şu anda bölgede, Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı tamamen terör uzmanı subay, astsubay ve uzman çavuşlardan oluşmuş 4 Alay bulunmaktadır. Bunlara ilave terör konusunda iyi eğitilmiş Siirt, Hakkari ve Tunceli Komando Tugayları ile 2 takviye komando Tugayı bölgede bu maksat için görev yapmaktadır. Bu birlikler terörle mücadele konusunda profesyonel unsurlardır. Helikopter, gece görüş cihazı, çelik yelek ve zırhlı araçlar dahil, her türlü teçhizata sahiptir, bunlar. Bütün sıcak çatışmalara bu birlikler girer. 3 aylık eğitimle o bölgeye giden erlerin çatışmaya sokulduğu bilgisi yanlıştır. Yarın aynı konuya devam edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT