BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Linderoth hikâyesi!

Bir Linderoth hikâyesi!

Geçen yazdı... 2006 Dünya Kupası bitmiş, yazlıkta maç hasreti yaşamaya başlamıştım. Bu süreçte, kupanın çarpıcı maçlarını, dikkati çeken futbolcularını, rakibini ustaca manevralarla alt eden teknik adamları hafızamda bir film şeridi gibi oynatıp duruyordum. Cep telefonum çaldı.



Geçen yazdı... 2006 Dünya Kupası bitmiş, yazlıkta maç hasreti yaşamaya başlamıştım. Bu süreçte, kupanın çarpıcı maçlarını, dikkati çeken futbolcularını, rakibini ustaca manevralarla alt eden teknik adamları hafızamda bir film şeridi gibi oynatıp duruyordum. Cep telefonum çaldı. Hafta arası, saat 14.30 suları idi. Karşımda bir dost ses vardı. Çok sık diyaloğum olmasa da, olduğunda içten, samimi bir dost... Konuştuklarımızın içinde gazetelere manşet olacak, ekranlara birinci haber şeklinde düşecek malzemeler bulunmasına rağmen, hep bende kalan sırlardan öteye geçemiyorlardı. Dost, bu özelliğimizden olacak ki, o sıcakta içini dökecek bir dost aramıştı. “- Kemal Bey, iyi günler... Bu yaz sıcağında rahatsız ettiğim için kusura bakma... Ama dertleşecek dümdüz, dik birine ihtiyacım vardı. Çokça da, futbolu çok iyi gözleyen, yorumlayan, hemen hemen hiç yanılgı yaşamamış birine... “ Ses, çok büyük bir kulübün, başkanından sonra ikinci derecedeki etkili ismine aitti. Hatta, unvan olarak ikinci gibi duruyordu ama, aslında sanki bir numara idi... Geçtiğimiz sezonu karşılıklı andık. Dünya Kupası’nın yanından tatlı geçişler yaptık. Neredeyse 20-25 dakika konuştuk. Sonra: “- Kemal Bey, sizin futbol görüşünüzü çok takdir ederim. Buradan hareketle, bana bizim takımı çekip çevirecek, defansla ileri uç arası, hatta orta saha için bağlantıları kuracak yabancı bir ön libero olarak kimi önerirsin? Daha doğrusu böyle biri var mı kafanda?” Dost, samimi idi... “- Vallahi çok sıcak bir isim var; İsveçli Tobias Linderoth... Dünya Kupası’nda, tıpkı 2002’de, 2004’de olduğu gibi müthiş maçlar oynadı. İngiltere’yi yenerlerken iki kornerle maçın sonucunu tayin etti. Bu oyuncuyu alabilirseniz, kornerden bile çok gol atar. Duran toplarda, çarptırarak en az on golüne bahse girerim. Çalışkanlığı, top dağıtımı, kesiciliği, çalışkanlığı zaten mükemmeldir. İş ahlâkı, disiplini İsveçli olduğundan zaten malumdur. Sordunuz, aklıma ilk bu oyuncu geldi. Üstelik bunlar diğer ülkelerin palavralarına oranla daha da ucuzdurlar.” “- Tamam Kemal Bey, ismi kafama da yazdım, kağıda da... Hemen çalışmaya başlayacağım. Size de haber veririm. Siz, ulaşabilecek birini veya bir yer biliyor musunuz ?” “- Hayır... Yolda görsem tanımam... Sadece sahadan tanıyorum.” “- Peki teşekkürler.” Bu büyük kulüp yöneticisi sonraki konuşmalarımızda Linderoth’un peşine düştüklerini, temas kurduklarını ancak büyük maliyeti yüzünden alamadıklarını açıkladı. Aradan neredeyse tam bir yıl geçti. Şimdi ise bu dağlar aşılmış. Linderoth geldi ve imzayı attı. Ben, o gün ve sonralarında ne gazeteme verdim bu haberi, ne de bir televizyonda söyledim. Bu dosta şimdi de bir tandem oyuncusunun ismini verdim. Kim mi ? Bende saklı... Belki onu da bir anı olarak yazarım. Ama Linderoth’un, tekrar ediyorum, bir sakatlık, bir ceza durumu olmazsa, kornerden dört-beş gol atacağına, duran toplardan da o büyük takıma çok gol kazandıracağına bahse girerim... Diğer özellikleri zaten malum...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT