BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kim ne yapmak istiyor?

Kim ne yapmak istiyor?

Tam bir tenakuz! Türkiye’ye dışarıdan bakan; kelimenin tam anlamıyla bir “Fırsatlar ülkesi” görüyor, içeriden bakan ise kaos! Fokur fokur kaynıyor ülke. Hangisi doğru?



Tam bir tenakuz! Türkiye’ye dışarıdan bakan; kelimenin tam anlamıyla bir “Fırsatlar ülkesi” görüyor, içeriden bakan ise kaos! Fokur fokur kaynıyor ülke. Hangisi doğru? Risk olsa gelir mi adam? Bile bile parasını tehlikeye atacak enayi yok dünyada. Geldiklerine göre Türkiye’nin yarınlarını aydınlık görüyorlar; en azından belli bir istikrarı yakalamış. Yabancının bu davranışı doğru ise içerideki bu kaosu nasıl izah edeceğiz? Tamam, seçim sathı mailine girildi. Tansiyonun biraz yükselmesi hadi normal, diyelim. Ama her şeyin bir haddi hududu var be arkadaş!.. “Sathı mail” biraz eğik olma hali; meyilli yani. Meyilli olan zemin üzerine konan şeylerin kayması da normal tabii. De... Bizde zemin değil zihniyet kaygan. Dolayısıyla ak ile kara, doğru ile yanlış birbirine karışıveriyor. Düzeltebilene aşk olsun! Yabancıyla bizim görüşümüzdeki tezat buradan kaynaklanıyor işte. Algılamalar farklı olunca, beklentiler de farklı oluyor tabii. Hafta başında İstanbul’da toplanan Yatırım Danışma Konseyi’nde dünyanın önde gelen 21 şirket yöneticisi Türkiye’yi övdü ve yatırıma devam edeceklerini söyledi. Hepsinin ortak kanaati “Türkiye’deki fırsatlar çok büyük” şeklinde idi. 22 Temmuz 2007 günü başka bir grup daha geliyor. 200 Alman şirketinin üst düzey yöneticisi Türkiye’de toplanacak ve İstanbul’da yapılacak olan Türk-Alman Ekonomi Kongresi’nde “iki ülkenin iş birliğini daha nasıl artırırız” sorusuna cevap arayacaklar. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası’nın tertiplediği bu kongre üç gün sürecek ve gündemin ana konusu; tekstil, perakende, otomotiv ve otomotiv yan sanayi... hepsi enine boyuna tartışılacak ve karara bağlanacak bu meselelerin. Esas bomba geride. 4-6 Temmuz 2007 tarihleri arasında yine İstanbul’da Dünya Odalar Kongresi yapılıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan bu toplantıya tam 90 ülkeden binden fazla yabancı iş adamı katılıyor. Türkiye’den de yoğun iştirak olacak bu kongreye: Oda ve borsa başkanları... Anadolu iş adamları... Bu kongre Türkiye için çok önemli. Globalleşme tartışılacak çünkü. Bill Clinton’ın başkanlık döneminde Dışişleri Bakanı görevini üstlenen Madeleine Albright dahi katılıyor bu kongreye. Birçok ülkenin yöneticisi, dünya ekonomisine yön veren bürokratlar, şirket CEO’ları ve diplomatlar da var tabii. İş adamı Rahmi Koç ve Coca Cola Firması İcra Başkanı Muhtar Kent de Kongre’nin konuşmacılarından. Temmuz ayı, Karadeniz Spor Oyunları’nın start aldığı ay olacak aynı zamanda. 2-8 Temmuz tarihleri arasında Trabzon’da yapılacak olan bu etkinliğe 5 binden fazla kişinin katılması bekleniyor. Bin 350 sporcu iştirak ediyor bir kere. 13 dalda yapılacak olan Karadeniz Spor Oyunları bir olimpiyat havasında gececek mutlaka. Cenaze ve siyaset! 12 ülkeden olaşan Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) bundan 15 sene önce 29 Haziran 1992’de hayata geçirildi ama bir türlü ülke halklarına mal olmadı bu girişim. Diplomatik ilişkilerden öte gitmedi. 2 Temmuz’da Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Rusya, Sırbistan, Ukrayna ve Yunanistan’dan meydana gelen 11 ülke halkı Trabzon’da el ele verip horon tepecek. Önümüzdeki senelerde de diğer ülkelerde tekrarlanacak tabii bu etkinlik. Yabancının ilgi ve teveccühü böyle. İçeride ne oluyor peki? Ya laik-dindar ayrımı alevlendiriliyor, ya da şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapmaya çalışılıyor. Siyasi partilerin bu acı tablodan nemalanmak istemesini anlamak mümkün mü? Hemen söyleyeyim ki, çok tehlikeli bir durum bu! Cenaze törenlerine Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Kuvvet Komutanları, Parti Liderleri katılıyor. Şehit ailelerinin acılarının paylaşılması doğru bir şey. Ayrıca, ilk bakışta birlik beraberlik mesajı veriliyor gibi bir intiba da uyandırabilir belki ama bu tablo teröristin ekmeğine yağ sürüyor; onu da göz ardı etmemek lazım. Terörün en büyük hedefi gündeme gelmek, değil mi? Cenaze törenlerine üst düzey katılımın olması, teröristin arayıp da bulamadığı bir şey. Devlet yetkilileri hazır bulundu diye törenleri televizyonlar daha bir uzun veriyorlar. Gazeteler daha fazla yer arıyorlar. Bu ilgiyi gören terörist, ertesi gün birine daha hain pusu kurup onu da şehit ediyor. Ediyor ki, gündeme gelsin. Cenaze namazına katılan yetkililerin meselenin biraz da bu yönüne dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bir tarafta “Terör bitsin” diye uğraşırken, diğer tarafta da “yangına körükle gitme” durumu oluyor çünkü.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT