BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > DİYALOG

DİYALOG

Ayşe, son paralarıyla aldıkları bir keçiyi sabahtan akşama kadar karşıki yaylada otlatmakla geçiriyordu günlerini. Alacalı keçi, uslu uslu otlarken o da oturup babasının iyileşmesi için hep hayır dua ediyordu. Denilebilir ki, bu keçinin sütüyle geçinip gidiyorlardı.



>> Küçük bir kızın duası Ayşe, son paralarıyla aldıkları bir keçiyi sabahtan akşama kadar karşıki yaylada otlatmakla geçiriyordu günlerini. Alacalı keçi, uslu uslu otlarken o da oturup babasının iyileşmesi için hep hayır dua ediyordu. Denilebilir ki, bu keçinin sütüyle geçinip gidiyorlardı. Kimi zaman satıyor, kimi yemek yapıyor, kimi zaman da yoğurt çalıyorlardı. Komşuları da azdan aza, onları gözetiyordu. Ama bu halleri Ayşe’nin zoruna gidiyor, günlerini hep ezilip üzülmekle geçiriyordu. Almanya’dan yaz tatiline dönüyorlardı. Artık vatan topraklarına girmişlerdi. Hepsi de sabırsızlanıyordu. Acaba ne zaman evlerinde olabileceklerdi? Köy kenarındaki yalnızlıktan usanmış ıssız evleri de kim bilir nasıl uyanacaktı derin uykusundan! Şenlenecekti ve eski günler tekrar geri dönecekti. İlk işleri de onu yenilemek, onarmak olacaktı... Babası direksiyonda çok yorgundu. Bazen yolda mola vermiş olsalar da, bütün gece yol geçmek uyuyup dinlenmeye benzemiyordu. Önde, sağda babasının yanında annesi oturuyordu. Ayşe ve iki ablası da arkadaydı. Birdenbire ne olduğunu anlayamadılar bile. Babası, önünde kaplumbağa hızıyla inleyip tırmanan bir TIR’ı sollamak isterken, karşıdan gelen arabayı son anda fark edince olanlar olmuştu. Bu kazada yalnız babası ile Ayşe sağ kalabilmişlerdi. Sonra hastaneler evleri olmuştu, aylar boyu orada kaldılar. Ayşe, hemen toparlanabilmiş, ama babası belden aşağı bacaklarını hissetmez olmuştu. Ne yapılıp edilse de, pek fayda etmemiş, böylece yarım adam olarak kalmıştı. Bu aylar içinde, orada kazandıkları paraları da harcanıp gitmişti... Ayşe o küçücük ellerini Yüce Rabbimize iki gül tomurcuğu gibi uzatıyordu. Mısır püskülü gibi sarışın saçları, omuzlarına dökülmüştü. - Allahım, ne olur, Sen yardım et bize! Senden tek isteğim; babacığımın hiç olmazsa ayakları iyileşsin!.. Ayşe’nin ince kiraz dudakları pıtır pıtır ediyordu. Yalvarıp yalvarıp duruyorlardı. Üzgün, dolunay yüzü hiç gülmüyordu. Acılıydı bu yüz, solmuş çiğdemler gibi sapsarıydı. - Yüce Allahım, yalvarıyorum Sana. Babam, ne olur, biraz biraz kalkıp da yürüyebilsin! O durmak nedir bilmeyen ayaklar, yeniden eski haline dönsün!.. Bir gün yine oturmuş, yaşlı gözlerle dua ederken arkasında usul usul yaklaşan birisi bitiverdi. Bu, hafif kır sakallı bir yabancıydı. Ayşe’nin halini sorup sual etti. Kendisi, yayladaki restoranda öğle yemeğini yedikten sonra, içindeki sıkıntıyı dağıtmak için buraya gelmiş bir iş adamıydı. Ayşe’nin bütün anlattıklarını içi sızlayarak dinledikten sonra Hacı Salim Bey: - Güzel kızım, dedi. Beni sizin eve kadar götürebilir misin? Hep birlikte onlara vardılar. Bundan sonra da hem Ayşe’nin, hem de babasının hayatları değişivermişti. Yaratanımız, bu billur kalpli kızın dualarını kabul etmiş, Hızır gibi bir hayırseveri onların yanına göndermişti. > Lâtif Karagöz / Çorlu >> Ümit ve O Yağmur yüklü bulut gibi gezerken Yıkılmış bedenim dertten kederden Acılar geldikçe üstü üstüne Çekip gitti ümit; sezsiz gizlice Sürgülenmiş kalbin kapısı meğer Açılırmış ümit olursa eğer İçimden ses verdim, kendi sesime Başladım telkine, susmaz nefsime “Ümit kim? Bir dost. Bir dost ise Allah’tır Çaresize rehber Resullah’tır Aç elini Rabbe isteğin versin Ümit seli coşar, tükenir ye’sin Gül bülbülü, bülbül gülünü bulur Gönlündeki çöller gülistan olur Karabulutlar ümitle dağılır Ve özlenen gökkuşağı açılır. Artık gözlerimde silinir yaşlar Bükük kalmamalı yücelen başlar Gözyaşlarım oldu ümit seli Erdi gönlüm O’na buldu teselli > Yılmaz Gül / Bitlis >> İnancımız sana tamdır Ezan içtik, pınarından seherin, İnancımız sana tamdır Allahım. Secdede yücelen şu gönüllerin, Tadına sen bizi kandır Allahım. Gök senin, yer senin, kâinat senin, En güzel isimler ve sıfatlar senin, Cemâlini gören kutlu gözlerin, Aşkıyla sen bizi yandır Allahım > Hüseyin Özkaynakçı / Sivas >> İşte ben böyle biriyim Her can her bekada yanmak ister mi Ben o ateşlerde yanan biriyim. Azmim tefekkür hürriyeti mi bilmem. Hedefsiz taksimsiz taşan biriyim. Ağıtsız mabetsiz yollarım sedasız. Ben o büyük Hüda’ya varmak isterim. Zelilim o pak nameyi görsem ne yazar. Bugünden sonra haya ederim. Her canı her demde şahit mi görsem. Yolsuz kendimi beyhut mu etsem. Tarifsiz milletlere tarif mi etsem. Doğmuyor güneşim aysız bucağım. Karanlık rüyalarım ışıksız hayatım. İnsanlara karşı ruhsuz cevabım. Sahipli dünyada sahipsiz hayatım. Yarsız, yorgansız oldum mu desem. Can işte o can benim canımdı. Her gördüğüm yar o can içinde vardı. Açılmaz pencerem açılmaz kapımdı. Şimdi dünyasız oldum mu desem. > Eren Özsemir / Erzurum
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105657
    % -0.29
  • 3.9214
    % -0.28
  • 4.6441
    % 0.17
  • 5.2188
    % -0.08
  • 162.84
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT