BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkes, kendi sıfatıyla haşrolur...

Herkes, kendi sıfatıyla haşrolur...

Bir kimse, kıyâmet günü kimler arasında bulunacak ise, kabir hayâtında da, onların arasında bulunur. Dünyâda iken kimleri seviyorsa, kimlerin arasında yaşıyorsa, kıyâmette de, onlarla berâber haşrolunacaktır...



Haşr kelimesinin sözlük anlamı, toplanmak, Neşr ise, dağılmak demektir. Mahşer de, haşr olunacak, toplanılacak yer demektir. Dinî terim olarak Haşr; Allahü teâlânın bütün insanları, melekleri, cinleri, şeytanları, diğer hayvan ve kuşları , gökte, yerde, denizde ne kadar büyük ve küçük canlı var ise, hepsini kıyâmetin kopmasından sonra diriltip, dünyâda yaptıklarının hesâbını vermek üzere Arasât denilen meydanda toplamasıdır. Kıyâmet günü bütün canlılar mahşer yerinde toplanacak, her insanın amel defteri uçarak sâhibine gelecektir. Bekara sûresinin 203. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Allah’tan korkun ve bilin ki muhakkak hepiniz haşr olunacaksınız) buyurulmaktadır. Neşr kelimesinin dini terim olarak anlamı ise, âhirette, ölülerin diriltilip, hesâbları görüldükten sonra, cennetliklerin Cennete ve cehennemliklerin de Cehenneme dağılmalarıdır. Bir kimse, kıyâmet günü kimler arasında bulunacak ise, kabir hayâtında da, onların arasında bulunur. Dünyâda iken kimleri seviyorsa, kimlerin arasında yaşıyorsa, kıyâmette de, onlarla berâber haşrolunacaktır. Peygamber efendimiz; (Yemîn ederim ki, Allahü teâlâ, insanı sevdikleri ile berâber haşredecektir) buyurmuştur. Kıyâmet için ne hazırladın? Bir kimse, Resûlullah efendimize kıyâmet hakkında suâl sorunca; -Kıyâmet için ne hâzırlık yaptın? buyururlar. Soran kimse; -Allah ve Resûlünün sevgisini hâzırladım cevabını verir. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; -Sevdiklerinle berâber olursun buyurmuşlardır. İmâm-ı Nevevî hazretleri, bu hadîs-i şerîfi açıklarken; “Bu hadîs-i şerîf, Allahü teâlâyı, Onun Resûlünü, sâlihlerin ve hayır sâhiplerinin dirilerini ve ölülerini sevmenin kıymetini, faydasını bildiriyor” buyurmuştur. Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek demek, emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, bunlara karşı edebli, saygılı olmak demektir. Sâlihleri severek onlardan faydalanmak için, onların yaptıklarını yapmak lâzım değildir. Çünkü, onların yaptıklarını yapan da, onlardan olur. Peygamber efendimiz bir gün; (Bir cemâati seven kimse, onların arasında haşrolunur) buyurunca, Ebû Zer Gıfârî hazretleri; -Yâ Resûlallah! Bir kimse, bir cemâati sevse, fakat onların yaptıklarını yapmasa, nasıl olur, diye arz edince, Resûlullah efendimiz; -Yâ Ebâ Zer! Sevdiklerinle berâber olursun buyurmuşlardır. Abdullah ibni Vehb hazretlerine, zamanın halîfesi mektup yazıp, kâdı yani hakim olması için teklifte bulunur. Fakat o, mesûliyetinin çok ağır olması sebebiyle kabûl etmez. Kendisine; -Niçin kabûl etmiyorsunuz? Allahü teâlânın kitâbı, Resûlullahın sünneti ile hüküm verirsiniz diyenlere; -Bilmiyor musunuz? Kıyâmet günü âlimler peygamberlerle ve kâdılar sultanlarla berâber haşrolunacaklar, berâber diriltilecekler buyurur. Peygamber efendimiz; (Çoluk çocuğu çok ve rızkı az olup, namâzlarını, şartlarına uygun olarak kılan ve Müslümânları gıybet etmeyen, Kıyâmette benimle birlikte haşrolunacaktır) buyurmuştur. Rükneddîn Ebü’l-Feth hazretleri, bir talebesine yazdığı mektupta buyuruyor ki: “Şunu kesin olarak bilmelidir ki, insan iki şeyden ibârettir. Sûret ve sıfat. Hüküm sıfata göredir, sûrete göre değil. Hadîs-i şerîfte; (Allahü teâlâ, sûretlerinize ve amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar) buyuruldu. Ama sıfatın hükmü, hakîkat üzere, ancak âhirette görünür. Çünkü orada her şeyin hakîkati zâhir olur. Bu sûret gidicidir ve herkes kendi sıfatına uygun şekilde haşrolunur. Nitekim Bel’am-ı Bâurâ, o kadar tâatiyle birlikte, köpek sûretinde haşrolunacaktır. A’râf sûresi 176. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Onun hâli köpeğe benzer) buyuruldu. “Senin perdeni açtık!” Bunun gibi zulmeden, başkasının malına, canına tecâvüz eden, kendini kurt sûretinde; kibirli olan, kaplan sûretinde; cimri ve harîs olan da, kendini domuz şeklinde bulacaktır. Kâf sûresi 22. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Şimdi senin perdeni açtık! Artık bugün gözün keskindir) buyurulması, bunu gösterir. İnsan, bu kötü sıfatlardan temizlenmedikçe, hayvanlar sırasında yer almaktadır. A’râf sûresi 179. âyet-i kerîmesinde meâlen; (İşte onlar, hayvanlar gibidir; doğrusu daha sapık ve aşağıdırlar) buyuruldu. Nefsin tezkiyesi, temizlenmesi ise, ancak Allahü teâlâya sığınmak ve O’ndan yardım istemekle mümkündür.” Netice olarak herkes, dünyadaki yaşayışına bakarak, âhirette, mahşer gününde kimlerle ve ne halde haşrolacağını bilebilir. İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin buyurduğu gibi: “İnsanlar dünyâdaki işlerine göre haşrolunur. Allahü teâlânın yolundan ayrılanlar, o hâl üzere haşrolunur. Zulmedilerek ölenler, zulüm olundukları üzre, her birinin altında, kendilerine zulmedenler bulunarak haşrolunurlar. Bu zamânda melekler, onları, fırka fırka, cemâat cemâat sevk ederler.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT