BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bak şu bacaksıza!

Bak şu bacaksıza!

1980’li yıllar... Türkiye’nin tek kanallı TV dönemi... 13 yaşlarında bir çocuk. Siyah dalgalı saçlarıyla, kürdan misali sol ayağında top sektiriyor. Top ayağına iğnenin mıknatısa yapışması gibi yapışmış ve yakışmış. Çevresi virane yapılarla dolu toprak bir sahada. Siyah-beyaz görüntü. Yer Arjantin. Belli ki bu çocuktaki farklılık o yaşlarda görülmüş. Televizyon röportaj yapıyor.



1980’li yıllar... Türkiye’nin tek kanallı TV dönemi... 13 yaşlarında bir çocuk. Siyah dalgalı saçlarıyla, kürdan misali sol ayağında top sektiriyor. Top ayağına iğnenin mıknatısa yapışması gibi yapışmış ve yakışmış. Çevresi virane yapılarla dolu toprak bir sahada. Siyah-beyaz görüntü. Yer Arjantin. Belli ki bu çocuktaki farklılık o yaşlarda görülmüş. Televizyon röportaj yapıyor. Muhabir: Ne olmayı hedefliyorsun? Çocuk: Ben Arjantin Milli Takımı’nın kaptanı olarak, İngiltere’yi yenip, Dünya Kupası’nı kazanmak istiyorum. > SİLAHIN YAPAMADIĞINI YAPTI O yaşta, hurdahaş bir ülkenin yoklukları arasındaki bir çocuğun söylediklerine bakınız. İyi de niye İngiltere? Belli ki hedeflemesinin içine, İngiltere’nin Falkland adalarına sulanmasından kaynaklanan bir hırs modüle edilmiştir. Ada milletinin sömürge hırsı bu Latin ülkesine kadar uzanmış ve Arjantin insanının bir şey yapamama çaresizliği ve kini bu çelimsiz ufaklığın hayal dünyasına akmıştır. Bu çocuk 1986’da Arjantin Milli Takımı’nın kaptanı olarak Dünya Kupası’nı kaldıran Diego Armando Maradona’dan başkası değildir. Evet başarmıştır. Üstelik İngiltere’yi, orta sahası ve defansını ipe dizerek attığı, o meşhur dünyayı kendisine hayran bırakan golle yerle bir ederek. Arjantin’in zayıf ordusu ve silah gücünün yapamadığını, bu süper bücür dünyanın gözü önünde, bir çeşit soğuk savaşla gerçekleştirmiştir. ??? Hedefsiz yelkenliye rüzgâr da yardım etmez. Mutlaka hedefiniz olmalı. Hedefli olmak (ütopik olmamak şartıyla) zararlı değildir. Aksine günümüzde hedefsizliğin sıkıntısını çekmiyor muyuz? Ülkemizi sadece hedefli liderler (hedefsizlerin hücumlarına rağmen) olabildiği kadar, bir yerlere getirebilmiş değil mi? Hedeflerinizin başarılabilirlik içinde olması tabii ki önemli. Ama biz, spordan iş ve siyaset çevrelerine kadar, hatta evini geçindirmek derdindeki insanımıza kadar, gereksiz korkularla, yapabileceğini yapamayanların olduğunu düşünüyoruz. > HEDEFİM İKİZ KARDEŞİM Üzeyir Garih demişti ki, “Benim bir yelkenlim var. Rüzgara hükmetme kudretim yok. Önüm girdaplarla dolu. Gidecek hedefim de var. O halde geriye bir tek şık kalıyor. Rüzgârın esişine göre yelkenlime manevra yaptırmalıyım. Çünkü hedefime varmak zorundayım.” Herkesin hedefleri farklıdır. Amatör bir sporcuysanız neden milli takım futbolcusu olmayı hedeflemiyorsunuz. Ancak bunun için çok çalışmanız gerektiğini unutamazsınız. Bu kadar futbolcudan bana mı sıra gelecek derseniz zaten baştan kaybettiniz demektir. Hayır. Bunu kabul etmeyin. Eğer hem futbol oynayan hem okuluna giden bir sporcuysanız hayatınızı riske etmeden başarabilirsiniz. Birçok yıldız futbolcunun akademik kariyeri olduğunu unutmayınız. Eğer yeni işyeri kurmuş bir tüccarsanız sadece başarıya kilitlenmelisiniz. Sadece -inkâr edilemeyecek- maliyetlerin altında ezildiğinizi hissederseniz görüşünüz sislenmiş demektir. Akılcı kararlar vermeyi unutun gitsin. Eğer çiçeği burnunda bir siyasetçi olmayı ve bu toprağın insanına hizmet etmeyi düşünüyorsanız, menfaat için o koltukları doldurmuş olanlar bana hayat hakkı vermez dememelisiniz! Karıncaya sormuşlar, böyle nereye gidiyorsun diye. Hacca gidiyorum demiş. Gülerek senin ömrün yetmez buna demişler. Biliyorum, o yolda ölmek de yeter demiş... İnandığımız kadar başarılı oluruz. > AH! O GÜNÜ BİR GÖRSEK! Şafak gecenin en koyu anında söker. Hayattaki başarılarımızı zor durumlardaki direncimiz belirler. Bu direnç de inanmamız ile doğru orantılıdır. Herkes inandığıyla karşılaşır. En çok inanan en çok kavuşur. Unutmayın yer yüzünde ilahi adalet vardır. Eğer hedeflerinize varamazsanız, bilesiniz ki, yine hedefsiz olarak varabileceğiniz durumdan çok daha iyi durumda olacaksınız. O halde mutlaka hedefli olunuz. Bir spor adamı olarak bana ‘Sizin sporda bir hedefiniz var mı?’ diye soracak olursanız elbette var diyeceğim. Ve o hedefimi bir dahaki yazımda işleyeceğim. Ama size bir ipucu! Bu hedef sadece benim değil, hepimizin bilinç altımızda, yüreğimizin en ücra köşesinde yıkılmışlıkla yoğrulmuş ama hiç soğumamış, küllenmemiş, vaktini, zamanını bekleyen müthiş bir hedef. Gelecek yazımızda eminim ki kendinizi de bulacaksınız. Görüşmek üzere...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT