BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gelenekler yaşatılıyor

Gelenekler yaşatılıyor

Şanlıurfa’da kente egemen olan toplulukların tarih boyunca bırakmış oldukları derin kültür izleri yörenin çeşitli bölgelerinde hâlâ yaşanıyor.



> İnan Arvas Bünyesinde birçok medeniyeti barındırmış olan tarihi Şanlıurfa şehri üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen kültürüne sahip çıkarak günümüze kadar getiriyor. Şanlıurfa’da kente egemen olan toplulukların birçoğunun tarih boyunca bırakmış oldukları derin kültür izleri yörenin çeşitli bölgelerinde hâlâ yaşanıyor. Geçmişi Selçuklular’a kadar uzanan “sıra gecesi” kültürü, Şanlıurfa gecelerinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Çok eski bir toplantı geleneği olan sıra gecelerine son zamanlarda eklenen sazlı sözlü eğlenceler bu nostaljiye farklı bir boyut katıyor. Şanlıurfa halkının kültüründe ayrı bir yeri olan “mırra” geleneği ise dostluğun, kardeşliğin ve vefanın adeta bir temsilcisi. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var” sözüne burada “mırra” ile daha farklı bir anlam kazandırılıyor. Özel kulpsuz fincanın dibine azıcık konarak içilen acı, keskin ve etkileyici bir kahve çeşidi olan “mırra”, Urfa’nın önemli bir klasiği olmayı sürdürüyor. Urfa’nın vazgeçilmezi Şanlıurfa halkının leblebi gibi yediği acıdan simsiyah kesilmiş baharatı olan isot bilmeyeni yakıyor bilene haz veriyor. Halkın yemek kültüründe baş rol oynayan “isot” daha bebek yaşındaki çocuklar tarafından ekmek peynir gibi yeniyor ama acısı bana mısın demiyor. Her yemekte ve hatta kahvaltıda bile sofraların ekmeği ve suyu gibi değerli olan, ve o olmadan oturulmayan “isot”, Şanlıurfa kültürünün apayrı bir yelpazesini yansıtıyor. Genellikle Suriye’nin Şanlıurfa sınırındaki köylerde süregelen “döğme” geleneği sadece yaşlılar arasında rağbet görüyor. Kişinin toplumdaki yerinin belirlenmesine yardımcı olan döğmeler; erkeklerde gücü, bayanlarda ise güzelliği temsil ettiğine inanılıyor. Kullanılan köylerde isminin “Dek” olarak bilindiği döğmeler insanları nazarlardan, hastalıklardan ve afetlerden koruduklarına inanılıyor. “Karaçi” diye adlandırılan döğme ustaları tarafından belli bir ücret karşılığında yapılan döğmeleri yaptıran erkeklere “Medkuk” bayanlara ise “Medkuke” deniliyor. Çiğ köfte efsanesi Doyumluk değil, tadımlık olarak yapılan bir ikram yemeği olan çiğ köftenin geçmişi çok eskiye gidiyor. Efsaneye göre Nemrut, şehirdeki yakacakları toplayıp ateş yakmayı yasaklayınca halk ne yapacağını düşünür. Bir avcının vurduğu ceylan etinden, hanımı bugünkü çiğ köftenin karışımı olan; et, bulgur ve isottan oluşan ilkel şeklini hazırlar. Zaman içinde çok beğenilir. Bir zaruretten doğan yemeğe 4 bin yıl kadar önce işte böyle başlanır ve zaman içinde geliştirilerek bugünlere ulaşır. Şanlıurfa ile özdeşleşmiş olan çiğ köfte, aslında yöre kadınlarının kıvrak zekasının bir ürünüdür.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT