BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaç Kürt, İstanbul’a pasaportla gelmek ister?

Kaç Kürt, İstanbul’a pasaportla gelmek ister?

Şimdi şu makalede “Kürt” diye yazabiliyoruz. Peki siz bilir misiniz bir zamanlar bu kelimeyi kullanamadığımızı, onun yerine “Güneydoğulu” demek zorunda kaldığımızı? Yaşayanlar tabii ki bilirler ama bilmeyen milyonlar da var. O dönemlerde, 12 Eylül darbesinden sonra Kürtler, kanunla yok edilmişti. Bir koca kitle kanun çıkartılarak yok farz edilince elbette ortalıkta Kürtçe diye bir lisan da kalmıyordu. Bu kanunlar ancak 10 yıl gibi yaşayabildi. 10 Yıl sonra birinci ağızdan “Kürt kimliği” tanındı, 20 Yıl sonraysa TRT’de Kürtçe televizyon yayını başladı. Bu ne yaman çelişkidir.



Şimdi şu makalede “Kürt” diye yazabiliyoruz. Peki siz bilir misiniz bir zamanlar bu kelimeyi kullanamadığımızı, onun yerine “Güneydoğulu” demek zorunda kaldığımızı? Yaşayanlar tabii ki bilirler ama bilmeyen milyonlar da var. O dönemlerde, 12 Eylül darbesinden sonra Kürtler, kanunla yok edilmişti. Bir koca kitle kanun çıkartılarak yok farz edilince elbette ortalıkta Kürtçe diye bir lisan da kalmıyordu. Bu kanunlar ancak 10 yıl gibi yaşayabildi. 10 Yıl sonra birinci ağızdan “Kürt kimliği” tanındı, 20 Yıl sonraysa TRT’de Kürtçe televizyon yayını başladı. Bu ne yaman çelişkidir. Bu çelişki, devletin çelişkisi. Önce yok diyorsun, sonra var diyorsun. Önce inkâr ediyorsun, sonra kabul ediyorsun. Eğer her çelişki bir hataysa devletin hiç çekinmeden bu hataları ikrar etmesi yine devletin menfaatinedir. Son çeyrek asırda Kürt probleminde karşılıklı vahim hatalar işlendi. Bir tarafta yabancı maşası insafsız ve vicdansız bir kan dökücü örgüt, diğer tarafta devlet. Çok Kürt bu ikisi arasında sıkışıp kaldı. Devletin yanlış uygulaması da, ihmali de örgüte yaradı. Zaten tek parti döneminden ağır icraatlar devralınmıştı. Kürtlerin çoğu Şafii mezhebinde tertemiz vatandaşlarımızdır. Bu kardeşlerimiz İslamiyet’i en halis şekilde yaşarlar. Terbiyeli insanlardır. Ne yazı ki çelişkiler, hatalar, strateji ve siyaset fukaralıkları, küskünler, kırgınlar, örgüt sempatizanları meydana getirdi. Bir yazımız için bir okuyucumuzun telefon açarak bize söylediklerini burada nakletmiştik. Okuyucumuz teşekkür ettikten sonra şöyle diyordu “iki arada kaldık, Türkler Kürt, Kürtler hain” diyorlar. Bunun gibi çok geniş bir zümre var. Her Kürtçe konuşan Kürtçü değil. Kürtçülük yapanlar bir azınlık. Fakat çok yerde olduğu gibi azınlık bir şekilde çoğunluğa hükmedebilmekte. Ankara, Türkiye, asla ve asla düşmanlık şeklinde anlaşılacak siyasetler üretmemelidir. Kürt menşeli vatandaşlarımız sadece güneydoğuda yaşamıyor. Bir çok batı şehrinde de hatırı sayılır miktarda Kürt mevcut. Güzel olan şu ki PKK ile mücadele seyrederken, hatta bazen günde 10 Tabut gelirken bile bir tek Kürdün kılına dokunulmadı. Bu vatandaşlarımızın sağduyusudur. Bu sağduyuyu din kardeşliği, kültür birliği, gelenekler, tarihi gerçekler vs. beslemekte. Örgüt bu bağları koparmaya çalışıyor. Her yanlış devlet politikası örgüte yarar. Hadiseye makro planda bakmaya mecburuz. Kürt sadece Diyarbakır, İstanbul, Bursa veya Şırnak’takinden ibaret değil. Erbil, Süleymaniye, Musul’daki Kürtler de bizim. Her zaman diyoruz. Azerbaycan’a , Dağlık Karabağ’a sahip çıktığımız gibi Kürtlere de sahip çıkmalıyız. PKK Kürtlere değil, batılı emperyalistlere hizmet ediyor. Bu gerçeği anlatabilmenin yollarına bakmalı. Müşterekleri ön plana çıkartmalıyız. Hiçbir Kürt İstanbul’a pasaportla gelmek istemez. Ne güneydoğulu, ne Kuzey Iraklı Kürt. Bu şehir onlar için de “aziz İstanbul”dur. Terör bir ur, uru bünyeden çıkartmak ustalık ister. Bünyeyi ura feda edemezsiniz. Büyük devlet, büyük düşünen devlettir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT