BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstanbul’da dev eğitim atağı

İstanbul’da dev eğitim atağı

Bir kere daha tekrarlayalım, bizim medeniyetimiz, bir sivil medeniyettir. Selçuklu, Osmanlı dönemi hayır-hasenat işlerine baktığımızda bunların şahıs eserleri olduğunu görürüz. Hamiyetperverlikte de hanımlar haylice ön planda, belki de sayıca daha fazlalar. Ecdat, hastane, mektep, köprü gibi cemiyetin ihtiyacına dönük ne varsa bunlar için seve seve servetler harcayarak insan adlı yüksek varlığın hizmetine vermiştir.



Bir kere daha tekrarlayalım, bizim medeniyetimiz, bir sivil medeniyettir. Selçuklu, Osmanlı dönemi hayır-hasenat işlerine baktığımızda bunların şahıs eserleri olduğunu görürüz. Hamiyetperverlikte de hanımlar haylice ön planda, belki de sayıca daha fazlalar. Ecdat, hastane, mektep, köprü gibi cemiyetin ihtiyacına dönük ne varsa bunlar için seve seve servetler harcayarak insan adlı yüksek varlığın hizmetine vermiştir. Medeniyetimiz sivil, eser verenler hatta bazen sade vatandaşlar iken bir dönem gelmiş her şeyi devletten bekler olmuşuz. Nereden çıkmışsa devlete bir “baba” sıfatı yakıştırılmış. Ondan sonra neredeyse evdeki sobaya odun atma hizmeti bile devletten beklenir olmuş. Son çeyrek asırda vatandaş merkezli hizmet tekrar ön plana geçer oldu. Zenginler, müstakbel hayır sahipleri önce çekingen davrandılar. Çünkü... İtimat kalmamıştı. Verilecek arsanın, paranın, malın bir şekilde yenileceği, o olmazsa çar-çur edileceği artık bir kanaat haline gelmişti. Ama yavaş yavaş bu kanaat ortadan kalktı. Daha da verimli olması için hükümetlerin, valiliklerin, kaymakamlıkların sür’ati arttırmaları gerekiyor. Yapılacaklardan biri bu alana mahsusu mefhumlara yeniden işlerlik kazandırmaktır. Hiçbir “sponsor” kelimesi hayır, hayırsever, Hamiyetperver, şefkat, müşfik, müşfik insan ifadelerinin yerini tutamaz. Zira bunlarda mânevi bir ağırlık, metafizk bir derinlik var. Dün İstanbul Vilayet binasındaydık... Tarihi bir kere daha kendi mekânında soluduk. Eğitime destek verenlerle imza töreni varmış, bizi de davet ettiler, gittik. İyi ki de gittik. Gördüklerimize fevkalade memnun olduk. Şunu bir kere daha müşahede ettik ki zenginimiz inanırsa kesenin ağzını açar. İstanbul Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü, kaymakamlıklar, bazı belediyeler, bazı vakıflar, odalar vs bu inancı kalblere yerleştirmişler. Tarihi çatı altında Silivri’den Tuzla’ya 14 ilçede 26 protokol imzalandı. Mânâ tekrar koptuğu yeri buldu. 1 Anadolu lisesi, 4 Meslek lisesi, 7 Genel lise, 9 İlköğretim okulu, 2 Ana okulu, 1 Otistik çocuklar eğitim merkezi, 1 Kültür merkezi olmak üzere 25 okulda 504 dershane hizmete girecek. Dün İstanbul Valiliğinde 25 hayırsever, Hamiyetperver 25 güzel insanın yaptığı bağışın maddi değeri tam 60 Milyon YTL. Bu meblağla birlikte valiliğimizin önderliğinde son 4 yılda elde edilen yekun bağış miktarı 400 milyon YTL’yi bulmuş oluyor. İstanbul valisi sayın Muammer Güler’i bu konuda çok gayretli gördük. Şu dediğini kim imzalamaz? ‘Paylaşmak, Cenab-ı Hakkın, beşeriyete bahşettiği en müstesna hasletlerden biridir. Mezar taşında isim yazması güzel ama bir eserin cümle kapısında yazması daha güzel!’ Bunu diyen valinin hedefi 5 yılda 16 bin dershaneye, bir başka ifadeyle 600 Okula ulaşmak. Valimiz, meseleyi kendine aşk edinmiş. Keza Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, bazı kaymakamlar, bazı belediye başkanları mesela Vehbi Orakçı, Osman Develioğlu, Mehmet Çakır yine aynı heyecan içindeler. Zaten Beylikdüzü belediye başkanı Vehbi Orakçı’nın sosyal hayattaki yeri, Muammer Güler’in daha kaymakamlık zamanından başlayarak nasıl bir eğitim sevdalısı olduğunu ortaya koymakta. Muammer Güler adlı genç kaymakam Horasan’da vazifelidir. Bir gün Iğır-Bığır adlı köyde fakir fakat kabiliyetli bir genç keşfeder. Onun elinden tutar. Bu genç işte bugün 12 Okulun altında imzası olan, seçimlerdeki rakibine bile okul yaptırtan Beylikdüzü’nde hamle üstüne hamle gerçekleştiren mühendis belediye başkanı Vehbi Orakçı’dır. Tabii her şey başa bağlı... Bir hakkı teslim vicdan borcudur. İlk defa AK Parti iktidarında eğitim bütçesi bir numaralı bütçe oldu, hazineden en yüksek payı aldı. Milli Eğitim bu dönemde şaha kalktı. Şayet siyasi irade destek vermeseydi şüphesiz ki şu yapılanlar en azından zorlaşırdı. Doç. Dr. Hüseyin Çelik, gelmiş geçmiş en çalışkan Milli Eğitim Bakanlarımızdan biridir. Onu bu bakanlığa getirmekle sayın Erdoğan ülkeye büyük iyilik yapmıştır. Eğitimde şartları iyiye doğru zorluyoruz. Bu hızla gidersek her vali, her kaymakam, her başkan, aynı şevkle çalışırsa yakın gelecekte ikili eğitim ve kalabalık sınıf kalmayacaktır. Kim bu ülke için tek damla ter döker, bir kuruş harcarsa Allah, ondan razı olsun. Bir mum da sen yak. Cehaleti bir adım da sen gerilet.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT