BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Feldkamp’ın parmak izleri!..

Feldkamp’ın parmak izleri!..

Galatasaray’ın “transfer rotası”, Feldkamp’ın “geçen sezonun devre arasında işe soyunduğunu” gösteriyor!.. Liste “o zamandan yapılmış”, Adnan Polat ile “anlaşmaya varılmış”, sonra da liste “Adnan Sezgin’in cebine konarak”, ona “Hadi bakalım yollara düş” denilmiş!..



Galatasaray’ın “transfer rotası”, Feldkamp’ın “geçen sezonun devre arasında işe soyunduğunu” gösteriyor!.. Liste “o zamandan yapılmış”, Adnan Polat ile “anlaşmaya varılmış”, sonra da liste “Adnan Sezgin’in cebine konarak”, ona “Hadi bakalım yollara düş” denilmiş!.. Galatasaray yönetiminde “İstemezük” demekten başka bir şey yaptıkları görülmemişlerin, “medya desteği” ile kopardıkları kıyamete “bu defa nasılsa göğüs geren” Başkan Özhan Canaydın’ın da “yeşil ışığı yakması” ile, yıllardan beri Galatasaray’da “ilk” defa “ne yapıldığı, neden yapıldığı, nasıl yapılacağı” çok iyi hesaplanmış bir transfer politikası ile “yenilenme” programı uygulamaya konulmuş; alkışlar!.. Görülüyor ki, Özhan Canaydın, “iade - i itibar edebilme”yolunun “Feldkamp - Adnan Polat - Adnan Sezgin üçlüsüne inanmak ve güvenmekten geçtiğini” nihayet anlamış!.. “Lincoln - Linderoth - Bouzid - Servet - Volkan - Orkun” listesi, akıl, mantık, bilgi, beceri ve her şeyden de öte “heyecan ve ümit” dolu!.. Mevcut kadroya dahil olacak bu oyuncularla, Galatasaray’ın “UEFA Şampiyonluğu başarısını” yeniden yakalaması pek mümkün!.. Zira, Feldkamp, “Gerets’in darmadağın ettiği ve bitirdiği” kadroyu toparlayacak kadar bilgili, tecrübeli ve olgun bir hoca, bir insan sarrafı!.. “Gerets’e haksızlık yapıldı, Feldkamp gibi emekli olmuş bir hocanın takımın başında işi ne” diye düşünenler, “yapılan transferlere baktıklarında bile” ne kadar yanıldıklarını görmeliler!.. Takım sahaya çıktıktan sonra ise, zaten “her şey” açık açık görülecek!.. “Roberto Carlos” adının büyüsüne kapılanlar, yapılan transferler konusunda “Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki farkı” da çok değil, birkaç ay içinde anlayacaklar!.. Bu arada sevgili Naci Arkan’a da “küçük” bir notum olacak: “Rüştü’nün yaşı”, bir kaleci için olgunluk yaşıdır. Roberto Carlos’un yaşı ise, hele hakkında “önemli sakatlık” iddiaları varsa ve bu yüzden geçen sezonda çok önemli maçlarda yer alamamışsa, faal futbol hayatının sonlarına geldiğini gösteren yaştır. “Böyle” olmasa, Rus mafyasını arkasına alan Rus patronların milyar dolarlar harcadığı kulüplerden biri, Roberto Carlos’u almaz mıydı?.. >> Komedi!... Galatasaray’ın “neden” böylesine bir malî, idarî kriz içinde olduğuna şaşmamalıyız; “böyle” bir Başkan’la “Galatasaray bu hâlde ise”; bütün Galatasaraylılar’ın “Galatasaray’ın hâline şükretmesi” ve de “Ne büyük kulüpmüşüz ki, hâlâ ayaktayız” demeleri gerek! Galatasaray Başkanı, aynı zamanda “Kulüpler Birliği’nin de başkanı”, maşallah “o başkan olduğundan beri” Kulüpler Birliği’nin geldiği hâle bakın, durumu daha iyi anlarsınız!.. Kulüpler Birliği’nin “az sayıda başkan, çok sayıda vekâlet ve yetkili olup olmadıkları bilinmeyen bazı kulüp yöneticilerinin katılmasıyla yaptığı” ve sayın Başkan’ın “Çoğunluk vardı, kararlar da oy çoğunluğuyla alındı” dediği toplantıda “Hem Federasyondan istenenler ve beklenenler 18 maddede toplandı”; hem de “26 Haziranda, yani 4 - 5 gün sonra yapılacak Genel Kurul’da seçim yapılması” istendi!.. Başkan da çıkıp “Bu kararları ve istekleri yazlı olarak Federasyon’a bildireceğiz, bu bizim hakkımız” dedi!.. İyi de sayın Başkan “Seçim istediğin, ‘güven tazele’ aldatmacası ile yeni bir federasyonun kurulması için açık gizli yapılan çalışmalara yeşil ışık yaktığın” ve daha da açıkçası “Gitmesini istediğin” bir Federasyon’a “18” konuda, hem de “çok önemli” konuda “Bunları yap” demek ne oluyor?.. “Git” mi, “yap” mı?.. “Git” dediğin Federasyon, “neden” yapsın?. “Yap” dediğin Federasyon, “neden” gitsin?.. Kuzum, sen “nasıl” bir başkansın?.. HHH Not: Bugüne kadar Özhan Canaydın’ı çok ağır şekilde eleştirdiğim yazılarım oldu. Hiç birinde “Galatasaray başkanı olduğu için” ondan söz ederken “Sen” kelimesini kullanmadım, bu hususa özenle dikkat etmiş, hep “Siz” demiştim. Ama Galatasaraylılar gücenmesinler, artık “aynı” hassasiyeti göstermeyeceğim, zira Özhan Canaydın “bu hassasiyeti” hak etmiyor!.. >> Akıl ve ayak!.. Tam ben yazmaya hazırlanmıştım; Milliyet’te sevgili Nilay Yılmaz beni atlattı!.. Böylece “Briç ve Biz” başlıklı yazım çöpe gitti!.. Zira, “briçi öğrenemeyen” Nilay Yılmaz’ın dün yazdıkları ile, “briçi, satrançla beraber çok seven ve oynamaktan da büyük keyif ve zevk alan” Öcal Uluç’un yazacakları “üslûp farklı” olsa da “esasta aynı idi!..” Antalya’da aralarında ünlü briççilerinde olduğu 2000’e yakın briççinin katıldığı “Üçüncü Avrupa Açık Briç Şampiyonası vardı” ve benim anlı ve de şanlı medyam bu konuda hemen hemen “sıfır” çekmişti!.. Tıpkı, “satranca duyulan yabancılık gibi”, briçe de sırtımızı dönmüştük!.. “Akıl” sporlarına “hayır”, ama “ayak” sporcularına “evet”; işte medyadaki parolamız!.. Üstelik satranççılarımız da, briççilerimiz de, dünya masalarında “kendilerinden söz ettirir” hâle gelmişlerken!.. Yazık, hem de çok yazık!.. >> Kare as tamamlanmalı!.. Aziz Yıldırım - Turgay Demirel “basketbol ortaklığının içinde” Aydın Örs sırıtıyordu; o gönderildi, yerine “Tanjeviç getirildi”; ortaklık tamamlandı!.. Yooo, aslında bir eksik var; Doğan Hakyemez!.. Onu da Fenerbahçe’ye ve “eski görevi olan” Milli Takıma menajer olarak getirseler; kare tamamlanacak!.. Tam bir “kare as”; benden söylemesi; iyi düşünsünler!.. >> Erzik ne diyor?.. Türkiye’nin şu anda “Uluslararası futbol kuruluşlarında uzun yıllardır yaptığı önemli görevler” sebebi ile “en tecrübeli” faal futbol adamı, Şenes Erzik’tir!.. Kulüpler de, Federasyon da “onun söylediği” sözlere dikkat etmelidir!.. Erzik diyor ki; “Sahaya çıkacak Türk takımında 6 Türk oyuncu olması şarttır!..” Zaten FIFA’nın da “şu anda gündemine aldığı” en önemli konulardan biri “budur” ve FIFA da “milli federasyonlara 6/11 formülünü dikte ettirmek için” çalışmalar yapıyor!.. Tam bu sırada “sınırsız yabancı kontenjanı istemek” dünya futbolunda esmeye başlayan rüzgara karşı yelken açmaktır!.. “Rüzgar almayan” o yelkenler, Türk Futbolu’nun başarıya götürmez, gidilecek yer; bataklıktır!.. “Benden sonra tufan” diyen ve bu yüzden FIFA arşivlerini “anlaşmazlık dosyaları ile dolduran” kulüp yöneticilerimiz, hâlâ ders almamış görünüyorlar!.. “Bazı kulüplerim seçim istemesinin ardında yatan” gerçek de “sınırsız bataklık yolculuğu bileti” konusundaki ısrarlarında ve bu konuyu bir tehdit, hatta şantaj hâline getirmelerinde yatmaktadır!.. Vah ki, ne vah!.. >> Spor Teşkilâtı sorumludur!.. Hiç utanmadan, sıkılmadan bir de “Kocamın ve hocamın masrafları da karşılanmalı” diye tutturmuştu!.. Zaten “uzun zaman” da “öyle” yapılmış, sonra uyanılmış ve önüne gelen herkese, “Bakan’ından, Genel Müdür’üne, Federasyon Başkanı’ndan gazetecisine kadar” söylenmedik lâf bırakmayan bu “Koca - Hoca’ya nihayet ceza verilmiş” ve “masraflarının karşılanması uygulaması” da sona erdirilmişti!.. Resmen ve alenen milletle, spor teşkilatı ve Atletizm Federasyonu ile alay eden, bunca yıldır “ortada görünmeyen”, tek yarış koşmayan, devamlı olarak “tüyü bitmemiş yetim hakkının bulunduğu bu milletin parası ile” dünyanın “keyfinin istediği” yerlerinde “kamp yapıp, çalışan” Süreyya Ayhan Kop hanımefendinin, bitmeyen kapris ve sürdürülmesine izin verilen inadı yüzünden, gelinen nokta hazindir ve ne yazık ki, bu noktaya gelinmesinde “spor teşkilâtının çok büyük payı vardır!..” “Bizi isteyen ve bekleyen onca ülke var” tehdidini bile savuran bu ikiliye, “Ne hâliniz varsa görün” diyemeyen, taviz üstüne taviz veren spor teşkilatı yetkilileri, şimdi şaşkınlık içinde “ne yapacaklarını bilemeden” kıvranıyorlar!.. Daha da kıvranacaklar!.. Onlara, “ne yaptıklarından, neden yaptıklarından haberlerinin olmadığı” bir sporcuya ve kocası - hocasına, bunca tavizi vermelerindeki sebebi sormayacağım, zira ne diyeceklerini biliyorum, soracağım şey başka: Spor teşkilâtı yetkililerinin, “hedef tayininde, program yapılmasında, çalışma seyrinde en ufak söz hakkının olmadığı, hatta denetimini bile yapamadığı” bir sporcu için, “devletin ve milletin bunca parasını harcama yetkileri” var mıdır?.. Bu yetkiyi onlara kim vermiştir, nasıl vermiştir, neden vermiştir?.. “Şu anda çöpe atıldığı ortaya çıkan” bu para, “kimin zimmetindedir?..”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT