BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İş dünyasında kadının yeri

İş dünyasında kadının yeri

Türkiye’de kadın ve çevre konusu nedense hiç gündeme gelmiyor. Haa, feministlerin olur olmaz çıkışları yok değil, kadınların sırtından geçinmek isteyenler bu işi bihakkın yapıyorlar. Gündemde seçim olduğu için “kadın siyasete girsin” diyenler de var tabii. De, kadının iktisadi ve sosyal hayattaki yeri hemen hiç konuşulmuyor.



Türkiye’de kadın ve çevre konusu nedense hiç gündeme gelmiyor. Haa, feministlerin olur olmaz çıkışları yok değil, kadınların sırtından geçinmek isteyenler bu işi bihakkın yapıyorlar. Gündemde seçim olduğu için “kadın siyasete girsin” diyenler de var tabii. De, kadının iktisadi ve sosyal hayattaki yeri hemen hiç konuşulmuyor. Türkiye’de hangi mesele derinlemesine ve uzun soluklu ele alınmış da bu konular alınsın. Böyle de bir yapımız var. Bir meseleyi enine boyuna konuşup tartışmak sıkar bizi. Kakara kikiri işlere bayılırız. Sonra da kalkıp o karakter biz değilmişiz gibi işi pişkinliğe vurup, “Televole” türü programlar yaptığı için medyayı suçlarız bir de!.. İş dünyası ve sosyal hayattaki kadının yeri çok önemli halbuki. Hakeza çevre. Küresel ısınmadan dolayı daha da önem kazandı bu konu ama dedim ya, biz yarını düşünmek yerine bugünü yaşamayı seviyoruz!.. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) “İş Dünyasında Kadın” konulu bir rapor hazırlattırdı uzmanlara ve bu raporda kadının ekonomik faaliyetlerde neden ikinci planda kaldığı bir bir ele alındı. Bu raporun Prof. Dr. Gülay Budak, Doç. Dr. Meltem Özkaya, Doç. Dr. Kadriye Bakırcı, Doç. Dr. Oğuz Karadeniz ve Dr. Hakan Yılmaz gibi konusunda uzman kişiler tarafından hazırlandığını belirteyim öncelikle. Kadının iş hayatında karşılaştığı hukuki problemler ve aldığı kifayetsiz eğitim çok net ortaya konmuş bu raporda. Ayrıca, girişimci kadının ihtiyaç duyduğu finansı temin etmek istediğinde nasıl engellendiği de. Sadece kadın değil Kadının en belirgin özelliği doğum ve emzirme değil mi? Öyle tabii ama gel gelelim iş hayatında birçok mani var kadının bu asli fonksiyonunu yerine getirmede. İş Kanunu da bu hususta gerekli düzenlemeleri yapmış değil. Yaptıkları da yetersiz. Hele, kadın müteşebbis olmayı istiyor ve yatırıma yöneliyorsa, olmadık manilerle karşılaşıyor. Değerli uzmanlar tarafından hazırlanan rapor işte bu yönden çok önemli ve ciddi bir problemi gündeme getiriyor. Ancak, Türkiye’de istihdam edilen çocuk ve erkeklerin her bir şeyi halledilmiş değil ki. Onların da sayısız problemi var ve onlar da kadınların meselelerinden pek farklı bir görünüm arz etmiyor. Şayet, TÜRKONFED sadece kadınları değil de erkeği, çocuğu ve kadınıyla genel istihdamı ele almış olsaydı daha kalıcı bir hizmet vermiş olurdu, diye düşünüyorum. Çünkü, Türkiye’de işsizlik kanayan bir yara. Cinsiyeti ne olursa olsun çalışan insanların sayılamayacak kadar çok derdi var. Çalışmayanın da tabii. Eğitim mesela. Türkiye’nin son birkaç senede eğitime ayırdığı bütçe, diğerlerinden kat be kat fazla ama bir türlü istenilen sonucu vermiyor! Neden? Sanayicinin istediği elemanın vasfı ile eğitilen kişilerin niteliği birbirini tutmuyor da ondan! Kopukluk var yani!.. Örgün eğitim olsun, yaygın eğitim olsun; böyle bu. TÜRKONFED, kadın erkek ayırımı yapmadan sanayi ve eğitim arasındaki kopukluğu ortadan kaldırıcı projelere odaklansa daha verimli sonuçlar alırdı, derken bunu kastediyorum. Avrupa Birliği (AB), insan kaynaklarına zenginleştirsin diye Türkiye için 500 milyon euro tutarında bir fon ayırdı. Gerekli projeler üretilemediği için maalesef geri dönüyor bu fonlar. TÜRKONFED, bu projelere de sahip çıkabilirdi bir sivil toplum örgütü olarak aslında. TÜRKONFED 9 bin 600 üyesi olan güçlü bir sivil toplum kuruluşu. Kalkınma Ajansları’nın devreye girmesinde, KOBİ’lerin karşılaştığı problemlerin çözümünde aktif rol aldı. Hatta, 6. Çerçeve Programı’ndan hibe alan birçok projenin hazırlanmasına destek de verdi ama yetmez. Daha fazlasını yapması gerekiyor. TÜRKONFED Başkanı Celal Beysel, hükümetlerin sivil toplum örgütlerini oyun sahasına sokmak istemediklerini iddia etti ve “6. Çerçeve Programı konusunda birçok proje ürettik ama hükümet, bu alana girmememizi üstü örtülü bir şekilde hatırlattı bize” dedi. Çok ciddi bir iddia bu. Nasıl olur, dedim. Türkiye 6. Çerçeve Programı için AB’ye 600 milyon euro ödedi, karşılığında 60 milyon euro ancak aldı. Hal böyle iken hükümet sivil toplum örgütlerine neden bu alana girmeyin desin ki? “Aynen öyle oldu” dedi Celal Beysel; üstüne basa basa. Bu da üzerinde durulması gereken ciddi bir konu tabii. De... hükümetlerin vizyonsuzluğunu aşacak olan yine sivil inisiyatif. Hükümetin bağnazlık yaptığını kabul etsek bile bu engeli sivil toplum kuruluşlarının aşması lazım. Başka çaresi yok bunun!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT