BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Taşköprülüzade Ahmed Efendi

Taşköprülüzade Ahmed Efendi

Taşköprülüzâde Osmanlı Türklerinin ilk bilim tarihçisidir. Yirmi beş kadar eser vermiştir. Bunlardan ikisi (Şakayık-ı Nu’mâniyye ve Miftâh-üs-Se’âde), bilim tarihi bakımından çok önemlidir...



Taşköprülüzade Ahmed Efendi, Osmanlı âlimlerinin büyüklerindendir. Kendi asrının bir tanesi idi. 1495 (H.901) senesinde Bursa’da dünyaya geldi. İlk tahsilini babasından aldıktan sonra Bursa’da, o zamanın büyük medreselerine devam etti. İlk önce Arabi ilimlerini öğrendi. Daha sonra mantık, akaid, kelam okudu. Haşiye-i Tecrid ve Mevakıf Şerhi’ni büyük âlimlerden bizzat öğrendi. Sonra hadis ilmine başladı... Mezun olduktan sonra... Taşköprülüzade Ahmed Efendi, Medreseden mezun olduktan sonra Dimetoka Medresesine müderris oldu. Daha sonra İstanbul’da, Üsküp’te, tekrar İstanbul’da, Edirne’de çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra Bursa kadılığına tayin edildi. Buradan İstanbul kadılığına getirildi. 1554 senesinde gözleri zayıfladığı ve kitap yazmaktan halsiz düştüğü için emekliye ayrıldı. Taşköprülüzâde; Kanuni Sultan Süleyman devri ulemasından olduğu halde, Osmanlı devletinin kuruluşundan itibaren her padişahın dönemini bir “tabaka” olarak ele alarak, Osmanlı uleması ve eserleri ile ilgili ulaşıp kaydedebildiği bütün bilgileri derlemeyi başarmıştır. Yazdığı “Şakayık-ı Nu’mâniyye, Miftâh-üs-Se’âde” gibi eserler, Osmanlı devrinin en büyük ilmi kitapları sayılmaktadır... Vefat edeceğini anlayınca... Taşköprülüzade Ahmed Efendi, 1561 (H.968) senesinde İstanbul’daki evinde hastalandı. Vefat edeceğini anlayınca, evlatlarını yanına çağırdı ve onların yanında duaya başladı; “Âlemlerin Rabbine hamd ve O’nun Resûlüne ve âline ve eshabına salât ve selam olsun. Müctehid din imamlarımıza, tefsir ve hadis âlimlerimize, zahidlere, evliya-i kirama, ulema-i amiline, ağniya-i şakirine, fukara-i sabirine kıyamete kadar iyilikler ve hayırlar dilerim... Yâ Rabbi! İslam dini ve Ehl-i Sünnet üzere yaşadığımı ve bid’atlerden sakındığımı sen biliyorsun... Yüce Rabbim, evladım ve akrabam, üzerlerinde bulunan hakkım olduğunu söyleyip, benden helallik isterler. Üzerlerinde bulunan haklarımı onlara helal ettim. Vesselamü alâ Seyyid-il-enâm ve Sâhib-il-Kiram” dedikten sonra ruhunu teslim etti.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT